HABER KIBRIS

Benim de kaderim buymuş…

11/07/2017


ads

Başaran Düzgün


Üniversiteyi bitirip de gazeteciliğe başladığımda kaytan bıyıklarım, fırça gibi saçlarım vardı.

28 yıl önceydi.

Şimdi öyle miL

İyi saate olsun, anne  tarafından akrabamız olan Taner Çuvalcıoğlu’nun teşvikiyle Halkın Sesi gazetesine iş için başvurmuştum.

Taner abim almıştı randevuyu ve  Halkın Sesi’nin tarihi merdivenlerinden çıkarken yaşadığım heyecanı hiç unutmam.

Yazı İşleri Müdürü Akay Cemal ile görüşecektim.

Bir süre bekledikten sonra Akay Cemal’in odasına alındım.

Masasının üstü kağıtlarla doluydu, odanın nerdeyse tamamında cilt cilt gazeteler vardı.

Bir kenara ilişip, derdimi anlattım, iş istediğimi söyledim.

Akay Cemal, arada daktilosunun tuşlarını tıkırdatarak ve “hım, hım” diye sesler çıkararak dinledi beni.

Ben konuşmamı bitirince de “tamam, biz seni  telefonla arayacağız” dedi.

Bu cümlenin “görüşmemiz bitmiştir” cümlesi olduğunu anladım.

“İyi günler” dileyerek odadan çıktım.

Eve gittim, rahmetli babam görüşmenin nasıl  geçtiğini sordu;

“Telefonla arayıp bildireceklermiş” dedim.

Babam, hayretler içinde sesini yükseltti;

“Hangi telefonla arayacaklar, bizim telefonumuz mu var, seni başından savmış!”

Evet, baştan savılmıştım.

Yıllar yılları kovaladı

Kıbrıs gazetesinde Yazı İşleri Müdürüyüm.

Akay Cemal köşe yazarı olarak Kıbrıs gazetesine transfer oldu.

Gazeteye geldiğinde esprili bir şekilde “be Akay abi, hala beklerim arayasın beni” dedim.

Karşılıklı gülüştük.

“Napayım, Doktor öyle talimat vermişti bize” deyiverdi.

Bu kez ben acı acı güldüm.

***

Halkın Sesi gazetesi olmayınca bir süre işsiz ve aylak bir şekilde dolandım.

Hasan Erçakıca aradı.

Askerliği yeni bitirmiş ve Yenidüzen gazetesi Yazı İşleri Müdürü olmuştu.

“Gel birlikte çalışalım, Yenidüzen’i yeniden organize ediyoruz” dedi.

Ve böylece mesleğe Yenidüzen gazetesinde başlamış oldum.

Yok, yok panik yapmayın uzun uzadıya meslek anılarımı anlatacak değilim.

Gerçi son zamanlarda, ihtiyarlar gibi,  kendimi geçmişe dair  hikayeler anlatırken yakalarım ve panik yaparım  ama söz bu yazıda geçmişi anlatmayacağım.

Yıllar yılları kovaladı (bu yıllar da kitap olur vallahi) Hasan Erçakıca Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü oldu, biz Havadis’i büyütme ve okurlarına layık hale getirme peşindeyiz.

Erçakıca Havadis’te yazmak istedi.

Biraz buruk bir şekilde “olmaz” dedim.

İçim burkulmuştu ama Havadis’in kesin kuralları vardı; Siyaseten aktif görevde olan yazarlar Havadis için uygun değildi.

Bana darıldığını ve hala dargın olduğunu biliyorum.

Ama Havadis de koyduğu kurallara harfiyen uyduğu için Havadis olduğunu çok iyi biliyorum.

***

Bugün 11 Temmuz.

Gazetecilerin günü.

Eminim çok sayıda mesaj gelecektir günümüzü kutlayan.

Birtakım etkinlikler falan yapılacaktır.

Bu yazının flaşını sona sakladım.

Flaş şu;

Arkadaşlara “beni affedin, bırakın gideyim, artık usandım” dedim.

Kısa süren bir şaşkınlıktan sonra hep bir ağızdan bağırmaya başladılar.

“Asla olmaz” dediler.

“Biz sana gideceğin günü söyleyeceğiz” diye de ültimatom çektiler.

Boynumu büktüm ve bu yazıyı yazmaya koyuldum.

Bir 11 Temmuz’da benim de kaderim buymuş.

Napalım, kadere boyun eğeceğim…



TAGS: başaran düzgün
MANŞETLER

HK Başaran Düzgün

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems