HABER KIBRIS

Başımıza Saksı Düşene Kadar

06/01/2018


ads
ads

Ahmet Okan


Eskiden de böyle olurdu.

Yeni bir yıla girildiğinde bir andael ayak çekilir gibi olurdu ortalıktan.

Sokaklar tenhalaşır, caddelerde tek tük insanlar, dairelerde sanki iş yavaşlatması olurdu.

Öğrenciler okullarına isteksiz gider gibiydiler,

Seyyar satıcıların sesi çıkmaz olur, çarşı pazar esnafı sessizliğe gömülürdü bir müddet…

Eski yıl biterken perende alıp koşar gibi son geceye neşe, kahkaha ve umut içinde gömülenler, sanki o insanlar değildi.

Bir anda değişirdi her şey.

Ölü toprağı serilmiş gibi olurdu insanların üstüne…

Belki yeni bir yıla bağlanan umutların, arzuların belirsizliğini birdenbire ve tekrardan anlamanın etkisidir bu her yıl tekrarlanan, evet böyle olabilir…

Senenin ilk günlerinde okula giden öğrenciler asık yüzleri ile dersliklerine oturur,

Saatler geçmek bilmez,

Edebiyat derslerinde mefailün failatün nakaratları tekrarlanırken dudaklarını çiğnerlerdi belli belirsiz.

Divan şiirinde kullanılan “aruz” öğretilirdi ama kimse aruz ölçüsü ile şiir yazmazdı.

Şiire meraklı olanlar Nazım’ı, Atilla İlhan’ı okurdu gümbür gümbür loş ışıkların altında kimseler farkında olmadan, bir tek hisarlar irkilirdi o anlarda…

Diyeceğim,

Zaten hayat yavaştı,

Her şey yavaş akıp giderdi,

Zaman ilerlemezdi,

Kimsenin hiçbir şeye acelesi yoktu,

Ne betonda çalışan işçinin acelesi vardı ve bu yüzden inşaatlar aceleyle bitirilmezdi; sağlam olurdu bu açıdan binalar, ustabaşı çıkışırdı zaten “betonunu fazla koy” gibisinden, çalma çırpma yoktu şimdiki gibi ne demirden, ne tahtadan, ne çimentodan ne kumdan taştan…

Ne memurun acelesi vardı işini yaparken, hatta ne de köşe başlarını tutan mahallebicilerin…

Diyeceğim eskiden de böyleydi,

Her yılbaşından sonra bir rehavet çökerdi insanların üzerine sanki geçmiş yılda çok şeyler yapıp perişan olmuşlar da bütün bunlardan kurtuluyorlarmış gibi.

Ya da dediğimiz gibi birdenbire yeni yılın her yıl gibi bir şey getirmeyeceği ihtimalinin 31 Ocak gecesinin sabahı başlarına düşen saksıdan sonra anlamışlar gibi…

Eskiye özlem her zaman vardır biz ne kadar zaman zaman abartsak da.

1800’lü yıllarda yaşayan bir kimse “nerede o eski günler” diyebiliyordu mesela.

Romanlarda ve filmlerde sıkça geçer.

Henüz elektrik yok, motorlu araç yok, yollar toprak.

Ama torununa bir masal anlatırken “Nerede o eski yıllar” deyip, kendi gençliğinin koşulları ile böbürlenebiliyordu ne varsaydı ondan önce!

Söylemek istediğim,

Başımıza saksı düşene kadar her şey iyidir…



TAGS: ahmet okan
MANŞETLER

HK Ahmet Okan

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems