HABER KIBRIS

Kurtlar ile kuzunun politik eşitliği

25/09/2016


ads

Cenk Uzunoğlu


Yıl 1982 sonbaharı.

O yıl başladığım üniversitede, sosyal bilimler seçmeli dersleri arasından seçtiğim Siyaset Bilimi dersindeyim.

Ders konusu ABD federal devlet sistemi.

Federal devlet düzenindeki eyaletler arası politik eşitlik kavramını anlatıyor Profesör.

‘’Bir vatandaş, bir oy’’ federal düzende tüm ülkeyi bağlayacak kararlarda esas alınmıyor diyor.

Bir eyalette yaşayan insanların sayısı daha fazladır diye tüm ülkeyi ilgilendiren bir konuda kendi başlarına karar alamazlar diye de ekliyor.

Dersin sonunda da, bugüne kadar taşıdığım, bir anekdotu aktarıyor.

Amerika’nın kurucularından Benjamin Franklin’in anayasa yazılırken federal devlet düzeninde politik eşitliğin ne anlama geldiğini anlatan anekdotunu da profesörümüz konuyu iyice anlamamız için aktarıyor.

‘’Bir ülkede yalnızca iki eyalet ve bu eyaletlerin birinde iki kurt diğerinde de bir kuzu yaşadığını düşünün’’ diyor Franklin.

Bu ülkede ‘’bir canlı, bir oy’’ ilkesine göre yapılacak referandumda da kurtları temsil eden eyaletin ‘’akşam yemeğinde ne yemek istediğinizin’’ sorulmasını talep ettiğini varsayın.



Federal devlet düzeni bu sorunun referandumda sorulacağı bir sistem değildir. Buna müsaade etmez etmemelidir. Federal devlet düzenindeki eyaletler arası politik eşitlik bu anlatılan anekdotta yatmaktadır.

****

Bunu niye anlattığımı anlamışınızdır.

Devam eden ve olumlu şekilde sonuçlanacağı yönünde haberlerin pompalandığı Kıbrıs sorununun çözümü ve sürdürülebilir olması, Rumların yukarıda aktardığım politik eşitlik ilkesinin içselleştirmeleriyle direk ilişkilidir.



Bu görüşmelerde ortak çözüm bulmak adına ne kadar mesafe kat edilirse edilsin taraflardan biri konuya eşitlik diğeri de azınlık hakları fazla mı az mı diye baktığı sürece bu sorun çözülmez.

Çözülse de, yeni yapının kuruluşunun ertesi günü inanın tekrar başlar.

Bunun için bizim taraftaki hem anlaşma yanlılarının hem de statükocuların Rum tarafındaki anlaşma yanlılarının bu konudaki görüşlerini şimdiden iyice dinleyip anlamaları gerekiyor.

Garantörlük anlaşması kadar önemli bir husustur bu.

Olası bir anlaşmanın bizim için garantörlükten sonra gelecek olan sigortasıdır.

Bunun için Rum’un anlaşma yanlısı olanının niye anlaşma istediğini iyice kulak kabartıp hem dinlememiz hem de sorgulayıp anlamamız lazım. Zaman yalnızca duyma değil dinleme zamanıdır.

Bunu yapmıyor, bilindik didişmenin içine girerek hem yanlış yapıyor hem de zaman kaybetmiş oluyoruz.

Garantörlük anlaşması ne kadar caydırıcı olursa olsun, Türkiye’nin de eski Türkiye olmadığını olamayacağını da not etmekte fayda vardır.

Dünün Türkiye’sine göre yarının Kıbrıs anlaşmasını yaptığımızı ama dünün Türkiye’sini bulamayacağımızı da artık idrak etmekte de büyük fayda vardır.

Rum’un anlaşma isteyeni bile politik eşitliği anlamaz ya da kabul etmezse biz neyin anlaşmasını kiminle yapıyoruz diye en başta bizim taraftaki anlaşma yanlılarının bunu sorgulaması lazım gerekmez mi?

Aksi takdirde olası bir anlaşmanın ertesi günü, çözdüğümüzü düşündüğümüz bu 50 yıllık sorunun bitmediğini anlayıp müzakere masasına bu sefer verdiğimiz toprak ve mülkiyet ödünlerinden yoksun tekrar döneriz.

Böyle bir olasılığın gerçekleşmesini yeni nesil Kıbrıs Türkü kaldırabilir mi ?

 



TAGS: Kurtlar ile kuzunun politik eşitliği, cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems