KKTC'de seçim müsrifliği! Türkiye gidişattan memnun değil!
30/05/2013
Ozan Ceyhun
KKTC Politikası fırsat bulduğu vakitler "kendisini övmeyi" seviyor.
Hele "hanedan" CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu ağarlarken "FB'nin kalecisi Lefter" tarzı bir çıkışla Kılıçdaroğlu'nun "KKTC Politikası'nı başarılı" bularak övmesi ancak "Fransız komedilerinde" izlenebilecek bir sahneydi.
Ufacık bir ülkede gereğinden fazla makamın ve de vekilin "koltuk koruma kavga ve hırsı" nedeniyle yaşananlar 2002 öncesi Türkiye'sinin beceriksiz ya da sadece "kendi çıkarlarını" düşünerek neden oldukları bir durum. Buna "hanedanların" ibirliği de eklenince işte şu andaki KKTC ile karşı karşıyayız.
İstanbul'un tüm ilçeleri tek, tek KKTC'den çok daha fazla nufüsa sahipler. Hepsi bir kaymakam ve belediye başkanı yönetiminde idare edilebilinmekte.
Dış İşleri Bakanı'nı "özel nedenlerden dolayı" cezalandıran ve yanından uzak tutan bir "hanedan" ya da "hanımın çiftliği" kavramının sadece dizi film olarak kavranmadığı KKTC, "onun da gece klüpleri" var denmesine rağmen bu dedikodulardan hiç rahatsız olmaksızın iktidar hesapları yapan siyasilerin ve aynı 2002 öncesi Türkiye'de olduğu gibi 100 yaşına gelseler de hala "ben gene aday olacağım" diyen yaşlı siyasetçilerin egemen olduğu partiler sanırım bu dünyada neredeyse bir tek KKTC'de kaldı.
Düşünün son otuz yılda dünyanın bir çok köşesinde liderler iktidara geldi ve gitti. Dünya politikasının önemli şahsiyetleri "biz yaşlandık artık" dediler ve kenara çekildiler. Nice diktatörler devrildi. SSCB sosyalizmi çöktü. Türkiye'de "bunlar hayatta kenara çekilmes denilen çocuksuz siyasiler" bile 2002'de "tarihin emekliler yurduna" gitmek zorunda kaldılar.
Dünyada tüm iddialı ve başarılı ülkelerde başbakanların yaş ortlaması 35-40!
Dünyanın süper gücü ABD'nin başkanı 52 yaşında!
Türkiye'de AK Parti bu duruma karşı parti tüzüğü ile önlem organize etti ve uyguluyor. Üç dönem sonunda kimse mecliste kalmıyor.
KKTC'de ise "Kıbrıs Sorunu Çözüm Görüşmeleri" yemeğinde hala kim oturuyor? Parti başkanlığı yarışının yaş ortlaması en iyimser hesaplama ile 60! Cumhurbaşkanlığı kavgasının yaş ortlaması 70!
Hep aynı isimler. Hep aynı açıklamalar. Hep aynı kavgalar. Hep aynı hatalar.
KKTC'de onlarca yıl iktidarı elinde tutanlar "Türkiye'nin yapmadığı ya da dayatıp da neredeyse zorla yaptırmadığı" kaç kalıcı esere sahipler?
İşte şimdi gene bir seçim öncesindeyiz.
Türkiye son yıllarda 2002 öncesinin hataları nedeniyle "enkaz halinde olan KKTC'yi" toparladı. Türkiye'nin kararlılığı sayesinde ülkenin ekonomisi farklı bir konuma geldi.
Türkiye'deki değişim sayesinde KKTC'nin dünya nezdinde imajı değişmeye başladı.
Ama buna rağmen "koltuk ve makam hırsı" gereksiz bir krize neden oldu. Ardından da ülke için gerçekten "lüks" bir erken seçime.
Şimdi olanlar bundan önceki hataların tekrarıç Hiç mi ders çıkarılmaz yapılan hatalardan?
Bu gidişattan Türkiye haklı olarak çok rahatsız! TC Büyükelçiliği Bakanlar Kurulu kararlarını mercek altına almasın da ne yapsın. Konuşmanın bir işe yaramadığı. "Evet haklısınız yapacağız" denildikten sonra "analşılanların tersinin" yapıldığı bir diyarda Ekonomik Programa zarar veren ve sadece seçim için alınan kararları dikkatle izlemek, rapor etmek ve gerekirse önlem almak Türkiye gibi dünyanın önemli ülkelerinden biri için sorumluluğu gereği doğru tavır.
KKTC'de bunca sorumsuz karar karşısında Türkiye tedbir almasın da ne yapsın?
İşte size tatsız bir örnek! Türkiye karşıtlarının en çok eleştirdiği vatandaşlık alanında sorumluluk taşıyan bakanın seçim bölgesine yönelik "bol kesedan vatandaşlık" hizmeti ve iddialara göre yüzlerce "öncelikle seçmen vatandaşın" onca yıl vatandaşlık bekleyenlerin dosyalarına rağmen "vatandaş" olmalarının Türkiye ile hiç bir ilgisi yok.
Seçim söz konusu değilken binlerce vatandaşlık hakkını kazanmış insanın vatandaşlığı hep bekletildi ve onlar gene beklemekteler. Buna karşın kendi seçim bölgesinden insanların "yıldırım servis" ile vatandaş olmaları şık değil. Hak ediyorlarsa onlar da olsun. Ama bu işlemin seçime çeyrek kala yapılıyor olması hiç etik gözükmüyor!
Üstelikl bir de bu yanlış zamanlama ile gerçekleşen uygulamanın "Türkiye istiyor biz de yapıyoruz" şeklinde pazarlanması Türkiye'ye de zarar vermekte. Bu ifadelerinin Türkiye'yi çok kızdırdığının bilinmesinde de yarar var.
İşte bu nedenle sürekli "acilen değişim gerek" demekteyiz.
- İşte demokrasi böyle savunulur
- Türkiye adım, adım ilerlemesini sürdürüyor
- AB, bir hristiyanlar klübü olmadığını göstermeli
- İngiltere’yi kaybettiniz, Türkiye’yi kazanın
- PKK ile flört eden DAEŞ saldırılarını engelleyemez
- PKK ve PYD, DAEŞ’e karşı savaşmıyor!
- Türkiye değil AB kaybeder!
- Türkleri ve Ermenileri rahat bırakın, kendi sorunlarınızı çözün
- AB, Türkiye’yi karalamak yerine anlamaya çalışmalı
- Terörle mücadele vize için pazarlık konusu olamaz
- TÜM YAZILARI için tıklayınız

















































































































































