HABER KIBRIS

Boynumuza borç mu bu çözüm dediğiniz?

30/12/2016

ads

ads

Eşref Çetinel


Yeni yıla az bir süre kaldı. Ki çok yeni yıllar yaşadıktı, anlatımları ile tatlarına doyum olmayan.. Fakat çok da yeni yıllar yaşadıktı, karanlık akşamlarda nöbete durduğumuz mevzilerde, olası Rum saldırılarını gözlediğimizce!

Fakat biz Kıbrıs Türkleri ayni makastan çıkmış modeller gibiydik. Hep birlikte eğlenir hep birlikte yerinir, ağlamamız gerekirse hep birlikte ağlardık.. Ayrımız gayrımız yoktu çokluk. Sınıf farkımız olmadığı için! Zenginle yoksulluğu değil, insan kardeşliğini koyardık kalplerimize…

Doğrusunu söylemek gerekirse artık bizim için öylesi insanlık da yoktur, yeni yıllar da! Genç jenerasyonlar bizim bu duygularımızı tabi ki yaşayamazlar. Dolayısıyle anlamazlar da.. Onlar için bugünler çok daha iyi koşullarda yaşamakta olduklarıdır. Özgür ve egemendirler.. 43 yıllık kalıcı olması gereken bir yurtları, geçmişten geleceğe uzanan yürüdükleri bir hayat yolları vardır…

“İŞTE BU” DİYECEKTİK. Evet, “Kıbrıs ikiye bölünecek, bir milyonu bulmayan nüfusu ile Türk-Rum ayrılık gayrılığında cepheleşecek kadar büyük değil..”

Zaten Türk halkının siyasi mücadelesinde ada egemenliği üzerine yapıştırılmış bir ideali hiç olmadı! Her zaman istediği en az Rumlar kadar verilmiş haklarında hakçasına ve güvenli bir yaşamdı.. Nitekim: (1974’den önce Rum baskı ve terörüyle hayatlarımız kararırken Rum liderliğine “köşemden” şunları da yazardım: “Siz hem nüfus hem ekonomik yönden bizden büyük ve ileridesiniz.. Bu nedenle barış ve istikrarı tesis etmek görevi de sizindir. İsterseniz bu adayı cehennem de yaparsınız cennet de.. Birlikte yaşamanın formülü de sizin elinizdedir gücü de…)

FAKAT: Rum liderliği ile kilisesi Türk düşmanlığı üzerine inşa ettikleri ada egemenliği hedefini seçti! Makarios’un bu konuda büyük günahı vardır ve mutlaka öteki dünyada Türk halkına yaptıklarından dolayı o büyük mahkemeyi, cehennemde beklemektedir!)

BOYNUMUZA BORÇ MU? “Çözümü tesis etmek” demek istiyorum! Ki hem müzakerecilerimiz hem STÖ’miz “nazlı gelin esamesine koydukları Güney’i evliliğe ikna etmek için yapmadıkları fedakârlık kalmadı eğer Rum basınının haberleri doğruysa dünya kadar da drahoma ödeme sözü verdiler!”

Sonunda korkarım ki bir çözüm olursa salkımı onlar yerken talkımı da bize kalacak!

DPÖ VE PLANLI PROGRAMLI YENİ BİR GELECEK UMUDU..

KKTC’de ilk kez “işin ehli, ayakları yere basan dolayısıyle ne yaptığını bilen bir “Devlet Planma Örgütü” (vardı) yeniden oluştu.. Önce devletin türlü çeşitli istatistik verileri artık yıllar ötesinden değil en geç bir öncesi yıldan veriliyor. Aylık haftalık veriler yayımlanıyor..

İşte bu DPÖ 2017-2019 yılları kapsamında Orta Vadeli bir Program taslağı hazırladı. Ben bu tip çalışmalara ellediğimde heyecanlanırım. Çünkü böylesi “kısa ve uzun vadeli plan programlar” hem siyasi iktidarların izleyecekleri yol haritası olmakta hem de özel sektör yatırımlarının devletin sosyoekonomik politikasına uygunluğunca gerçekleşmesine zemin hazırlamaktadır..

ANA BAŞLIKLAR: Yalnız iki olayı birbirinden ayırıyorum. Şöyle ki:

Siyasi partilerin de, iktidarların da bildik plan ve programları vardır ama bunlar kısa süreli çoğu popülizm üzerine geliştirilmiş, vaatlerin gerçekleri bypass ettiği, beklentilere cevap vermesi asla mümkün olmayan planlardır! Zaten uygulamalarını (çoğunlukla uygulanmadıklarını) gelip giden hükümetlerde görüyoruz! “Oyları derleyip ayarlamak” üzerine kurgulandıklarını gördüğümüz gibi!

Bu nedenle Devlet ile Hükümetleri ayırıyoruz. (En azından KKTC’de ayırmak zorunda kalıyoruz.) Devlet “kalıcıdır, süreklidir” diyoruz.. DPÖ’nün çalışmalarını da bu değer yargısında yorumluyoruz.

MESELA: “Kayıt dışılıkla mücadele edilecek” deniyor… Mesela “Tarım, Sanayi, Üniversite işbirliği geliştirilecek” deniyor… Turizmde gelir artışı, Sağlıkta ise tasarruf sağlanacak deniyor.. Tarım Master Planlarından Güney’le enerji ilişkilerine, bürokrasinin azaltılmasından KKTC’de inşaat malzemeleri üretimine kadar devletin “adam gibi devlet olması” için yapılması gerekenler planlanıyor…

DOĞRUSU ŞU Kİ: Sevinmek istiyoruz.. Çünkü çok uzun yıllardır kısır döngüler içinde heyamola çeken “hükümetlerin” neden oldukları bunalımlarla yaşamak zorunda kalıyoruz! Büyümeyi casinolu otellerin doluluklarına göre hesaplamaya çalışırken, şu kadarcık nüfusun paylaşacağı domates üretimini bile planlayamayan memleket yönetimde içimiz kararıyor!

Mesela gözümüzün içine bakarken “Trafik kazalarını önlemek için dıştan gelenlere eğitim verileceğini” açıklayan Bakan’ın halkla alay edip etmediğini ne kadar ciddi olduğunu anlamakta çok zorlanıyoruz!..

Dolayısıyle planlı programlı işler söz konusu olduğunda umutlanmak isitiyoruz. Ve “olsun diyoruz, diyoruz, en azından bu kadar hakkımız olsun…”

KISACA TAKILDIĞIM: (DÖVİZ DEĞİL TL.)

Geçtiğimiz günlerde KTTO döviz vurgunu nedeniyle insanların büyük oranda ödeme güçlüğü çektiğini, dolayısıyle piyasada “Türk Lirası kullanımına geçilmesini hatta hükümetin de tüm işlemlerini TL ile yapmasını önerdiydi!

Ticaret Odası gibi ülke finansının göbeğindeki bir kurum eğer TL’e geçilmesini öneriyorsa demek ki mümkündür.. Keeşke mümkün olsa ama!

Nitekim çok yakınımdan birisi anlatıyor: Diyor ki 2001’ler ekonomik krizinin ardından TL ile borçlandığımız evin (filan bankaya) yatırılan kredilerini ödemede güçlük çektiğimizde, banka tarafından yeniden yapılandırmaya tabi tutulmuş ve TL ile aldığımız evi bu kez dolar ile ödemeye başlamıştık! Sonuç mu? Her ay maaşımı bankada bırakmak zorunda kalıyorum. Dolar karşılığı TL ile ödemek zorunda kaldığım evin kredi borcunu, maaşım da yetmediğinden ya cebimden yahut borçlanarak denkleştirmek zorunda kalıyorum!..”

Kaldı ki memlekette dövizle borçlanıp sonra mahkeme kapılarında sürünmeyen kalmadı! KTTO’sına da bir kulak verin diyoruz. 



TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems