HABER KIBRIS

Semral Erel (Çelebi) başarısının sırlarını anlattı

Piyasada başarı kalite ile mümkün..

06/03/2011
TAK-Nezire Gürkan

Semral Erel (Çelebi) başarısının sırlarını anlattı

Baba mesleği çiftçilikle, toprakla başladı iş hayatı. Daha genç kızlık, hatta çocukluk yaşlarında beden gücü gerektiren “erkek işlerine” bulaştı. Tarlada karpuz-kavun topladı, bağcılıkla haşır neşir oldu, çapaladı, traktör sürdü. 20’li yaşlarında “üretenin değil, aracının/toptancının kazandığını” farkedince çiftçilikten vazgeçip ticarete başladı. Mehmetçik köyünde siparişle başlayan ticaret hayatı, bugün onu 3 şirketle piyasada yüzde 40 payla vergi rekortmenliğine taşıdı.

Son yıllarda inşaat piyasasında Semra Ltd ile adını duyuran Semral Erel (Çelebi), üretimle, toprakla haşır neşir Mehmetçik (Galatya) doğumlu. Kıbrıs Türkü’nün toplumsal mücadele verdiği yıllarda, 1961’de doğmasının da etkisiyle kapalı ekonomik şartlarda, zor koşullarda yaşayanlardan. Hayatını topraktan kazanan bir ailenin 2 kızından biri. Babayla birlikte bağda, bahçede, tarlada geçti hayatı. Üstelik anne-baba Şerif-Mustafa Çelebi, TMT’li mücahide ve mücahit. Türkiye’den kaçak olarak getirilen silahların Balalan sahillerinden gizlice taşınmasında teşkilatçı anne-baba birlikte görev alınca evin, bağ/bahçenin sorumluluğunu daha fazla üstlendi. Yataklarının altında silahla yattıkları o günleri hala hatırlıyor...

ZOR YILLAR…

“Bağlarımız, bostanlarımız vardı dönümlerce. Karpuz, kavun, üzüm...Sema ablam evin kızı, ben evin oğlu gibiydim. Bakkala, tarlaya, ovaya hep ben giderdim. 1974’e kadar barikatlardan geçip giderdik kente. Köylü olmanın sıkıntılarını yaşadık hep. Annem babam ikisi de TMT’deydi. Küçücüktüm ama yatakların altında silahlarla uyuduğumuzu hatırlarım. Zor yıllardı, hep zorluklarla yaşadık…”

İlk ve orta eğitimini Mehmetçik’te, lise eğitimini Mağusa Namık Kemal Lisesi’nde tamamladı. Öğrencilik yıllarında da hep toprakla uğraştı. 1980’li yıllara kadar devam etti bu durum. O yıllar tüm sıkıntılara rağmen köylünün ürettiğini sattığı yıllardı. Üretenin kazandığı koşullar hakimdi...“Kooperatif vardı köyde. Kıbrıs Türkü’nün üretkenliğinin ve örgütlenmesinin simgesiydi kooperatifler. Herkes üretirdi ve kooperatifler aracılığıyla satardı, ürettiğinin karşılığını alırdı. İrfan Nadir tarafından İngiltere’ye ihracat yapılırdı. Köylü üretirdi ve kazanırdı. Özellikle sultani üzüm iyi satılırdı. Bu durum 1983 yılına kadar devam etti. Sonra ihracat aksadı, durdu...”

ÜRETENİN DEĞİL ARACININ KAZANDIĞINI FARKEDİNCE TİCARETE YÖNELDİ

İhracatın aksamaya başlamasıyla, mallarını toptancıya satmaya başlarlar. Köyün tek otobüs şoförü baba üretilen malları kente götürürken, oradan da köylünün günlük siparişlerini getirirdi doğal olarak. Araçların, imkanların sınırlı olduğu zamanlar çünkü. Ve Semral Çelebi da babanın çırağı, hep yanında...

İhracat durunca ürettiklerini satmakta zorlanmaya başlarlar. Toptancıya verirler malı satması için. Sonra bir gün “üretenin değil, aracının/toptancının kazandığının” ayırdına varır ve ticaret yapmaya karar verir. Kendi kararıyla, kendi istemiyle. Artık tarla/bahçe işinden vazgeçer. Daha 20 yaşındadır...Köy yerinde gencecik bir kız ticarete atılır...

İLK İŞYERİ MEHMETÇİK’TE

“Köyde işyerimi açtım. Mehmetçik’te açılan ilk işyeri. Zaten otobüsümüz olduğu için köylü bize sipariş verirdi ihtiyaçlarını. Siparişle başladım ticarete, ne isterlerse getirip küçük karla sattım. Etraf köylerden de talepler vardı. Yavaş yavaş inşaat malzemeleriyle ilgili talepler oldu…”4 yıl bu şekilde siparişle ticaret yaptıktan sonra, 1986’da kendi adını çağrıştıran ilk şirketi (Semra Limited) kurar. Yine köyde, Mehmetçik’de. Aynı yıl 7 yıllık eşi Kimya Mühendisi Akil Atatüzün kansere yakalanır. Zorlu bir dönemin ardından 1991’de eşini kaybeder. Liseyi bitirir bitirmez, 18 yaşında evlendiği eşi öldüğünde 30 yaşındadır. 11 ve 6 yaşlarında Mustafa ve İrfan ile dul kalır.

ÖNCE EV, SONRA İŞYERİ MAĞUSA’YA TAŞINIR

Hayatını sarsan bu acıya rağmen işini aksatmaz. Mehmetçik’te şirketini çalıştırır, geliştirir. Bu arada iki oğluna daha iyi eğitim imkanı için evini 2000’de Mağusa’ya taşır. Ev Mağusa’da, iş Mehmetçik’te gider gelir… “Her gün yolda gidip gelirken, potansiyel olduğunu farkettim ve niye işyerimi de Mağusa’ya taşımayım diye düşündüm. Yine kendi başıma, kendi kararımla Böylece 2002’de işyerimi de Mağusa’ya taşıdım. Serbest Liman’da işyeri açtım. İnşaat malzemesi işi. Doğrudan Türkiye’den mal getirmeye başladım."

3 ŞİRKETLE VERGİ REKORTMENİ

İnşaat malzemesi ve hırdavat ithalatıyla, 2-3 personelle başlayan işyerini kısa sürede geliştirir. Şirket sayısını 3’e, personel sayısını 40’a çıkarır. Hırdavat ve inşaat malzemeleri ithalatı yapan Semra Ltd’e ek olarak, cam suyu ve oto kimyasal üretimiyle ilgili yine adını çağrıştıran “Sempi” şirketini kurar. Ardından da ithalatla uğraşan “Semport” gelir. Şirketlerini bugün 2 oğlu ve 2004’te ikinci evliliğini yaptığı Mehmet Erel ile birlikte yönetiyor.

“Hep tırnaklarımla, tırmalayarak geliştirdim işimi. Çok zorluklar çektim ama yılmadım. Köyde tarlayla uğraşırken de öyleydim, kentte ticaret yaparken de. Traktör de, kamyon da, forklift de kullandım. Çapaladım, sürdüm...Çimento indirdim, işçiyle birlikte işçilik yaptım. Hiç patron olmadım, olamadım...Çok ağır işler yaptım, hep çalıştım, hep çalıştım.”

PİYASANIN YÜZDE 40’I

İnşaat sektöründe bulunmaktan da memnun, doğru bir alan seçtiği inancında...

“Bu işe talep üzerine girdim ve sonra geliştirdim. Ama belli ki doğru bir alan seçmişim. İşimi hep severek, doğru ve kaliteli yapmaya çalıştım. Hiç reklam yapmamama rağmen piyasada tutundum; çünkü severek, ruhumu katarak çalıştım. Müşteriye, kaliteye önem verdim. Az karla çalıştım, doğru iş yaptım. 1 TL’lik illegal iş yapmadım.”

Toplam 9 firmanın bulunduğu inşaat malzemesi piyasasında yüzde 40 payla ilk sırada yer alan, örneğin 2010’da ithal edilen 50 bin ton demirin 20 binini karşılayan şirketleriyle kendi sektöründe vergi şampiyonu olan Semral Erel, hayatından, işinden memnun...

2008’e göre inşaat malzemesi satışında yüzde 40 düşüşe karşın iş potansiyelinin iyi olduğunu belirten Erel, “İşini iyi yapmayan, rekabet edemeyen kaybetmeye mahkum. Ama ciddi şirketlerde istikrar var. Zaten artık doğru çalışanlar kazanacak, iş yapacak. İnsanlar bilinçlendi. Keskin rekabet koşulları var. Geçmişte herkes önce fiyat sorardı, şimdi önce marka...”

FON MALİYET ARTIRIR… ARTIK YASAKÇI ZİHNİYETE SON

Ticaret yanında üretim de yapan, bu nedenle hem Ticaret, hem Sanayi odasına üye olan Semral Erel, son zamanlarda iki oda arasında yaşanan gerilimi yorumlarken de, “Çok anlamsız. Biri üretici, biri satıcı. Her ikisi de birbirine muhtaç” dedi.

Zaten yüksek olan maliyetleri daha da artırdığına dikkat çekerek fonlara karşı olduğunu söyleyen Erel, devletin fonlar yerine üreticiyi elektrik fiyatları, sigorta ve ihtiyat sandığı gibi katkılarla desteklemesi gerektiğini anlattı.

“Artık yasakçı zihniyet olmaz. Tüketicinin memnuniyeti önemli. Şartlar çok değişti, kalite anlayışı yükseldi, rekabet koşulları var. Yerli üretici de ithal ürünlere karşı korunma isterken, kaliteli üretimle tüketiciyi kazanmalı.”

HEDEF GÜNEY KIBRIS…TÜRKİYE BY-PASS EDERSE BİTERİZ

Hedefinin Güney Kıbrıs’la ticaret olduğunu anlatan Semral Erel, daha düşük fiyatlar nedeniyle önemli avantajları olduğuna vurgu yaparken, bu noktada önemli bir potansiyel tehlikeye de dikkat çekti…

“Güney Kıbrıs’ta iş potansiyeli büyük. Biz de hep ithalatımızı Türkiye’den yapıyoruz ağırlıkla. Eğer Türkiye bizi by-pass eder ve Güney’le ticarete başlarsa, işte o zaman yok oluruz. Rekabet edemeyiz, ayakta duramayız...”

AYRICALIK DEĞİL, EŞİTLİK…GÜÇLÜ OLUNCA ÇEVRE BASKISI DA OLMUYOR

Ve son söz...Gündem 8 Mart Dünya Kadınlar Günü...Ne hissediyor böyle günlerde...

“8 Mart’a kaynaklık eden zamandan, o koşullardan bugüne çok şey değişti. Şartlar farklı ve kutlamalar da gelişen şartlara uygun olmalı. Bir gün için beyanat verilmesini, açıklama yapılmasını; bir konunun bir güne odaklanmasını doğru bulmam... Ben erkeklerden farklı uygulama, ayrıcalık istemem. Eşitsiz koşullar da istemem.”

Kadın girişimci olarak sorun yaşadı mı...

”Hayır, aksine bana hep artısı oldu. Belki bölgemde çalıştım o yüzden, ama şuna inanıyorum: Madden ve manen güçlü olmak; baskıyı azaltır, çevre baskısını daha az hissedilir kılar. Ve kendine güven, inanç, kararlılık...”



TAGS: 8 Mart Dünya Kadınlar günü, Semral Erel (Çelebi) başarısının sırlarını anlattı, Semral Erel (Çelebi)
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2012 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems