HABER KIBRIS

Akritas planını hatırlıyor muyuz?

23/12/2016


ads

Eşref Çetinel


Şimdi okullarda Akritas planı okutulmuyorsa bile en azından tanıtılıp hatırlatılıyor mu bilmiyorum. Özenle hazırlanmış, cemaat esamesindeki Türk halkını tek hamlede etkisiz hale getirme üzerine kurgulanmış, hem askeri harekâtı hem de sosyoekonomik yaptırımlarla ambargoları içeren bir plandı..

Hedefi şuydu: Önce silahlı baskınlarla Lefkoşa’daki Türk bölgelerine girilecekti.. Bu birinci aşamadan sonra Türk ve Rumlar’ın birlikte yaşadığı karma köylerde Türkler baskı altına alınacak ekonomik yokluklara itilirlerken, adadan göç etmeleri sağlanacaktı.. Bu plan gereğince ilk saldırılarını 21 Aralık’ta başlattılardı. Grivas komutasındaki Eoka’cılar ve Rum milis güçleri Lefkoşa’daki Türklerle meskûn mahallelere saldırdılar. Amaç bölgelerin düşürülmesi ve Türklerin rehin alınarak dıştan gelecek (mesela Türkiye’nin) havadan muhtemel müdahalenin önlenmesiydi! Bir diğer plan ise Türklerin yaşadığı her yeri ablukaya alıp hayat haklarını kısıtlamak, ekonomik yönden sıfırlamak ve kendilerine göç etmelerinden başka fırsat tanımamaktı. Harekât 10 gün içinde tamamlanacaktı…

Akritas Planını hazırlayanların başında Polikarpos Yorgacis vardı. Ayni zamanda Kıbrıs Cumhuriyetinin İçişleri Bakanıydı ve kod adı da Akritas’tı.. Yardımcısı Thassos Papadopulos’tu. O da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Çalışma Bakanıydı! Nikos Koçis adlı milletvekili ile ayni zamanda KC’i Meclis Başkanı olan Glafkos Kleridis de planın hazırlayıcıları ve tabi ki uygulayacak olanlarıydı!

DÜŞÜNÜN: 1960 da Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluyor daha üç yıl geçmeden o Cumhuriyetin Başı olan Makarios da dahil bütün devlet ricali Yunan kökenli komutanları Grivas’la birlikte bir plan yaparak Türk halkını yok etmek, adadan göçe zorlamak için askeri harekât başlatıyorlardı!

S0NRA NE OLDU? 21 Aralık’tan 31 Aralık’a kadar Rum saldırılarını püskürtmek için savaşan mücahitlerimizden 132’isi şehit oldu.. Ve sonrası günlerde başlayacak rahmetlik toplum lideri Denktaş’ın tanımı ile o meşum “karanlık yıllar” başladı…

Ne var ki “bir avuç Türk’ü nasılsa tepeleriz” düşüncesi ile başlatılan Akritas planının “silahlı saldırı” kısmı başarısızlığa uğradı! Türk mücahitleri umulmadık bir direnişle Lefkoşa’yı mahalle mahalle şehit ola ola savundular. Hem de beş on kişilik küçük gruplar ve derme çatma silahlarla. Rum saldırganlar Lefkoşa’yı düşürmeyi başaramayınca bu kez Türk halkını kendi bölgelerinde abluka altına alıp ekonomik yönden çökertme planını uygulamaya başladılar. 103 karma köyden Türkler göç yollarına düşüp tümden Türk olan köylere veya kentlerdeki Türk bölgelerine taşındılar. Öte yandan yine plan gereği 38 maddenin Türk bölgelerine girmemesi için Rum polisi ile Eokacılar yollara barikatlar kurdular, kuş bile uçurtmadılar…

“PLANLAR” HEP VARDI! “Akritas” bir “plandı!” “Adını BM’ler Genel Sekreterinden alan “Annan planı” plandı! Şu anda bir “Ban Ki Moon planı” yoktur ama müzakeresi süren bir “BM’ler çözüm planı” vardır!

Aslında Akritas planı ile kanına canına girilen “Kıbrıs Cumhuriyeti” de üzerinde çok çalışılmış alabildiğine detaylı bir “çözüm planıydı!”

Planlar her zaman hem de en rasyonel ve fonksiyonel şekilde yapılabilirler.. Hiç unutmamak gerekir.. Kıbrıs’ı da çözüme götürecek “plan” ne olursa olsun iki her zaman Türek ve Rum iki oyuncusu ve kurucusu olacaktır. Dolayısıyle ikinci bir Akritas planına fırsat vermeyecek bir plan diyoruz.. En azından çekip kopartılacak bir “konfederal sistem!” Ve kesinlikle Türkiye’nin garantisi…

HALKIN PARTİSİ’NİN İDEALİZMİ KKTC’DE TUTAR MI?

Geçtiğimiz günlerde Halkın Partisi Genel Sekreteri Tolga Atakan, Havadis Gazetesinden Duygu Alan’ın sorularını yanıtlarken dünyada belki eşi olmayan bir “ideal siyasi parti” portresi çizdiydi. (Ben kısaca bazı söylemlerine vurgulamalar yapacağım.) Mesela “toplumsal değişim konusunda Atakan şöyle diyordu: “Her sosyal devletin en temel iki tane çok önemli hizmet noktası vardır. Biri sağlık diğeri eğitim. İkisi de bizde kangren olmuş durumdadır. Sadece oraya bakarak bile genelde durduğumuz noktayı anlamak çok kalaydır. Partizanlık kanserden daha kötü bir virüstür bizim memleketimizde…”

Doğru! Nitekim Atakan diyor ki “işin ehli olmayan kişiler partizanlık sonucu geliyorlar o mevkilere!” Önerisi de hak edenlerin, liyakat sahibi olanların adil ve kanunlar çerçevesinde görevlendirilmeleridir…” Bu da çok doğrudur. Fakat Atakan şunu da söylüyor: “Ülkesi için bir şeyler yapmak isteyen, işinin ehli uzman olan herkesin HP de yeri vardır. İktidara geldiğimizde bütün müdürlüklere veya müsteşarlıklara HP’nin üyelerini koymayacağız!“

Kısaca iddia şu: “Halkın Partisi koltuk veya makam peşinde değildir. Halk o makamları daha bir ileri noktaya taşımaları adına ödünç veriyor…”

Bu emsali olmayan “idealizmi” KKTC’de hangi siyasi partinin kısa sürede ufalanıp gitmeden sürdürmeyi başarabileceğini bilmek mümkün değildir. Çünkü: Bir: “Siyasi iktidarlar kadrolarını “liyakat sahibidirler” diye kendi partileri dışından kişilerle oluşturamazlar çünkü hem oy verenlerin hem parti organlarının iktidar olma amaçlarına terstir!

İKİ: Eğer bir siyasi parti seçimlere iktidar olma iddiası ile giriyorsa zaten bünyesinde iktidar olduktan sonra yönetim kademelerinde görevlendirilecek “uzmanları da olacaktır iktidarın vaatlerini içeren programlarının beyin takımı da olacaktır.”

ÜÇ: Seçmenin oylarını niçin ödünç verdiğinin doğru anlatımı, “ben seni seçersem sen de beni seçecek, tercih edecek, kadrolarında yer verecek, kayıracak, öncelikler hep benim olacak” dediği içindir! Olmazsa ödünç oylar memleketi iyi yönetemedikleri için değil; ucunda “kişisel çıkarlara dayalı” beklentilere cevap veremediğinden dolayı geri alınır!

Öyle olmasaydı son yıllarda kısa fakat rutin aralıklarla CTP koalisyon hükümeti giderken UBP koalisyonu gelmez, UBP giderken CTP koalisyonu arzı endam etmezdi!

Ha, Atakan’ın bu nedenle söylediği doğrudur. “Güç halktadır.” Fakat “yeter ki halk o değiştirme erkinin elinde olduğunun farkına varsın” söylemi yanlıştır çünkü halk iktidarları götürürken de farkındadır getirirken de! Yeter ki “aşına, işine, kıyağına, ihalesine, kredisine falan iktidara yolladığı parti sürekli hüsnü kabul göstersin!”

Yani KKTC’de seçim çarkları böyle döner. İktidarlar bu çarkları popülizmle çevirdikleri sürece iktidardırlar.. Ha, HP bu talihsiz döngüyü değiştirir mi? Partisi için seferber olan partililerine Sn. Atakan bu görüşleri doğrultusunda bir daha sormalıdır: “Niçin iktidar olmak istiyoruz?” 



TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems