HABER KIBRIS

Çözüm barışı sağlamaya yeter mi?

04/01/2017

ads

ads

Eşref Çetinel


“Yorumlarımızı çözüm olacakmış” gibi yapıyoruz. Ancak Türkiye’deki Reina terör olayından sonra bu olasılığın rizikolarını daha çok düşünmeye başladım çünkü şunu gördüm: “Yüreğimizi sızlatan, felâket dediğimiz terör olayları ile bölgemizde süregelen savaşlar çok yakınımızda olmalarına karşın, bizi duygusal yönden değil ama ötesi “olaylar” süreçlerinde çok da etkilemiyor.. Çünkü tüm dışımızdaki bu olayları “barışçı ve şiddetin söz konusu olmadığı” sakin bir ortamdan izliyoruz. Üstelik Güney’i ve Kuzey’i ile birlikte.

Oysa bu ada “bir daha gerçekleşmez” diyemeyeceğimiz gerçeklerde terörü de yaşadı savaşları da! Hiç birinin yabancısı değiliz. Üstelik “terör ve savaş unsurları ile nedenleri” de ortadan kalkmış değil. Çünkü Türk ve Rumlar arasında 1958’lerden beridir süregelen çatışmalı olaylar 1974’lerden sonra sadece “durmuştur!” Fakat “bitti bir daha asla olmaz” diyebileceğimiz mutlak bir “barış” sağlanmamıştır! Bu nedenle “çözüm” önemlidir diyoruz.

ANCAK: “Çözüm” kadar önemli olan “barışsa,” daha önemlisi bu barışı güvenceye alacak anlaşmanın da yapılmasıdır.. Biz burada Türkiye’nin “garantörlüğünden” söz ediyoruz.. Ve eğer adada 42 yıldır Türk Rum kavgaları ile kanlı çatışmalar olmamışsa bunun tek nedeninin Türkiye’nin adadaki askeri ile sağladığı güvencesidir diyoruz.

Ancak şunu da biliyoruz: “Asıl barış iki halkın kafasında yaşatılacak olandır…”

ÇOK MU ZORDUR? Evet çok zordur! Çünkü gitgide “barışçı çözümü” değil, iki halkı yeniden karşı karşıya getirecek, çatıştıracak bir çözümü oluşturmaya çalışıyorlar! Mesela:

Barışın sağlayıcısı olan garantörlüğü kaldırmak istiyorlar!

Barışın emniyet supabı olacak iki bölgeliliği Kuzey’e gelecek Rum ahali ile delmek istiyorlar!

Barışın vazgeçilmezi olan iki toplumluluğu “Kıbrıslılık” adı altında ve halkları içi içe sokarak dağıtmaya çalışıyorlar!

Barışı, eşitlikçi olması gereken iki Kurucu devlet oluşumundan saptırarak hem Yönetim hem de toprak ayarlamalarında “azınlık çoğunluk” uygulamasına sokup tehdit edecek ortamlar hazırlıyorlar!

Barışın geçmişte Türk Rum karma yaşam bölgelerindeki çatışmalar nedeniyle yıkıldığı gerçeğine aldırmadan şimdilerde de “kantonlar” yaratarak benzer çatışmalara davetiye çıkarıyorlar!

KISACA: Çözümden çok barışı tesis etmek zordur! Bu da en azından şu “ulusal mutabakat” haline gelmiş “iki bölgeli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı, TC’nin güvencesini içeren bir federasyon oluşumu ile gerçekleşir..” Fakat gerçek iki bölgelilik! Kuzey’in Türk Güney’in Rum olacağı bir yapısallıkta.” ********** DENİZ ÇOKTAN BİTTİ: (DEVLET NASIL KURTULUR?)

Gündemi devlet yapar! Oysa aylar geçip gidiyor devlette yaprak kımıldamıyor! Hem de:

Sosyal Sigorta sürekli ödemeler zorluğu çekerken sigortalıların yine “borçlanılarak” ödenmesine karşın!

Kıb-Tek fena halde alarm sirenleri çalıyor, battı!

Belediyeler mesela Yenierenköy, çoktan mayna etti, ne maaşları ödeyebildi kaldı ki 13. ödesindi! Beyaz mendil sallıyor!

Başta Girne olmak üzere kentlerin yeniden ve yapılanması gerekiyor yoksa yaşanamaz duruma düşecekler.

Öte yandan unutulup giden sorunlara hiç takmıyoruz. Dolayısıyle Toprak Ürünleri Kurumu ne oldu diye sormuyoruz! Borcu ne alemde?

Yahut telekomünikasyon? Öteki kurumlar, döviz vurgununa karşı tedbirler?

BU SORUNLAR HEP VARDI. Kaç zamandır aklımın bir köşesine yerleşip kalmışlığı ile düşünüyorum. Bugünkü ahval ve şerait içinde ve de devamında hangi siyasi parti veya partiler iktidara gelirlerse gelsinler, bu batan gemiyi yüzdüremezler çünkü “deniz bitti!”

DOLAYISIYLE: “Tükenmeyen çareleri” zorlamaktan başka çare kalmadı!

Bir: Mevcut UBP-DP koalisyon hükümeti seçim kazanamama pahasına da olsa vergi vermesi gerekenlerin canını yakarken, vergilere asılacak!

İki: Türkiye’den mali destek sağlamak uğruna TC ile KKTC arasında imzalanan Mali Ve ekonomik Protokole uygunluğunca “özelleştirmelerle reformları” gerçekleştirecek!

Üç: Tarım kesimini “Koopratifleşmeye” iterken teşviklerle açıktan primleri kısıtlayacak.

Dört: Sadece doktorlar için değil, kamuda çalışanlar ve emekli olanlar için de 2. iş yasağı getirecek, gitgide çoğalan işsizlere iş olanağının kapılarını açacak.

Beş: Yerden mantar gibi biten üniversiteler olayına sıkı denetim getirirken üçüncü ülkelerden gelen öğrencilerin ülkeye kaç para ile girdiklerinin hesabını soracak, Afrika ülkelerinden gelip kaydını yaptırdıktan sonra dışarıda çalışanların peşine düşecek!

Altı: Devlette istihdamlar kesinlikle liyakat esas alınarak gerçekleşecek!

Yedi: Kamu görevlilerinde zaten var olan ödüllendirmeleri de gerçekleştirecek cezalandırmaları da…

Sekiz: Böyle bir devletin çok ciddi denetim mekanizmaları olmalıdır önce “denetçi ve denetime yönelik reform” yapacak…

AKIL VERMEK KOLAYDIR: Bunu bildiğimiz halde yazdık yazdıklarımızı! Üstelik olmayacağını bilerek!

O zaman işte Ankara’daki “Üçtepe!” Erdoğan’ın evi oradadır. Usanıp bıkmadan kapısını aşındırıp para isteyeceksiniz! Ancak bu bile beceri gerektirir çünkü para alınmak için istenir. Bahanesi yoksa hava ile nasihat alınır! ! **********

KISACA TAKILDIĞIM: (CTP’DEN İSTİFALAR SÜRPRİZ DEĞİL)

CTP’nin “eski” fakat “ağır toplarından” bazıları istifa etti. Onlar CTP ile özdeşleşmiş kişilerdi. Fakat bir zamanlar Coşar’lar, Atun’lar, S.Denktaş’lar falan da UBP ile özdeştiler, 9’lar hareketi ile istifa edip DP’i kurdulardı. Kaldı ki öncesinde Rahmetlik Burhan Nalbantoğlu vardı. Denktaş’a kızıp istifa ettikten sonra o da TKP’yi kurduydu.

Yok, Sonay Adem’ler yeni parti kuracak değiller ama istifaları kaçınılmazdı! Çünkü CTP “yenileşme gençleştirme” olayını çok abarttı, sonunda yıllarını CTP’e vermiş kök partililere bile “yaşlılar” damgasını vurup” kenara iterken haysiyetleriyle oynadı!

Buna karşın tabi ki CTP gitgide gençleşen bir parti. Belli ki bundan sonra da yoluna bu yeni jenerasyonuyla devam edecek.. 



TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems