HABER KIBRIS

Biraz ses, biraz hayat…

10/02/2017


ads

Ahmet Okan


Yağan aynı yağmurdu,

Deniz aynı deniz,

Biraz yağmurundan, biraz denizinden alıp gittin…

Dağlar aynı dağlardı,

Rüzgar aynı rüzgar,

Biraz toprağından, yaprağından, biraz yeşilinden alından, biraz rüzgarından alıp gittin…

Neyi gördün?

Şarkıları ahşap radyolarda dinlerdin,

Şiirleri mecmualardan okurdun,

Koynunda kurumuş yasemin çiçekleri,

Biraz şarkı, biraz şiir olup gittin…

En güzel filmleri seyrederdin sinemalarda,

Belgin Doruk, Filiz Akın, Türkan Şoray, Muhterem Nur.

Biraz Belgin Doruk, biraz Filiz Akın olup gittin…

En çok Gilda filmini beğenirdin,

O muhteşem kadın Rita Hayworth’a,

O boyalı afişlere özenirdin.

Gönlünde takma kirpikli bir artist.

Bir köşeye savrulmuş talihsiz bir artist gibi göçüp gittin…

Ses ve Hayat mecmuaları okurdun abonesiydin heyecanla beklerdin hafta sonlarını.

Londra ve Paris modaları geç gelirdi,

Burda’daki elbise modellerine fena kapılırdın hangi terziye gitseydin bir telaş bir telaş içindeydin.

Biraz ses, biraz hayat olup gittin…

Zaman kötüydü.

Her yer kapalı.

Yollar sokaklar tel örgülerden,

Ne giriş vardı ne çıkış,

Girsen çıkamazdın çıksan geriye bakamazdın.

Bu Lefkoşa sokaklarında tel örgüler kanatırdı insanı,

Kum torbaları beş beter gözlerin kumdan ibaretti sanki, herkes öyleydi doğrusu.

Haberlerin tekmili berbat; kan ve ölüm korkusu.

Satarken vücudunu akşamcılara,

Yevmiye dediğin boğaz tokluğu…

Neyi gördün?

Bir cımbız yakışırdı eline, bir de yüksük.

İnce kemer sarardı belini,

Tokası yaldızlı,

Saçın anlında kahkül,

Kahkülüne saklardın gözlerini.

Aynaya baktığında kim “orospu” diyebilirdi.

Çıplak sırtında gölge gibi bir leke, sanki kartal pençesi.

Kim ne bilirdi bir mahalle kabadayısından miras bıçak yarası…

Geçtiğin yollar çift yoldu,

Çaldığın kapılar ahşap,

Yattığın yerler hanaydı loş kırmızı ışıklarda,

Kırlangıç yuvasında yatar gibi.

Belki de bir sonbahar vakti göçüp gittin…

Köyden çıkıp gelmiştin tıpkı siyah beyaz film hikayeleri gibi.

Belki doğusundan belki batısından bu memleketin.

Aklın kalmıştı köyünün tarlalarında yalnız yaşayan alıç ağaçlarına.

Bohçanda el işlemesi masa örtüsü ve birkaç mendil, peşinde çocukluğun koşardı.

Çırılçıplak yıldızların içinde geceler sarhoş,

Kapıya dayananlar sarhoş.

İslimde pişerdi yemek.

Bir hırka bir lokma geçerdi hayat…

Bu hayatta neyi gördün?

Biraz ses, biraz hayat olup gittin…

 



TAGS: Ahmet Okan
MANŞETLER

HK Ahmet Okan

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems