HABER KIBRIS

Ben bir zeytin ağacıyım

10/07/2017


ads

Perihan Şahin Bal


Çakısdesi,  kırması,  biberlisi,  dilmesi,

Bastırması,  selesi,  ekşilisi, terbiyelisi,

Sofraların baş tacıyım,

Ben, Akdeniz de veya Ege de denize karşı bir zeytin ağacıyım.

Her mevsim meltemler okşar dallarımı,

Yapraklarım her sabah güneşe parlar,

Geceleri masallar dinlerdim;  dolunaydan, yıldızlardan,

Yaşamak güzeldi.

Çevremde her çeşitten, ağaç komşularım vardı,

Harnup ağacı karşımda,

Çitlembik ağacı yanımda,

 Alıç ağacı ise yamacımdaydı.

Bin bir çeşit açan, çiçekler vardı.

Çook eskiden, siz bilmezsiniz!

Ne bereketli yağmurlar yağardı buralarda.

En çok kuşlar ve çocuklar katık yapardı kömür siyah meyvelerimi.

Sere serpe uzanırdı Akdeniz’den Ege'ye  o cömert toprak ana.

Dallarım gökyüzüne adeta kucak açardı dua edercesine,

İçten bir türküydü yaşamak,

Nerde kaldı o günlerin tadı…

Ben bir zeytin ağacıyım!

Ha Tarsus'ta,  ha  Edremit’te,

Ha Kaş Kalkan’da  ya da Yatağan’da olmuşum ne fark eder ki?

Ben böyle desem de tadımı bilenler nerde yetiştiğimi çok iyi anlarlar…

Bugünlerde bir şeyler oluyor!

Doğal yaşamımızı hızla bozuyorlar,

Hızla betonlaştırıyorlar çevremi,

Artık ne dalım kaldı , ne budağım,

Tek tek Komşularımın kökünü kazıyorlar!

Biliyorum, bir gün sıra bana da gelecek!

Zeytinin ağacının serzenişine kulak vermezsek… Geleceğimizden yeriz.

Georges Duhamel der ki;

 “Zeytin ağacının vazgeçtiği yerde Akdeniz biter”

Ağaçların bilgesi, zeytindir kuşkusuz…

En çelimsizi bile kendini kabul ettiren bir ağırbaşlılık, bir suskunluk içinde…

Yaşlarını bilen yok!

Ama her biri en az bin yaşında,

Roma’nın, Bizans’ın izlerini taşıyor bazıları…

Savaşlar yaşanmış, barışlar olmuş,  medeniyetler geçmiş o topraklardan.

Onlar tarihe hep tanıklık etmiş.

Zamanlar geçmiş, sahipler değişmiş, onlar kendi ölümsüzlüklerinde!

Ama onlar gene kendi kendileriyle.

Tüm meyveleri seviyorum, hepsinin tadı başka, rengi başka, kokusu başka, faydaları yine başka  başka…

Ama en çok zeytini seviyorum.

Öncelikle dalı ile barışı,  yaprağı tütsülenince nazarı,  altın renkli yağı ile huzur ve mutluluğu sembolize ettiği için.

Azıklara katık, evimize bereket olduğu için.

Tüm Akdeniz halkının sağlığı, zeytinlerin acı tadından yükseliyor sanki!

Zeytinin tadı çok eskidir. Çok yaşlıdır o tat.

Belki etten ve şaraptan ekmekten bile eski bir tat; tıpkı ana sütü gibi faydalı.

Irmaktan akan su kadar eski ve şeffaf bir tat.

Bölgede zeytin ve zeytinyağı kadar eski olan tek şey var. Oda, denizdir.

En eski antik toplumlardan bugüne kadar, hiçbir tabiat ürünü uygarlıklar üzerinde zeytin kadar biçimlendirici bir etkiye sahip olmadı.

 ‘’Yaşamak sadece sevmektir, inan bana!

Sevmeyenler dünyamızda yaşamıyor.

Yaşamak suda, toprakta, insanlarda görünerek;

Bir zeytin ağacı gibi.

Bir zeytin ağacı gibi, ne güzel

Denize yakın olacaksın,

Uzayan dallarında, yapraklarında ışık

Taa derinlerde köklerin.

Bir zeytin ağacı gibi, bin yıl severek

Yaşamak her gün!’’

Diyor üstat Arif Damar.

Ya nazım hikmet RAN bakın ne demiş zeytine dair ;

‘’Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

Yetmişinde bile; mesela zeytin dikeceksin,

Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil!

Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

 Yaşamak yanın ağır bastığından’’

Ektiğin zeytinlerin yüzyıllar yaşasın diye! Sevap defterin hep açık olsun diye!

Zeytin ağacı kadar ömrümüz olmadığı için, daha önce zeytin yetiştirmediğimiz için bizler bilemeyiz.

Zeytin ağacı dikmek, yetiştirmek, budamak, bakmak zordur.

Zor olduğu kadar da cesur ve inaççı bir ağaçtır zeytin.

Bazen bakarsın bir uçurum kıyısında kocaman bir kayanın içinden fışkırıp yarım asırdır ‘’ben de varım’’ der!

Ama bakir…  Ama özgür… Ama canlılaşmış şekilde!

Bazen ise yetişkin bir aslanı, kaplanı uslandırıp ehli etmek neyse, bir zeytinliği yetiştirmek de öyledir! Yürek ister, sebat ister, zaman ister…

Zeytin ağacının ömrünün uzunluğundadır esrarengiz sırrı.

İnsan vucüdunda  yapıcı ve onarıcı özellik taşır.

kalp damar sağlığına adeta şifadır.

kansere karşı etkili pekçok maddeyi barındırır bünyesinde,

yaşlanma etkilerinide azalttığı gibi kozmatik sanayiinin vazgeçilmez hammaddesidir.

çekirdeğini yutmak bile sağlımıza iyi gelir,

zeytinin faydalarını saymakla bitirmek mümkün değildir.

Sen nelere kadirsin yüce yaradanım!  

İnsanlığa zeytin gibi bir nimeti bahşettin!

Bu mistik, bu çok yönlü faydası olan besini,  âdete insanlığa em olsun diye yolladın bize.

Eyy zeytin ağacı!

Dibinde yatana huzur verirsin.

Meyveni yiyene sağlık verirsin.

Fidanını dikene rızık verirsin.

Yaprağını tütsüleyene nazarı önlersin,

Meyven  çok gizemlidir, her derde devasın.

Tıpkı yağsız çalışmayan motor gibi insan vücudunun yakıtısın.

Yaşlandıkça sanki bir baba, sanki bir ecdat olursun!

Duruşun görkemli ve ağırbaşlıdır.

Meyve verme süren,  hep sürerrr  gider…

Ömrünün uzun oluşuysa, sanki insan ömrünün uzun olabilmesi için bir ipucu veriyor gibisin!

Gelecek nesillere bırakılacak en büyük hazine; ne kat ne yat nede boş tarlalardır…

En büyük hazine atalardan gelen bir zeytinliktir.

“Zeytin ağacı Cennetin en zengin armağanıdır.” Demiş  Thomas Jefferson.

Zeytin ayetlerde, surelerde ve dualarda da en etkin yerde yer alır.

Tin suresi ‘’İncire zeytine, sina dağına birde şu emin beldeye (mekke’ye ) yemin ederim ki ; diye başlar.

Allah;

Ömrünüzü zeytin ağacının ömrü gibi uzun,

Bedeninizi zeytinyağının yağı gibi sıhhatli,

Yuvanızı zeytin taneleri gibi bereketli etsin.

Zeytinin kıymetini bilmezsek, cennette yaratana küsmüş oluruz.

Sağlıcakla…



TAGS: perihan şahin bal
MANŞETLER

HK Perihan Şahin Bal

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems