HABER KIBRIS

Ağacın gölgesi satılır mı?

25/11/2017


ads

Perihan Şahin Bal


Ne çabuk tüketiyoruz zamanı,

Dostları,

Kullandığımız eşyaları!

Ne çabuk atıyoruz?

Oturduğumuz koltukları, giydiğimiz giysileri!

Eskimeden,  eskitiyoruz!

Lüks tutkunluğu, harcama  çılgınlığı sarmış hepimizi!!!

Önce serbest piyasa geldi. İyi tarafları olduğu gibi sakıncalı tarafları da var…

Sonra alışveriş çılgınlığı, tüketim bağımlılığı sardı ülkeyi!

Eskiden kıt kanaat geçinen insanlar vardı…

Mutluydular hep!

 Anı yaşayarak geçiyordu ömürleri.

Oysa şimdi öylemi?

Her birimiz önümüzdeki on yıllara borçluyuz.

Ev borcu!

Araba borcu,

Arsa borcu,

Eşya borcu!

Oturduğumuz ev varken, ikinci ev borcu!

Üçüncü ev tamahı!!!

İşte Kapitalizmin ayak sesleri, hatta taa kendisi!

Kapitalizm; tıpkı lezzetli bir yemeğin, aç bir insan burnuna daha baştan gelen kokusuyla iştah kabartması gibi bir şey…

Eline geçen parayı hemen bir şeylere bağlamakla yetinmiyoruz.

Daha da… Daha da borçlanıyoruz…

Her şeyi taksitle ya da kredi kartıyla alıyoruz…

Pahalı parfümler,

Akıllı cep telefonları,

Marka pabuçlar,

Özel tasarım giysiler,

Bütçeyi aşan akşam yemekleri,

Hatta zarif mücevherler bile taksitlerle yapılıyor artık.

Daha eskimeden alıyoruz!

Varken o eşyadan, birçok kez yedekliyoruz.

Sanki kıtlık gelecekmiş gibiyiz…

Olmasa da olur şeylerle dolduruyoruz evlerimizi.

İhtiyacı olanları görmüyoruz!

Elimiz vermekten yana değil artık… Sürekli kendimize dolduruyoruz…

Bizim kuşak biraz şaşkınlık yaşıyor!

Lakin her bolluğun bir kıtlığı vardır.

Bu kadar kolay israf etmemeliyiz…

Ne zamanımızı… Ne paramızı,

Ne de emeğimizi…

Ne nafakamızı… Ne de bu dünyamızı,

Ne sevgimizi… Ne de her türlü eşyamızı!

Kapitalizmin gözü çok açtır… Karnı aç olsaydı doyardı.

Aç karın doyar, aç göz doymazmış…

Yerrr..Yer, yine doymaz.

Alırrr… Alır, yine yetinmez, yine doymaz. Âdeta uyuşturur insanı.

Hayatın gerçeğini değil de hep şaşaayı, hayatın ışıltılı yüzünü gösteren gizli bir güçtür kapitalizm.

Beyinleri uyuşturup tek düzeyliktir kapitalizm.

Düşünmeden rutinleşmesidir beyinlerin ve toplumun tamamını kapsar zamanla.

-Harcaaa… Harcaa… Harca! Ohh ne keyifli!

-Nasıl olsa taksitle, küçük paralar! Ödersinnn!

-Alll!  All!...Al!!

-Zaten moralinde bozuktu iyi gelir biraz alışveriş.

Der durur içimizdeki kapitalizm gevezesi.

Bangır bangır reklamlar, afişler, ilanlar…

Hepsi alışverişi körükler!

Işıltılı, rengârenk alışveriş mağazaları…

Sözde indirimdeler! 

Taksitlendirmeleri de var!

Sözde ödemede kolaylıkları var,  yani taksitleri ötelemeleri de var!

Ohh ekstra bonusları da varmışşş!

Hepsi ‘’Tüket’’ der. Üret diyen yok!

Kapitalizm mal satmak için kullandığı sözcüklerin başında aşk geliyor artık…

Bunu yaparken Kapitalizm o kadar çok aşk sözcüğünden söz ediliyor ki!

Adının anlamını düşünemediğin gibi aşkın anlamını da düşünemiyorsun artık.

Aşk gerçek anlamından çıkıyor…

Aşk sözcüğünü yersiz kullanmalarından kusacak hale getirdiler milleti.

Aşk kendi anlamını yitirdi ürün satmanın cazibesi, sermayesi olmaktan!

Tüm ürün satışlarında;

Kadını da cinsel obje olarak kullanmalarına ne demeli?

Kadın dernekleri neden hala savaş açmıyor anlamış değilim?

Özel günler adeta para harcama bayramı, karnavalı haline getirildi…

Her güne bir gün yakıştırıldı…

İlk tanışma günü,

Sevgililer günü,  

Mekânda ilk bulunduğun günün kutlaması,

İlk gördüğüm gün, oradan ilk geçtiğimiz gün gibi uyduruk anlamlı, anlamsız günler!

En küçük aile topluluğu içinde bile aile bireyleri bütçeyi bilmesine rağmen o özel günde hediye gelmedi diye darılmalar kaçınılmaz hale geldi.

Aslında hepsi kişinin kendi kendine köleliği…

Geleceğine, kendi elleriyle borçlanarak pranga takılması değil midir?

Kişi kendi özgürlüğünü kendi elleriyle kısıtlamıyor mu?

Bazıları Mal, mülk, zenginlik sarhoşluğunda olanlar;  birde bunu sonradan gördülerse kendilerini Olympos dağında görürler.

Güya alçak gönüllü tavırlarıyla gezinirler ortalıkta.

Oysa beden dili denilen o yadsımaz tavır her şeyi ele verir.

Başın belli belirsiz dikilişi, en önemsiz sözler karşısında bile kaşların hayret ifadesiyle yukarı kalkışı, konuşmaların söyleve dönüşmesi. Daha  nelerrr… Neler…

Sohbetleri bile hapis almıştır lanet kapitalizm!

Hal hatırdan önce kişinin ne yaptığı, malı mülkü kadarlıktır artık sohbetin lezzeti, tadı!

İtibarda alabilme gücüne hizmet eder.

Kimin fazlaysa malı, yapmacık saygı da, dalkavukluk da onadır.

Dışardan bakıldığında çok komik duruma düşer, bu biçare insan ama o farkına bile varmazlar bu durumun…

Kapitalizm geliştikçe toplumlardaki sınıf farklılıkları artar.

Bir zengin vardır birde dar gelirli… Orta sınıfı yok eder…

Büyük balığın küçük balığı yutmasıdır kapitalizm.

Kapitalizm zenginin, fakirin kasasına taktığı musluktan kendine aktarmasıdır.

Sıradan vatandaşın tuttuğu 4 balıktan 3’ünün baronların cebine akmasıdır kapitalizm.

Gelecek nesiller olan çocuklarımıza geçmişimizi yani tarihimizi,

Gelenek göreneklerimizi,

İnsan olmanın niteliklerinin yanında,

Geleceklerine zincir taktıran paranın kölesi olmamayı öğretmeliyiz…

Kapitalizm paraya kölelik etmek değil midir?

Paramızı ve zamanımızı çok iyi yönetmeliyiz…

Siz paranın kölesi değil; para sizin köleniz olacağı bir gelecek temennilerimle…

Lütfen dikkat!!! Kapitalizm gölgesini satamayacağı ağacı, keser.



TAGS: perihan şahin bal
MANŞETLER

HK Perihan Şahin Bal

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems