HABER KIBRIS

1960’tan Sonra

10/04/2017


ads

Ahmet Okan


“Lefkoşa 1960’tan sonra yeniden büyümeye başladı.

Surlar dışında yeni mahalleler oluştu, kent içinde eski evlerin, bahçelerin yıkılıp yerlerine betonarme binalar yapılması hız kazandı.

‘Eski eser’ ilan edilip korunmaya alınan yapılar dışındaki pek çok tarihi ev düşünülmeden, hiçbir hukuki engelle karşılanmadan yıkılmaya başlandı.

Bu arada ilginç bir durum ortaya çıktı ve eski evlerin bir bölümünü yıktırılmaktan alıkoydu: Toplumlararası çatışma ve gerginlik yüzünden oluşturulan Yeşil Hat kenti ikiye bölerken, Baf Kapısı’ndan Ermu’ya, Ermu’dan Kafesli ve Yeni Kapı’ya dek uzanan bir şerit boyunca yüzlerce dükkan, ev ve çeşitli yapının terk edilmesine de yol açtı.

Zamanla bu yapıların bir bölümü yıkıldı veya yıktırıldı.

Ama arada Arabahmet ve Karamanzade mahalleleri gibi Yeşil Hat’a yakınlıkları nedeniyle gözden düşen ve dolayısıyla yıkımdan kısmen kurtulan bölgeler oldu.

Ne var ki çarşıya yakın ya da çarşının o yörelere kadar yayıldığı birçok semtte pek çok eski, karakteristik Lefkoşa evi ve bahçesi yıkımdan kurtulamadılar.

Böylece yakın bir geçmişe kadar el değmemiş durumda olan bazı Lefkoşa sokaklarının geleneksel, alışılmış görüntüsü değişiverdi.

Yalnız görüntüler değil, yaşam biçimi de değişti.

Sur içi Lefkoşa oturulabilir yer olmaktan çıkma sürecine de girdi bu değişikliklerle.

Çünkü artık sur içinde ev yapılmıyor, dükkan, mağaza, iş hanı yapılıyordu.

Bu arada henüz yıktırılmayan birçok eski konak ve büyükçe ev de pansiyon adı altında bekar odalarına ya da gecelik barınaklara dönüştürülmekte ve bunların bulundukları semtlerde Lefkoşa’nın geleneksel yaşam tarzı da ortadan silinmektedir.

Lefkoşa sadece içinde oturulan bir yer olmaktan çıkmakla kalmıyor, Lefkoşa’yı Lefkoşa yapan kimi özelliklerini de yitiriyor.

İnsanların oturup dinleneceği, vakit geçireceği Kıbrıs usulü kahvehaneler birbiri ardında kapanmakta, yerlerini mağazalar almaktadır.

Kıbrıs’ın sosyal yaşamındaki tarihi yerine rağmen kahvehaneler, artık iş hanlarının merdiven altlarına ya da yola yüzü olmayan küçücük dükkanlara sığınmıştır.

Geleneksel Kıbrıs yemekleri veren lokantalar, kebapçılar da bir bir kapanmakta, yerlerini lahmacuncu, börekçi, dönerci v.b. dükkanlarına bırakmaktadır.

Lefkoşa artık gündüzün kaldırımlarını büyük ve telaşlı kalabalıkların çiğnediği, geceleyinse sokaklarında pek az Lefkoşalının göründüğü garip bir yer olmuştur.

Lefkoşa’nın tarihi çevresini oluşturan eski evler, hurmalar, eski bahçeler bir punduna getirilip yıktırılmakta, kesilip tahrip olunmakta ve yerlerine kentin geleneksel mimarisi ve yaşam tarzına, hatta iklimine uymayan, yeşile, serine olanak bırakmayan beton kuleler, yığınlar yükselmektedir.” (Haşmet Muzaffer Gürkan, Dünkü ve Bugünkü Lefkoşa, 1989).

İçi sızlayarak bunları yazmıştı rahmetli.

Ya bir de günümüzdeki kıyameti görseydi?



TAGS: ahmet okan
MANŞETLER

HK Ahmet Okan

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems