HABER KIBRIS

Çözüm isteyen ve istemeyenler masalı

04/02/2017


ads

Orhan Aydeniz


Son yıllarda ülkemizde kendi kendilerini barış ve çözümden yana ilan eden bazı kişiler, farklı görüşte olanları barış ve çözüm istememekle suçlamakta, yaftalamaktadır.

1960 Kıbrıs Cumhuriyetinde görev yapan bir kişi olarak, birleşik yönetimdeki sıkıntılara yaşayarak tanık oldum. Bu nedenle, iki halkın yeniden birleştirilmesine çalışılmasının, yapılabilecek hataların en korkuncu olacağı görüşündeyim.

Bu görüşüme rağmen, birleşmeden yana olanları ihanetle suçlamamaktayım. Sadece ‘her ne pahasına olursa olsun’ karma yönetim şeklini tek çözüm olarak gösterenlerin, hatalı olduğunu ortaya koymaya çalışmaktayım.

Bana göre, gerçek çözüm ve barış düşmanı, dünyada tüm federasyonların yıkılmasına rağmen dili, dini, milleti farklı ve aralarında kan davası bulunan iki halkı yeniden birleştirmek isteyenlerdir.

Ayrıca, 1975 Viyana anlaşması ile oluşturulan iki kesimliliğin, bozulmasını ve iki halkın yeniden iç içe getirilmesinin adadaki huzuru ve barışı bozacağını açıklayanları, çözüm düşmanlığı ile suçlayarak susturmaya çalışmak, demokratlık da olamaz.

Zaten demokrasiye gerçekten inananlar, farklı görüşte olanlara saldırmak, onları çıkarcılıkla itham etmek yerine, görüşlerinin doğruluğunu ortaya koymaya çalışmalı.

Hele, demokratik hukuk devletinde seçimle makamlara getirilenler, kişisel tercih, ideolojik saplantı ve duygusal davranış içinde hareket etmek yetkisine sahip değildir.

Çağdaş dünyamızda tüm seçilmişler, her şeyi kendilerinin bildiğini, sadece kendi görüş ve düşüncelerinin veya siyasi tercihlerinin doğru olduğunu kabul ettirmeye çalışmaz.

Devletin yetkili makamlarda bulunan seçilmişler, halkın tümünü ilgilendiren konularda karar verirken, kendi tercihine göre değil; halkın, Meclisin, hükümetin görüşlerini de dikkate almak zorundadır.

Ayrıca, demokratik hukuk devletinde tüm seçilmişlerin yetki ve sorumlulukları sınırlı olup, hiç biri sadece kendi iradesi doğrultusunda hareket etmek hakkına sahip değildir.

Uygar ülkelerde devletin tüm sorumlu makamlarında bulunan kişiler, başkalarının görüş, öneri ve uyarılarını, düşmanca davranış olarak niteleyip onlara saldırmaz.

Aksine görevi ile ilgili olarak ortaya konulan tüm eleştiri, uyarı, öneri, ve görüşleri dikkate alarak, onlardan yararlanmaya çalışır.

Uygar ülkelerde sorumlu makamlarda bulunan kişiler, ülkenin geleceğini ilgilendiren bir konuda yanlış karar verdiği veya halka gerçek olmayan açıklamalar yaptığı kanıtlandığı takdirde, halktan özür dileyerek görevden ayrılır.

Geri kalmış ülkelerde ise, sorumlu makamlarda bulunan yetkililer hatalarını kabul etmek yerine, ısrarla ve çeşitli yöntemlerle doğru olduğunu kabul ettirmeye çalışır.

Sonuçta, halka ve ülkeye hizmet etmek amacı ile seçilen ve sorumlu makamlara getirilen kişiler, ülkede kısır çekişmelere, yetki karmaşasına, çatışmalara ve halkın zarar görmesine sebep olurlar.

Kuşkusuz, küçük ve geleceği henüz tam olarak şekillenmeyen ülkemizde, devletin tepesindeki kırıcı ve suçlayıcı tartışmalara üzülmemek mümkün değildir.

Hukuk devletinde, halkın % 37.9’unun oyu ile seçilen ve makama getirilen kişinin, halkın iradesini yansıtmadığının ileri sürülemeyeceği gibi, Meclisten güven oyu alan bir hükümetin ülkeyi temsil edemeyeceği görüşü de yanlıştır.

Bu nedenle müzakerelerin sürdürüldüğü bir dönemde, halkın iradesini kimin temsil ettiği tartışmaları ve halkı çözüm isteyenler ile istemeyenler olarak bölmek yerine, tüm sorumlular işbirliği içinde hareket etmeli. 



TAGS: orhan aydeniz
MANŞETLER

HK Orhan Aydeniz

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems