HABER KIBRIS

Bir Gezi Hikayesi (Gilan Köyü ve Düşündürdükleri) 2

09/04/2017

Bir Gezi Hikayesi (Gilan Köyü ve Düşündürdükleri) 2
ads

Gilan’a bir Pazar günü Rumca kursuna devam ettiğim okulla yaptığımız gezinin hikayesini, Afksentiu Sokağının başına gelince bırakmıştık.

GİLAN KÖYÜNÜN SOKAKLARINDA 
Gilan Spor Kulübünün, binasının önünden geçtik. Tabeladaki yazıyı Türkçeye tam olarak çevirince “Gilan Atletik Birliği” diye okunuyor. Mavi beyaz güzel bir binaydı. Bana Yunan Bayrağından çok, denizden taraçalar halinde yükselen Yunan adalarının o eşsiz güzellikteki otantik evlerini hatırlattı. Hafif kemerli kapısı, kapısının kenara dayanmış kepenkleri ve pencereleri… Hepsi de geçtiğimiz yüzyılın mimari çizgilerini, dükkanlarını hatırlatıyordu. 


Yürüdüğümüz sokakların zemini doğal taştan özenerek döşenmişti. Tertemizdi. Sokak başlarında, dekore edilmiş ahşaptan çöp kutuları vardı. Restore edilmiş asmalı kahveyi mi, yoksa sarı taşla örülmüş duvarlarını mı, 1 numaralı dükkanın yeşile boyanmış kapısını mı anlatsam. Duvarda asılı ahşap plakanın üzerinde “Dimitri Dimitriu Meydanı” yazılıydı. 
Yunan-Kıbrıs ve AB bayraklarının yan yana asıldığı sokağı ve daha birçok duvarları beyaz kapılı-kahverengi pencereli yüzyıllık binaları da geçtikten sonra köyün camisine vardık.
Gilan karma bir köydü ve bu köyde Türkler de yaşıyordu.
Zaten köyde Omorfo’da iş kurup yaşayan Gilanlıoğlu ailesini burada bilmeyen tanımayan yok. Bize onun kaldığı de göstermişti köyü gezdiren Maria. Temiz, boyanmış ve meydan yakın bir yerde, güzel bir köy eviydi.

CAMİDE…
Selvi ve akasya ağaçlarının arasından yürüyüp aşağıdaki camiye vardık. Bahçesindeki otlar temizlenmişti. İçeride taş zemini, beyaz duvarlarıyla sarıya boyalı kemerli kıblesinin yalın, temiz, terk edilmiş ve masum bir görüntüsü vardı. Camiyi çok iyi korumuş Gilanlılar. Damının kahveye çalan kiremitleri sanki de yeni konmuş kadar parlaktı. Yine kahverengi eski pencereleri korunmuş ve pırıl pırıldı. Caminin hafif kemerli giriş kapısının çerçevesi, içerideki kıblenin sarı rengi ile uyumluydu. İç ve dış duvarları, minaresine varıncaya kadar yeni badanalanmış, bembeyazdı. Camiden ayrı olarak inşa edilmiş tuvaletler bizim çok turistik kentlerimiz Girne ve Lefkoşa’da bir tülü beceremediğimiz ve yalnızca rüyasını göreceğimiz temizlikteydi. Camiden ayrıldıktan sonra camideyken düşünüp de fark edemediğim “eksik olan şeyi” nihayet buldum. Zemininde halı yoktu. Taş bir zemindi. Bu nedenle ayakkabılarımızı çıkarıp girmediğimiz için halıya sinmiş bir ayak kokusu falan da yoktu. Keşke camilerin zeminine halı konmasa. Öyle olunca içeriye ayak kokusu da sinmiyor. 
 Bütün bunlardan sonra Türk tarafında pek çok kilisenin hal-i harabını düşündüm. Gidin Gilan’a. Gidin de gözlerinizle görün bir cami nasıl bakımlı olur? Belki Kuzeyde kalmış kiliselerine hoyratça davranmaktan, tarihi şapellerini yıkmaktan utanır sıkılırız.
ESKİ KİLİSE


Yüksek sarı taş duvarlarla ayrılan, taş zeminli sokaklardan yokuş yukarı çıkınca, köyün dışında, köyün en eski kilisesi (yenisi köy merkezine daha yakın ve şatafatlıydı-hp) ile karşılaşıyoruz. Bu oldukça eski ve tarihi bir kilise. Çan kulesinin depremlere dayanamayıp yıkılınca yeniden inşa edilmiş olduğunu duvarlarına iyince bakınca anlıyorsunuz. Ön cephesinde beş kemerli üzeri kapalı geniş dikdörtgen bir balkonu vardı. Giriş kapısının üzerindeki demir ferforje rakamlardan 1903 yazılıydı. Kilisenin inşa edildiği tarih. Demek ki 114 yaşındaydı. Bu da demek oluyor ki; ada daha Osmanlının malı ve İngiliz’in kirasındayken köyde yerleşik Ortodoks Rumlar varmış.
Kilisenin iç zeminindeki desenli mermerler bir sanat eseriydi. Duvarlarda çepeçevre inandıkları azizlerin freskleri asılmış. Sandalyeler ahşaptan ve oymalı.
İki ibadet yerine de tarihe tanıklık eden hallerinden dolayı sevdim. 
KÖYÜN MÜZELERİ


Gilan köyünün sokaklarını, Camiden Kiliseye, eski un ve zeytin değirmenlerinden çiftçilikte kullanılan ve artık ilkel hale gelmiş zirai aletlerin sergilendiği müzelere varıncaya dek dolaştık. Maria önde biz arkada. Köyün gönüllüsü olarak bize rehberlik etti. 
Bizde olmayan hasletler Gilan’da mı var? Köye gidiyorsun, müzesi var. Hem de bir de değil iki tane. Evlerinden dükkanlarına, ibadet yerlerinden (cami dahil) değirmenlerine, sokaklarından meydanlarına tarih ve temizlik gözünüze giriyor… Ve köyden bir gönüllü kadın çıkıp size teker teker buraları gezdiriyor. Karşılığında bir şey de talep ettiği yok.
Bir daha yazayım. Biz Kıbrıslıtürklerde olmayan hasletler bu köyde ziyadesiyle var… 


Bizdeki beceri, adaya Türkiye’den doluşan kumarcıları ve çapkınları eğlendirmek ve cebimiz de para dolsun diye, imar plansız, rastgele ve Rumun malını maddi çıkar karşılığında peşkeş çekerek, yağma Hasanın böreği misali pazarlamak olarak nüksediyor. Denizlerin kirlenmesi, kendi insanımızın kumara alışması pahasına, kerhane inşaatlarının yollardan geçip giderek pazarlanan kadınların görsel resimleriyle donatılacak kadar çirkinleştirilmesi uğruna. 


Çirkin yekpare beton plakalar dikerek, dere yataklarına molozlar yığarak, asırlık anıt ağaçlarımızı keserek, eski evlerimizi yıkarak, RTE’den kaçan öğrencisinden, artizine, emeklisinden tüccarına, Türkiyeli varsıllarına kakalamayı marifet sayıp da bunları taşıyamayacak alt yapıya sahip olmadığımızın zerre kadar umurunda olmayan müteahhitlerimizle, taşımacılarımızla işliyoruz bu suçları… 


Kendi yaşadığı yerin çöplüğe dönüşmesinden çok da umuru olmayan bu coğrafyanın insanlarıyla. Alt yapısı iflas etmek üzere olan Girne ve Lefkoşa’ya, yeterli bahçesi ve garajı bulunmayan, yasaları zorlayarak maximum beton inşaat alanları ve estetiği olmayan çirkinlik abidesi binalar dikilmesine cevaz veren bürokrat, teknokrat ve belediyeleriyle… Kalan üç beş yeşilimiz de yok etmenin hoyratlığı ve utancı bir yana, kendisini yatırımcı, çevrecileri de “yatırımcı düşmanı” ilan edecek kadar kendinden geçmiş geçmiş hükümetlerimizle…
Gidin Gilan’a. Söyleyin Mariya’ya sizi köyünü bir dolaştırsın…
Her gün daha bir toza toprağa buladığınız, pisliğe gark ederek çöpe gömdüğünüz, imar plansız alt yapısız beton bloklarınızla kocaman çirkin binalara teslim ettiğiniz, denizi kirlettiğiniz coğrafyamızın bu hal-i harabından belki utanırsınız…



TAGS: gilan köyü, halil paşa
MANŞETLER

HK TATİL

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems