HABER KIBRIS

‘Cefayı Çekmeyen Sefanın Kadrini Bilmez’

31/12/2016


ads

Orhan Aydeniz


Öğretmenler sendikasının (KTÖS)çıkardığı ajandada, ulusal davamız ile liderlerimizin kötülenmesine üzülmemek mümkün değildir.

Özellikle müzakerelerin en kritik döneminde, karşı tarafın elini güçlendiren ve aleyhimize belge olarak kullanabileceği takvim veya ajanda çıkarılıp dağıtılmasının, iyi niyetli bir tutum olamayacağı görüşündeyim.

Her şeyden önce, tüm Sivil Toplum Örgütleri yöneticilerinin, kuruluş tüzüklerinde belirtilen yetki ve amaçları dışında, tutum ve davranış içinde olmaması gerektiği inancındayım.

Geçici bir süre için Sivil Toplum Kuruluşlarının yönetiminde görevlendirilenler, üyelerinin farklı görüşlere sahip olabileceğinin bilincinde hareket etmeli ve kendi siyasi tercihlerine göre hareket etmekten kaçınmalıdır.

Hükümet de, kuruluş tüzüklerine aykırı hareket eden Sivil Toplum Kuruluşları yöneticileri hakkında yasal işlem yapılmasını sağlamakla yükümlüdür. Ayrıca, hangi görevde olursa olsun, devlette çalışanların bağlı bulundukları kuruluşun ilkelerine aykırı hareket etmesine izin verilmemeli

Anavatanın sınırları dışında yaşayan bir halk olarak, gelecek nesillerimizin ulusal kimliğinden ve dininden koparılıp kimliksizleştirilmemesi ve Rum çoğunluk içinde asimile edilmemesi için, devletimizi kurana kadar, çektiğimiz acıları bilmesi ve ulusal davamıza sahip çıkması gerekir.

1878’de Türk idaresinin son bulmasından sonra, Türk halkı olarak çok büyük sıkıntı, baskı, acı çektik ve ayrımcılıkla karşılaştık. Ayni durumla karşılaşmamaları için gençlere geçmişte bize yapılanları öğretmemiz gerekir.

Venedikliler döneminde dini ibadetlerinden bile engellenen Rumlara, Adanın Türk yönetimi altında olduğu dönemde çok iyi davranıldı Geçmişten günümüze de, hiçbir çatışma Türkler tarafından başlatılmadı.

Buna karşın, Kıbrıs’ın İngiltere’ye kiralanmasından sonra Yunanistan’ın teşvik ve cesaretlendirmesi ile, Rumlar sürekli olarak Türklere saldırmış, can ve mal kayıplarına ve büyük acılar çekmesine sebep olmuştur.

Liderlerimizin olağanüstü ve fedakarca gayretleri sonucu Anavatanın Kıbrıs ile ilgilenmesi sağlanmasaydı, bu gün Batı Trakya ve Rodos’daki Türklerden de beter aynen Girit’teki Türkler gibi katledilecektik.

Bu nedenle, bugün rahat, hür, güven, üstelik refah içinde yaşayanların, ulusal davamıza hizmet edenleri olduğundan farklı göstermesi, kötülemesi doğru olmaması bir yana, vefasızlık olur.

Kuşkusuz demokratik hukuk devletinde kişilerin farklı görüşlere sahip olmaları yadırganamaz. Ancak ulusal davamıza zarar verici tutumlar demokratik hak kabul edilemez.

Rumlar adanın tümünü ele geçirme hedefinden vazgeçmediğine ve AB, BM ile güçlü devletler de her fırsatta bizim karşımızda yer aldığına göre, bin bir fedakarlık ve güçlüklerle kurabildiğimiz devletimizin yıkılması ve Rum çoğunlukla birleşmemiz durumunda, ayni Girit’teki Türklerinin kaderini paylaşacağız.

Böyle kötü bir kaderi paylaşmamız durumunda, bugün Rum-Yunanistan’ın ulusal davasına hizmet edenler de dahil tüm Kıbrıs Türkleri perişan olacak ve zarar görecek.

1878’de atalarımız gibi, bizim de Türk askerinin ayrılışının ve resmi kuruluşlardaki bayraklarımızın indirilmesinin ezikliğini ve acısını yaşamak istemiyorsak, hepimiz de sorumluluk duygusu içinde hareket etmeliyiz.

 



TAGS: ‘Cefayı Çekmeyen Sefanın Kadrini Bilmez’, orhan aydeniz
MANŞETLER

HK Orhan Aydeniz

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems