HABER KIBRIS

Akıncı’nın olası tarihi rolü

10/07/2017


ads

Cenk Uzunoğlu


 İş hayatının planlama yaparken öğrettiği üç kural vardır.

Birincisi, başarılı olmak için önceden başarının ve başarısızlığın resmini ayrı ayrı çizebilmek ve her ikisinde de kurum içinde geniş bir mutabakat sağlamak.

İkincisi, orta ve uzun vadedeki olasılıkları tahmin edebilip, buna göre erken pozisyon alabilmek.

Üçüncüsü de şans kapısını büyütmeye yönelik modüler alternatifler ve günün şartlarına göre bunların toplamı ile ortaya çıkacak esnek planlar üretebilmek.

****

Cenevre sonrasında geldiğimiz nokta, başarı ve başarısızlığın resmini çizip sorgulamamızın gerekliliğini bir kez daha ortaya koydu.

Kıbrıs Türkü, Rum’la gerçek anlamda eşit ortak olabileceği, karşılıklı bağımlılık esasına dayalı ve Türkiye’nin garantörlüğünde bir anlaşma yapmak ister. Mülkiyet ve Toprak da elbette önemlidir ama İsviçre’de verdiğimiz bakiye görüntü birinci cümlede özetlediğim olmuştur.

Mümkün olsa ama daha da güçlü bir istekle Kuzeyde tümüyle değilse bile dünyanın bir bölümüyle ekonomik açıdan entegre olmuş, siyasi açıdan gözlemci statüsünde de olsa ‘’tanınmış’’ bir devlete sahip olmak ister Kıbrıs Türkü. İkinci olasılık da budur.

Bizim için kabul edilebilir başarının resmi büyük ölçüde herhalde bu ikisinden biridir.

Birincisini hakkını vererek yapmayı denemeden ikincisine ulaşmak için adım atılması mümkün değildir ve olamamıştır. Kabul edelim bunu rahmetli Denktaş ve 3. Cumhurbaşkanımız Eroğlu ile yapmak mümkün olamazdı.

****

Bizim için başarısızlığın resmi, görüşmelere, ara verilen sürede topluma reel olarak yansıyacak hiçbir kazanım olmadan, bir süre sonra tekrar devam edilmesidir.

Bunun için ‘’çözümsüzlük çözümdür’’ söylemi, kabul edelim görüşmeler devam ettikçe başarı değil başarısızlıktır.

Sona eren görüşmelere bu açıdan bakıldığında bizim bir kazanım elde etmeden tekrar bir süre sonra masaya dönmemiz söz konusu olursa büyük bir başarısızlıktır. Başlama noktası çözüm olması umuduyla verdiğimiz tavizlerden sonra geldiğimiz nokta olmaya mahkûmdur. Bu da büyük bir tehlikedir.

****

Akıncı’nın göreve gelmesiyle müzakere sürecinde ortaya konan performansı naif ve tavizkar bulup beğenmemiş olabiliriz.

Doğuracağı sonuç açısından Akıncı’nın ve Türkiye’deki iktidarın bu düzlemdeki siyaseti ve müzakere performansı, bizi riskli bulduğumuz bir çözüme götürdüğünü düşünmüş olmakla beraber bunun tam tersi bir istikamete götürdüğü savına zemin hazırladığı sonucuna varmak da mümkündür.

Akıncı’nın çabası çözüm dışında ayrı devlet ve tanınma olasılığı ile ilgili olmadığını tüm dünyanın bilmesi, geldiğimiz noktada bu olasılığa geçişin zeminini hazırlamak için de bir fırsat doğurmuştur.

Buna Akıncı’nın öncülük edip etmeyeceği ayrı bir konudur.

Er ya da geç bir sonraki dönemde aday olup olmayacağı ile birlikte bu konudaki istekliliği de bu çerçevede gündeme gelecektir. Gelen ilk sinyal aday olmayacağı yönündedir.

Başarının resmindeki ikinci olasılığı bilindik milliyetçi söylemin temsilcisi biri yerine geçmişteki görüşleriyle yavaş yavaş yüzleşmiş ve bunu halkına anlatabilme cesaretini göstermiş olan Akıncı’nın liderliğinde başlatmak kritiktir.

Rum kesiminde yaratacağı etki ve ayrı devlet olma yönündeki hareketin olası başarısı için çok önemlidir.

Müzakerelere geri dönmeden hem çözüme hem de çözüm olmadığı durumda ayrı bir devlet olma yönündeki alternatife hizmet edeceğinden dolayı, Akıncı’nın Kıbrıs Türkü nezdindeki yerini de apayrı bir noktaya koyma potansiyelini taşımaktadır.

Gelecek nesle çözüm bulma yönünde ‘’başarı dilekleri’’ göndermesi yerine, bırakacağı en büyük siyasi miras başladığı işi bir sonraki aşamaya geçmesine de liderlik etmesidir.

Müzakere sürecindeki kendi yaklaşımına rağmen Rum tarafının şikâyet ettiği tutumu karşısında ortaya çıkan fırsatın gereğini yapmasını beklemek de ona bu süreçte kabul edelim verilen büyük desteğin karşılığı olmalıdır.

Aksi takdirde kendi deyimiyle Kıbrıs’ta çözüm arayışının ‘’son şansı’’ değil onun siyasi hayatının ‘’son şansı’’ olduğu ifadesi ile anılacaktır. Verdiği tavizleri bir sonraki görüşmeciye miras bırakarak Cumhurbaşkanı olduğu devletin kuruluşuna ağlayan Talat’ın yanında yerini alacaktır.

****

Yukarıdaki yazı 15 Ocak 2017 de yazdığım yazıdan büyük ölçüde alıntı yapılarak tekrar kaleme alınmıştır. O yazıda er ya da geç bugün geldiğimiz nokta ile ortaya çıkacak fırsattaki olası rolüne istinaden Akıncı’ya sabır ile destek verilmesine dikkat çekilmişti.

Eğer bu olasılığı düşünüp hazırlık yapılmışsa, Türkiye’nin ve Akıncı’nın bugüne kadar olmamış farklı bir siyaseti birlikte üstlenip devletin statüsünü farklı bir noktaya taşıma isteği yakın zamanda ortaya çıkmalıdır. Zamanın lehlerine çalışmadığını hatta nötr olmadığını Rum tarafına gösterilmelidir.

Örneğin, kapalı Maraş’ın da bir bölümünün kademeli bir şekilde açılması gündeme gelmelidir.

Kabul edelim devlet politikası gereği Türkiye adanın kuzeyinde ayrı bir devlet olabilme isteğinin güçlenmemesi ve zamanı geldiğinde kendi istediği şartlarda bir anlaşmanın kabul görmesi için kontrollü bir politika izlemiştir.

****

Yazmaya verdiğim araya, ara sıra ses vererek devam edeceğim. Düzenli yazmaya dönmüş değilim. Ama yakın geçmişte ‘’Gör Denilen’’ diyerek yazdıklarımız tekrar önümüze düştükçe fazla da bir çaba göstermeden hatırlatmalarla motoru sıcak tutmaya çalışacağım.

 



TAGS: cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems