HABER KIBRIS

Başarının resminde Akıncı’nın olası rolü

15/01/2017


ads

Cenk Uzunoğlu




İş hayatının bana öğrettiği iki basit kural vardır. Bu iki kuralı hakkını vererek yapmak zaman ve sabır ister.

Birincisi, başarılı olmak için önceden başarının ve başarısızlığın resmini ayrı ayrı çizebilmek ve bunda geniş bir mutabakat sağlamak.

İkincisi de, gelecekteki olasılıkları tahmin edebilip, risk alıp, buna göre erken pozisyon alanların başarılı olma şansının daha yüksek olduğu.

****

Cenevre sonrasında geldiğimiz noktada, başarı ve başarısızlığın resmini çizip, bu resimleri sorgulamamız lazım.

Kıbrıs Türkü, Rum’la gerçek anlamda eşit ortak olabileceği, karşılıklı bağımlılık esasına dayalı ve Türkiye’nin garantörlüğünde bir anlaşma yapmak ister.

İlk aşamada mümkün olsa, daha da güçlü bir istekle Kuzeyde tümüyle değilse bile dünyanın bir bölümüyle entegre olmuş ‘’tanınmış’’ bir devlete sahip olmak ister.

Bizim için kabul edilebilir başarının resmi büyük ölçüde herhalde bu ikisinden biridir. Birincisini hakkını vererek yapmayı denemeden ikincisine ulaşmak için adım atılması da mümkün değildir.

****

Başarısızlıksa görüşmelerin ayni şekilde topluma reel olarak yansıyacak hiçbir kazanım olmadan, müzakere sürecinde anlaşma yapamadan, Rumlara taviz vererek devam etmesidir.

Bunun için ‘’çözümsüzlük çözümdür’’ söylemi, kabul edelim görüşmeler devam ettikçe başarı değildir.

Bunu savunanlar, bu söylemin yerine ayni sonucu doğuracak gerçeklerin ve Rum’un niyetinin biran önce ortaya çıkmasını sağlayacak siyaset gütselerdi bugün çok daha farklı bir yerde olabilirdik.

****

Akıncı’nın göreve gelmesiyle müzakere sürecinde ortaya konan performansı naif ve tavizkar bulup beğenmiyor olabiliriz.

Doğuracağı sonuç açısından Akıncı’nın ve Türkiye’deki iktidarın siyaseti, bizi riskli bulduğumuz bir çözüme götürdüğünü düşünmekle beraber bunun tam tersi bir istikamete götürdüğü sonucuna varmak da mümkündür.

Akıncı’yı bilmeyiz ama Türkiye’deki iktidar, Türklerin kabul edeceği her şeye Rumların ‘’hayır’’ demeyi kendilerine siyaset haline getirdiklerini düşünmektedir.

AKP iktidarı, Rumların Kıbrıslı Türkleri azınlık olarak görmeyecek, bırakın içeriğini, algılaması olacak anlaşmayı kabul etmeyecekleri savına dayanarak siyaset yürütmeyi strateji olarak benimsemiştir. Kendi deyimleriyle ‘’bir adım ileride olacağız’’ siyasetinin dayanağı budur. AKP iktidarını geçmiş TC hükümetlerinden farklı ve tehlikeli kılan unsur da budur.

AKP iktidarı, Türk tarafının kabul edeceği bir anlaşmayı Rum tarafının kendi toplumlarına kabul ettirmeleri mümkün olmayacağı varsayımı ile hareket etmektedir.

Annan planına hayır denmesinin en önemli sebebin de Rum toplumunda hâkim olan bu toplumsal psikolojik refleks olduğu düşünülmektedir.

Rum tarafında bu savı bugün de geçerli kılan bir görüntü var.

Anlaşmaya çok yakın olunduğu söylenmesine rağmen Akıncı gibi Rum tarafında ön plana çıkıp bunun siyasi bedelini ödeme riskini göze alacak ne bir söylem, ne de bunu dile getirecek siyasetçi var. Buna sebep de ‘’Türkün kabul ettiğini kabul etmeme’’ toplumsal refleksidir. Rum tarafındaki toplumsal algı Türkiye’nin tehlikeli Kıbrıs siyasetinin dayanağı, Akıncı’nın ise önündeki en büyük engeldir.

****

Toplum biliminin öğretilerine göre, Rumları geniş bir kitle halinde girdikleri bu ‘’çukurdan’’ çıkarabilmek için ciddi travmalara ihtiyaç vardır.

Bunu da onlara dışarıdan bir baskıyla yaşatacak bir siyasi irade bugünkü bölgesel konjonktürde mümkün değildir. Türkiye’nin son dönemde bulunduğu bölgedeki Rusya-İran açılımı ve manevrasından sonra bunun yapılmasını beklemek naif bir beklenti olur. Bundan medet ummak olsa olsa Rusya’nın doğu Akdeniz’de artan etkisini daha da artırır. Bu da ‘’batının’’ Kıbrıs sorununun ötesinde kırmızı çizgisi haline gelmiştir.

Rumların içinde bulundukları bu ruh halinden dolayı anlaşma olması mümkün değildir.

Diplomasi ile sorunlara çözüm bulmaya sonuna kadar evet, ama düğününde dans etmek istemeyen geline yeri dar gelirmiş misali görüşülen konular ne kadar önemli olsa da Rum tarafındaki toplumsal refleksin yanında teferruattır.

****

Kıbrıslı Türkler için farklı bir statüye geçme süreci başlayacaksa batının da makul göreceği bir anlaşmaya veya sürece Rum’a hayır dedirtebilmek lazım.

Bu denemenin bu kez kişilik çatışması olmayan iki liderin öncülüğünde olması artık ille de anlaşma yanlısı olanlar için adada başka alternatif bir kombinasyon bırakmayacak olması düşündürücüdür.

Bunun başarısızlıkla sonuçlanması her türlü toplumsal baskıya rağmen iktidara gelmeden önce anlaşma ve barış söylemi güden bu iki tarafı, kim ne derse desin birbirinden de uzaklaştıracaktır.

Ben Akıncı’nın görüşlerini ve yaklaşımını benimsemiş biri değilim. Ama müzakerelerde güdülen siyaset ve Akıncı’nın dış dünyadaki algılanması bize çözümsüzlük durumunda farklı bir statüye geçme hakkını elde edeceğimiz noktaya götürdüğünü düşünüyorum.

Akıncı belki Talat’tan sonra anlaşmadan uzaklaştığımız için ikinci kez ağlayan Kıbrıslı Türk lider olacak. Yürüttüğü siyasetle Rumların anlaşmaya ne kadar uzak olduğunu, kendinin de dahil olduğu Kıbrıslı Türklerin ikna olmamış bölümüne ve en önemlisi dünyaya göstermiş olacaktır.

Başarının resmindeki yeni statümüzün olası başlangıcının böyle olmak zorunda olduğunu düşünüyorum.

Rum’da bunun farkında ve bunun ikilemini yaşamaktadır. Rum tarafını bu ikileminden İngiltere’nin ve ABD’nin vereceği telkinler ancak geri döndürebilir. Masadaki konu yalnızca Kıbrıs değil bölgenin tümünde oluşan yeni dengelerdir.

Başarı ve başarısızlığın resmine baktığınızda olası sınırlı bir tanınma dahil statü değişikliğine bizi sizce kimin başarıyla taşıma şansı vardır?

Bilindik milliyetçi söylemin temsilcisi biri mi, yoksa geçmişteki görüşleriyle yavaş yavaş yüzleşmiş ve bunu halkına anlatabilme cesaretini göstermiş olan Akıncı’nın mı?

****

Dış dünyayla ülkeler bazında değil, ama Türkiye’deki yerli ve uluslararası şirketlerle, TC hükümetinin yönlendirmesi ve Kuzeye yönelik teşvik düzenlemeleri ile yapılacak ticari anlaşmalar yoluyla pekâlâ da bir bağlantı kurulabilir. Yepyeni bir başlangıç yapılabilir.

Kimse, başarının resminin hayata geçirilmesinin kolay olacağını düşünmüyor herhalde.

Normal yollar denendikten ve ana kapıdan giriş mümkün olmadığında başarıya ulaşmak için başka yolları denemek hem hak hem de elzem olur.

İş hayatının bugüne kadar taşıdığım üçüncü öğretisi de başarı için ‘’şans kapısını büyük yapma’’ çalışmalarına tüm yaratıcılıkla sarılmak olduğudur. 



TAGS: cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems