HABER KIBRIS

Anlamayanlar için bir de Rumca soralım: 'Katalaves?'

19/03/2017


ads

Cenk Uzunoğlu


15 yıl önce AKP iktidara geldiğinde Kıbrıs sorunu ile ilgili ilk ne dendi?

‘’Çözümsüzlük çözüm değildir.’’

Geniş bir kitle buna inandı.

Sonra...

‘’Kazan - kazan.’’

Hem Rumlar hem de Türkler kazanacaktı hesapta.

Farklı bir hava esiyor, estiriliyordu.

Bizim bilemediğimizi, göremediğimizi herhalde Ankara’daki ‘’milli görüşçü’’ yeni iktidar biliyor ve görüyordur diye düşünüldü.

Nasıl olduysa adadaki ‘’solcu bıyıklılarla’’ Türkiye deki ‘’sakallı takunyalılar’’, ‘’emperyalist’’ batı ile ayni yolu yürüyor ayni şeyleri söylüyorlardı.

Garip bir ittifaktı vesselam.

Toplum üzerinde yaratılan ‘’çekim gücü’’ ile siyasette ortak çıkarların neleri yaptırmaya muktedir olduğu gösterildi.

Bu kutsal ittifakın önüne çıkanlar yılların ezikliğine inat rövanşist bir anlayışla dikkate alınmadı ezilip geçilmek istendi.

Çözüm yönünde öyle bir gürültü koptu ki karşı ses çıkarmak isteyenlerin sesi duyulmaz oldu.

Kıbrıs’ta çözüm arayışında ‘’bir adım önde olacağız’’ denildi.

Buna da ayak uyduruldu.

Hatta hızımızı alamayıp, değil adım atma çözüm bulma yolunda önüne arkasına bakmadan koşmaya başlandı.

‘’Modern muhafazakârlara’’ inisiyatifi hepten teslim ettiydik artık da haberimiz yoktu.

Ne dedik?

‘’Yes be annem’’.

Rum ne yaptı?

Bize mesaj olması gereken AB’ye girmesinden ziyade ‘’devletine’’ sahip çıkmasıydı.

Bunu da bugün oldu hala daha anlamadık.

Vatan sevgisinin bir boyutunun da devleti bu şekilde sahiplenme olduğunu da hala daha anlamıyoruz.

Toprak almak için oluşan baskıya rağmen devletinden ödün vermeye yanaşmıyor Rum.

Katılmasak da müzakere sürecinde de olan bu aslında.

Barış arayışı filan hikâye.

Rumlar için önemli olan devletlerine sahip çıkma.

Vatan ve devlet sevgisi için mücadele yalnızca silahla olmuyor.

Haksız ve insafsız olduğunu düşünsek de Rum bize devlete sahip çıkmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdi ve göstermeye devam ediyor. Bizde ise bir kesim hala daha inkâr sürecinde ‘’ille de anlaşma’’ söylemine devam etmektedir.

****

Gelelim bugüne.

Geçen sene başında ‘’2016 sonuna kadar müzakereler bitmezse çözüm rafa kalkar’’ denildi.

Eh daha öncekilere inananlar buna da inandı.

Isıdaki ilk artışla hemen çiçek açan ‘’yerli erik ağaçları’’ dünden razı hemen çiçek açtı.

En son ‘’enosis’’ krizinin yarattığı ‘’don etkisinden’’ sonra bile ‘’yetmedi mi bunun üzerinde bu kadar durmaya’’ diye hayıflanıyorlar.

Bizim gazete de dahil bu yönde görüş ortaya koyanlar var.

Farklı görüşlere saygımız, söyleyen arkadaşlarımıza sevgimiz sonsuz ama bu yaklaşımı anlamakta hakikaten zorlanıyorum.

Zorlanıyorum çünkü karşı tarafın niyetinin ve gelecekle ilgili davranışlarının bu kadar net ortaya konmasına bu derece naif bir yaklaşımın algoritmasını kavramak bunca yıllık hayat tecrübemle bağdaştıramıyorum.

Adanın dışında olmanın rahatlığı (İstanbul’da nasıl bir rahatlıksa!) ile hariçten gazel de okumak istemiyorum ama ‘’daha ne olmasını bekliyorsunuz’’ demekten de kendimi alamıyorum.

Rum tarafında her türlü anlaşmaya karşı çıkan azınlığı! iyi niyetle bir kenara koyalım ama anlaşmaya ‘’evet’’ diyeceklerin tavrı bu en son ‘’enosis’’ kriziyle ortaya çıkan davranışsa bizim ‘’ille de anlaşma’’ diye ısrarımızı ben anlamakta zorlanıyorum. Pardon. 

Bizim tarafta bu toleranslı yaklaşımı göstere duralım, Rum hala daha kazık çakıp ‘’devletine’’ sahip çıkmaya devam ediyor.  

Onlar durdukça biz yerimizde duramıyoruz ama.

Lafla bu işin yürümeyeceğini anlamakta direnen geniş bir kesim var hala daha.

****

Son 15 yıl içinde Kıbrıs sorunu dışında başka şeyler de daha farklı gelişmeye başladı.

‘’Kamuda çalışanlara çok maaş veriliyor, bu ne zenginlik’’ denildi Kıbrıs Türkü için.

Bu toplumun bugüne gelmesini bir kenara koyun, Türkiye’nin bugün Kıbrıs’ta söz sahibi olabilmesinin temelinde harcı olan emeklilerin maaşları Ankara tarafından polemik konusu yapıldı.

‘’Tembelsiniz’’, ‘’beslemesiniz’’ denildi.

Protesto edenlere ‘’Rum’a benziyorsunuz’’ denildi.

Bu söylenenler için bugüne bakmamak lazım.

Yine 15 yıl öncesine gitmek lazım.

Çözümsüzlüğün önünde duran adam olarak Denktaş’ın tasfiye edilmesine ve kamuoyunda o zamanki Türk medyasının desteğiyle horlanmasına sağıyla soluyla birlik olup ses çıkartamadık.

Tasfiye edilen aslında devletimizdi.

Hadi devleti çözümün önündeki engel olarak görenler için söyleyeyim.

‘’Tasfiye edilen aslında toptan bizdik.’’

Bugün de ‘’yandım anam’’ diye bağırıyoruz.

Kıbrıs Türkünün hakkını, hukukunu ve hatta toprağını savunacak lideri yoktur diye.

Kime karşı sorusunun cevabını siz verin, çünkü sayı arttı.

Biz aslında toplumsal refleksimizi ve bütünlüğümüzü sağlayan liderin ve devletimizin yıpratılmasına ve vazgeçilebilir olduğuna göz yumduğumuzda kaybetmeye başladık.

Farkında olmadan.

Sen kendi liderini, devletini ve haklı mücadeleni savunmazsan gün gelir seni cezalandırmak için sıraya giren çok olur.

Liderini, devletini savunamayan kendi memurunu, emeklisini, iş adamını ve kurumlarını mı savunacak diye.

Bunu akıl edemedik.

Açın bakın psikolojik savaş kitaplarına. 

Bir toplumun refleksini yıpratmanın yolu nereden geçer diye.

Birincisi bütünlüğü sağlayan liderlerini yıpratmaktan...

İkincisi de geçmiş tarihini tartışmaya açtırmaktan ve halkını benzetmelerle horlamaktan ve ne kadar güçsüz olduğunu ona göstermekten.

Geçtiğimiz 15 yıl içerisinde bunların tümü de olmadı mı, hala daha olmaya da devam etmiyor mu?

16 Nisan referandumu bile içine girilen bu süreçteki önemli bir durak noktasıdır.

Farkında mıyız ayni şablon hem Kuzeyde hem de Türkiye’de ayni anda uygulandı.

Kıbrıs’tan başlayarak Türkiye’deki kurucu liderlerin, kurum olarak ordunun ve sonunda da devletin yıpratılması tesadüf müydü artık tarih yazacaktır. 

Tüm bunların başlangıç noktası Kemalist düşüncenin eğitim alanı ve arka bahçesi olan Kıbrıs ve bu soruna çözüm arayışıydı.

Büyük resme daha geniş bir tarih aralığından bakarsanız, Türkiye’yi 16 Nisan rejim değişikliği referandumuna kadar sürüklenmesinin başlangıç noktasını da anlamış olursunuz.

Şimdi anladınız ne zaman ve nasıl kaybetmeye başladık?

 

Bu inkâr sürecinden uyanmak için bir kez de Rumca soralım.

 

‘’Katalaves?’’

 



TAGS: cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems