HABER KIBRIS

Birdenbire dağıldık

19/12/2016


ads

Ahmet Okan


Kışlaya bahar düşer, akasyalar açar, Kanlı Dere yağmurlara hazırlanırdı…

Bulutlar bir gider bir gelirdi…

Belki ölüm pusuda, ihanetler kapıda, sevdalar ıraktaydı…

Lâkin kim bunun farkındaydı…

Bahar, badem ağaçlarını tepeden tırnağa ve büsbütün çiçeğe döndürür, ressamlar için baş döndürücü bir manzara ortaya çıkardı…

Böyle zamanlardı…

Böyle zamanlarda aşklar tenhalarda yaşanır; mektuplara dökülen hasret vuslata ererdi…

Kapı kapı çoktuk kalabalıktık…

Hatırlarım:

Nöbetteyim…

Cigaram zehir zıkkım…

Tütün vircinya…

Az sonra şafak atacak, ciğerciler Girne Kapısı’nın köşelerini tutacak, işçiler fabrikalara yol alacak…

Gecenin karanlığı kerpiç duvarlardan usulca uzaklaşırken,

Bir elimde mantık kitabı, bir elimde tüfek…

Mutallip’in fırınında sıcak ekmek kokuları yükselmekte…

Hava parçalı bulutlu…

Alnımda sabah serinliği…

Ayasofya’da ezan, kiliselerde çan sesleri…

İlk grubu yol tutmuş kırlangıçların henüz uzaktalar…

Şafağın kızıl ışıkları bir kertenkelenin gözlerini kamaştırmakta…

Çörekçi, helvacı ve muhallebicinin hazırlıkları bitmiş…

Köy otobüsleri Lefkoşa’ya varmak üzere…

Bandabuliya’da kasap gürültüsü…

Devriyesi biten polisler değişmek üzere…

Ortalık sakin herhangi bir vukuat yok…

Bir yılan uyanmakta, yuvasından çıksa mı çıkmasa mı…

Radyolar yurttan sesler korosu ile başlıyor: Gözlerinin içine başka hayal girmesin / benden evvel başkası seni görüp sevmesin…

Böyle uyanmaktaydı Lefkoşa…

Çörekçinin ellerin yanacak çığlıkları arasında…

Okullar mevziydi, mevziler okul.

Liseli dört kişiydik, Kemal, Ertuğrul, Tansel ve ben.

Dört kişiydik sadece birimiz fen’den…

Ne sosyeteden Muazzez yüz veriyordu ne benzincinin kızı Münevver…

Sanki çok umurumuzdaydı Çağlayan Bahçesinde felsefe okurken…

Böyle zamanlardı soğuk ustura gibi kesmekte…

Yeminle söylerim bütün öğrendiklerimizi unuttuk o sokakları terk ederken…

Kim nereden kaçtı, nereye gitti, yıllar fena geçti…

Kalıbımı basarım bütün yazdıklarımız söylediklerimiz havada kaldı…

Böyle zamanlardı çörekçi sabah ezanından bağırırken…

Beşparmaklar’a her kar yağdığında ilk kez yağardı ve mevsim aslında bahardı…

Böyle zamanlardı terk ederken o sokakları arkamızdan ahşap kapılar ağlarken…

Diyeceğim,

Dört kişiydik, yüz kişiydik, bin kişiydik…

Kaç kapıydık, kaç el, kaç göz, kaç kadın, kaç erkek…

Demek istediğim,

O zamanlar,

Kapı kapı çoktuk kalabalıktık…

Aslında ne olduysa oldu birden bire dağıldık…

(18,02,2015) 



TAGS: ahmet okan
MANŞETLER

HK Ahmet Okan

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems