HABER KIBRIS

Bu yıl bir anlaşma olur mu?

31/08/2016


ads

Bülent Dizdarlı


Sanki koskocaman bir satranç tahtasının üzerinde yaşıyoruz. Sağdan soldan gelen hamleler hayatımızı doğrudan etkiliyor. Türkiye, yaşanan “kalkışma”nın ardından Putin ile tekrar yakınlaşıp yeni ittifaklara yol açarken, çoğumuz Amerika Birleşik Devletleri’nin buna karşı tepkisi ne olur diye düşündük. Ama daha kafamızdaki sorulara cevap bulamadan Türk Ordusu , Suriye’de üslenmiş İŞİD mevzilerini top ateşine tuttu. Ardından da “Özgür Suriye Ordusunu” destekleyen Kara Operasyonu başlattı. Hem de bunu A.B.D Başkan Yardımcısının Türkiye’ye ayak basmasına bir kaç saat kala yaptı. Sonra Başkan Yardımcısı Ankara’ya geldi ve kapılar arkasında bölgedeki olan biten kadar olup bitecek olanlarda konuşuldu.

Hep bunlar yaşanırken “Satranç Tahtasının” bir köşesinde bizi doğrudan ilgilendiren gelişmeler yaşanıyordu.

Hızlandırılmış görüşmelerin ikinci turu da başladı. Adamız üzerinde yaşayan iki toplumun liderleri bu süreç içinde saatlerce konuşup müzminleşmiş sorunumuza çözüm aramaya başladı.

Yıllardır süren Kıbrıs sorunu, son zamanlarda çözüm yolunda, bayağı yol almış görüntüsü veriyor. Ancak bu görüntü biraz da izafi gibi durmaktadır. Benim anladığım, sorunun temelini oluşturan üç ana başlıktan sadece “Güç Paylaşımı” konusunda ciddi mesafe alınmıştır. Dışarı sızan bilgi, bu başlığında tam olarak bitirilmediği, küçük birkaç pürüzün kaldığı yönündedir.

Diğer ana başlıklardan biri olan “Garantiler” konusunda da çok ciddi ayrılıklar devam etmektedir. Güney tarafı her türlü Türkiye garantisini ret etmektedir. Kuzey de ise bu garanti olmazsa çözümün kalıcı olmayacağı inancı vardır. Bundan da öte bu şekilde gelecek bir çözüm planına Kıbrıs Türk tarafının “hayır” deme olasılığının yüksek olduğu bilinmektedir.

Güney Halkı, Türk garantilerini istememekte haklı görüne bilir. Ancak onların haklılığı kuzeyde yaşayanların bunu istemesi konusunda haksız olduğunu göstermemektedir. Herkes kendine göre haklıdır. İki taraf empati yaparak bir çözüm bulabilir. Liderler garantinin ancak bir tarafın diğer tarafa tahakküm ve şiddet uygulaması halinde yürürlüğe gireceğini, anlaşmaya sadık kalındıkça garantör müdahalesinin olamayacağını halklarına güzelce anlatmalıdır. Birleşik Krallık ve Yunanistan garantörlükten vaz geçme arzusunda olsa bile Türkiye, adada yaşayan Türklerin arzusu hilafına bu görevinden soyutlanamayacağını bilmelidir.

Bütün adayı ya da parça devletleri ayrı ayrı kapsayan garantörlük konusu bir şekilde tartışılıp anlaşılmazsa, çözümün sanıldığı kadar yakın olmayacağı nettir. Böyle bir durumda Kuzey’in referanduma gidildiğinde Türk tarafının “Hayır” denmesine vesile olacaktır. Bunu Cumhurbaşkanı Akıncı da tespit etmiş ve değişik platformlarda dillendirmiştir.

Hâl böyleyken hızla çözüme gidilmek isteniyorsa tarafların kendi durumlarını gözden geçirip bu başlığın altını dolduracak uygun ifadeler bulma yönünde çaba göstermeleri gerekmektedir. Konu beşli konferansın kararına bırakılacak olsa da unutulmaması gereken şey, bu kararın şeklinin, olası bir referandumda Türk tarafının “Evet” oy oranını ciddi bir şekilde etkileyeceğidir.

Üçüncü ve son çetrefelli konumuz ise “mal mülk ve harita” konusudur. Aslında harita konusunda geçmişten gelen 28+1 anlaşması geçerliliğini korumaktadır. Burada sorun düzenleme yapılırken hangi kısımların kuzey idaresinden güney yönetimine geçeceğini belirleyecek çalışmalar sırasında ortaya çıkacak dedikodular olacaktır.

Bu konuda zaman zaman değişik spekülasyonlar yapılsa da, resmi olarak yapılan açıklamalar, henüz harita düzenleme olayının konuşulmaya başlanmadığı yönündedir.

Öte yandan mal-mülk sorunu için yapılan görüşmelerde de net sonuca ulaşılamamış, mal sahibi- kullanıcı arasında doğacak problemin nasıl çözüleceği konusu netleşmemiştir.

Şimdi gelelim yazımın başlığı olan soruya…“Bu yıl sonuna kadar çözüm olur mu?”

Sayın Akıncı, istenirse bu yıl sonuna kadar çözüm olabileceğini ifade etmekten hiç çekinmiyor. Yıl sonuna kadar çözüm gerçekleşmezse başka argümanların ortaya çıkabileceğini ve bu argümanların çözümü daha da zorlaştıracağını ( Bunların ne olduğunu söylemese de) sık sık söylüyor. Bu yönde sağlam bir iradeyi ortaya koyuyor. Gördüğümüz kadarı ile de Türkiye ona bu konuda tam destek veriyor. Eğer Kıbrıs Elen tarafından da benzer yaklaşım gelirse ve Satranç tahtasının diğer alanlarında yapılan hesapları da göz ardı etmezsek yılsonuna kadar çözüm olabilir. Yoksa beklenti içinde kalacağımız yıllar bitmez ve ada üstünde hep beraber “bir sonraki yılsonuna kadar çözüm” diye bir nakaratla ömür tüketiriz.

ANLAYAMADIKLARIM: Hiç anlayamadım üç dine mensup insanların bu coğrafyayı “Kutsal Topraklar” olarak adlandırmasını ! Üzerinde yaşananlara bakılırsa buralara kutsal topraklar değil ancak “Lanetli Topraklar” denile bilinir be yahu… 



TAGS: bülent dizdarlı
MANŞETLER

HK Bülent Dizdarlı

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems