HABER KIBRIS

Bugünü unuttum...Alzheimer'ımla dünü yaşıyorum

09/01/2017


ads

Perihan Şahin Bal


Ben İ. N. Namı diğer bilgin İhsan.

Ben bir öğretmenim. Hem de köy enstitüsü mezunlarından. Türkiye’nin her yerinde çocuklarım var. Onların hepsinin isimlerini, niteliklerini, ailevi durumlarını çok iyi bilirim… Çok okur, çok yazarım. Bulmaca çözmek, matematik sorularını çözmek en çok sevdiğim hobilerim. Çok yer gezdim. Çok insan tanıdım. Beslenmeme ve kaliteli, doğal yaşamaya da çok önem veririm. Çok gezip çok okuduğumdan bana bilgin ihsan derler. Birçok şeyi de bana danışırlar.

Ancak son zamanlarda bir unutkanlıktır gidiyor! Koyduğum bir objeyi yerinde bulamıyorum. Döne döne arıyorum. Sora sora ancak buluyorum. Bazen ne aradığımı da unutuyorum!

İlk başlarda bu unutkanlığın normal olduğunu söylüyordu hekimler de, çevremdekiler de…

Eee yaş artık yetmiş birçok da önemsemiyorum. Normaldir diyordum

Ama gün geçtikçe, bu unutkanlık illeti hayatımı baya zorluyor. Yakın zamanda yaşadıklarımı da unutur oldum. İnsanların isimlerini ve insanları da. Bu durum sosyal hayatımı tıkamaya başladı… İletişimimde zorlanır oldum. Bir şeyler anlatıyorum, cümlemin yarısında kalıyorum… Konunun özünü unutuyorum. Ne diyeceğimi bilemiyorum, arada ki kelimeleri de unutuyorum. Ben de susuyorum… Ama sustukça unutmam daha da artıyor!

Eşim ‘’Hani geçen hafta gitmiştik ya’’ diyor… Hafızamı zorluyorum hatırlayamıyorum.

Kızım ‘’Dün yaptığım pastadan yemek ister misin babacığım ’’ diyor… Dün o yediğim pastayı da, tadını da, yediğimi de unuttum!

Kahvede her zaman tavlada yendiğim arkadaşıma, sürekli mars olur oldum.

Arabamı süremiyorum! Ne oldu bana anlayamıyorum!

Beynim uğulduyor… Sanki 30 yaşından birden 71 yaşına atlamışım gibi! Aradaki yıllar nerede? Düne ne oldu?

Hep yalnız çıktığım yürüyüşe artık eşimle ya da yanımda birisiyle çıkıyorum. Evimin yolunu unutur oldum. Yürüyüşte selam verenler oluyor… Öğrencilerimmiş… Çıkaramıyorum kim olduğunu. Hatırlayamıyorum.

‘’Bu senin torunun ‘’diyorlar. Ben o çocuğu tanımıyorum ki!

‘’Ben eşinim diyor’’ yaşlı bir kadın… Benim eşim çok gençti, bu yaşlı kadın da kim?

Orta yaşlı bir adam ben senin oğlunum diyor… Benim Hakan’ım daha delikanlıydı.

Bir adam ‘’30 yıldır komşunu nasıl hatırlamazsın’’ diyor ben o adamı tanımıyorum bile!

Annemi soruyorum öldü diyorlar. Babamı soruyorum öldü diyorlar….dayım, arkadaşım kemal? Hepsine öldü diyorlar.

Bu sokak benim sokağım değil! Nerden çıktı bu koca koca binalar? Nerde benim beşik çatılı, cumbalı küçük evim?

Hani bizim tavuklarımız? Ee köpeğimiz de vardı! Onlar nerde?

Kimse bana doğru cevap veremiyor… Ya da ben mi anlayamıyorum? Soruyu mu soramıyorum ne?

Rüya mı? Gerçek mi? Hayal mi? Ayırt edemiyorum!

Konuşulanları anlayamıyorum! Her yer puslu ve karanlık… Sesler titrek… Kokular karışmış birbirine… Tatlarda… Yönümü bulamıyorum! Sanki uzay boşluğundayım!

Adım neydi benim!!!



Unutkanlık hepimizin sık sık yaşadığı bir sorundur. Ancak unuttuğumuz şeyi biraz hafızamızı zorlayınca hatırlarız… Özellikle dikkatimiz belli bir odağa yoğunlaştırdığımızda küçük şeyleri unuturuz.

Onu nere koyduydum?

Bu neredeydi?

O kişiyi nerden tanıyordum? deriz ama sonra hatırlarız.

Çağımızın hastalığı unutkanlık, diğer adıyla Alzheimer!

Yakın geçmişi unutur ama çok eskileri uzak geçmişini çocukluğunu iyi hatırlar, sanki o zamanda yaşıyordur.

Alzheimer çok da hızlı artıyor!

60 yaş üstünde 15 kişiden biri Alzheimer’lı .

80 yaş ve üzerinde ise her iki kişiden biri bu hastalıkla boğuşuyor… Ne acıdır ki sadece hasta boğuşmuyor tüm aileyle beraber yaşanan bir hastalık kahrolası Alzheimer…

Sadece Alzheimer mi? Dünya araştırmalarına göre Otizm ve kanser illetlide en hızla artan rahatsızlıklar.

Arkadaşım Devleti’n annesi de Alzheimer…Mutfağa girdiğinde tatlıyı tuzlaya, yoğurdu yağa karıştırıyor!

Kore gazisi amcamda Alzheimer. Kalmış aklı taaa! 1952lerde…Kore savaşında neler yaşadığını çok berrak hatırlıyor, ama eşinin öldüğünden habersiz! Torunlarını başkaları sanıyor!

Almanyalı komşum yunus amca oralarda çok haksızlıklara uğramış. Onun da takılmış aklı gençliğinde ki ona yapılan haksızlıklara. Sürekli onları tekrarlıyor. Karısını zaman zaman tanımıyor…

Bir gün huzur evi ziyaretimizde çok zarif Alzheimer’ı bir teyze tanıdım. Kendisi Alzheimer olmuş ama naifliğini olduğu gibi koruyordu. Çok kibar konuşuyor ve dolabını göstererek…

‘’ Bu dolap benim. Ne ihtiyacın varsa alabilirsin’’ diyordu. Çok ağlamıştım o teyzeye… Gençliğini, geçmişini hiç bilmesem de Alzheimer’lı haliyle de olsa iki cümlesi yüreğini, kişiliğini anlatmıştı bize!

O kadar çok var ki r Alzheimer rahatsızlığından mustarip olan!

Eşimin emekli oluşuyla memleketimize döndük. Ailelerimizle ilişkilerimizin bıraktığımız yerde kaldı ümidiyle. Bir dolu hayallerle. Meğer neler değişmiş neler. Torununu, oğlunu tanıyamayacak seviyede bulduk eşimin babasını.

Oğluma dedesi ‘’Sana benim kanım çok ısındı, kendi dedenin evi gibi gel beni ziyarete’’ diyordu. Baba senin torunun o, ben gelinin, buda oğlun dediğimde…’’Yok canım benim oğlum uzakta ben ona hasretim. Hem benim oğlum çok genç ‘’ diyordu….Hayat o acı cenderesini işletmeye devam ediyor.



Alzheimer, yaş ilerledikçe unutkanlıkla ortaya çıkan, hafıza, konuşma gibi durumlarda sorunlar yaşatan, günlük yaşamın gerektirdiklerini uygulayamama gibi problemlere yol açan bir hastalıktır.

Dünyada 20 milyondan fazla Alzheimer hastası vardır.

Bu hastaların yaklaşık 300 bini ülkemizdedir. Bu hastaların sayısı, gün geçtikçe artmaktadır. Çünkü dünyada insan ömrü uzamakta ve yaşlı insan sayısı artmaktadır.

Olacakla öleceğin, yaşanacağın önüne geçilmezmiş.

Mevcut durumda ne yapmalıyız? Alzheimer’ı tercih etme sekte aileden birine teşrif ettiyse;

Şu huşulara dikkat etmeliyiz:

Alzheimer teşhisi konulan hastalar için yargıya başvurarak, vesayeti bir yakını üzerine alınmalıdır.

Erken teşhis ve erken ilaç tedavisi tedbiri alınmalıdır.

Hastanın kendisine cesaret ve güven duygusunu aşılamamız gerekir.

Asla tek başına bırakılmamalı, araba sürmesine izin verilmemeli.

Sorduğu kişi öldüyse sık sık öldüğünü tekrarlamamalıyız. Çünkü her duyuşunda ayrı üzülecektir.

Hastanın hislerini paylaşmalıyız. Sohbetini saçmada bulsak dinlemeliyiz.

Hastanın bakımının en uygun ve en sağlıklı çözümü, kendi evindeki bakımıdır.

Sağlığına ve beslenmesine dikkat edilmeli ve egzersiz yapması sağlanmalıdır.

Hasta hobilerini kısıtlamamalıdır. Önceden yaptıklarını, yapmaya devam etmelidir.

Alzheimer, sadece kişinin kendisine değil, ailesine de etkilemektedir. Aileye maddi ve manevi yük getirdiğinden, bu hastalıkla yaşamaya alışmak ve baş edebilmek için psikolojik destek almak gerekir, aile içindeki bireyler dayanışma halinde olmalıdırlar.

Düşünün bir kere…!

Adınızı bile unuttunuz… Evinizin yolunu, ailenizin kim olduğunu bilmiyorsunuz… Son yaşadığınız yılları hiç hatırlamıyorsunuz… Çevrenizdeki herkes, her yer yabancı. Güvenemiyorsunuz hiç kimseye… Hatta konuşmayı bile unuttunuz…

Siz olsaydınız ne yapardınız?

Sağlıcakla. 



TAGS: Perihan Bal,
MANŞETLER

HK Perihan Şahin Bal

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems