HABER KIBRIS

Çözüme Değil, Krize Doğru…

13/04/2017


ads

Başaran Düzgün


Bir diplomatın  ağzından çıkmaması gereken cümleyi söyleyiverdi;

“İkaz ediyoruz ama sanırım anlamıyorlar…”

Hepimiz şaşkınlıkla birbirimize baktık. Şaşkınlığımızı anladı ve devam etti;

“Eğer görüşmeler bir anlaşmayla sonuçlanmazsa veya bir anlaşmaya ulaşılma umudu yaratılmazsa Temmuz’dan sonra büyük krizlerle uğraşacağız…”

Kıbrıs’ta değil ama bu coğrafyada etkili operasyonlar yapan bir ülkenin en üst düzeydeki diplomatıyla görüştük.

Beni etkileyen cümle “fırsat penceresi kındırıktır” cümlesi olmadı.

Krizden sonra yeniden başlayan görüşmelerin Temmuz’a kadar bir anlaşmayla sonuçlanmayacağını çok iyi hissedebiliyoruz.

“Fırsat penceresi kındırıktır” demek bile kanımca aşırı iyimser bir yorumdur.

Pencere basbayağı kapalıdır ve iki lider kendi kendilerini tüketmiş durumdadırlar.

Yani doğrudan söylemle kendi başlarına bir çözüme ulaşmaları mümkün değildir.

Kıbrıslıların yani Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların güçlü bir şekilde çözüme yönelecekleri ve iki lideri teşvik edecekleri hayal edilir ama ham bir hayaldir.

Vatandaşlar garip bir şekilde devre dışı kaldılar.

Uluslar arası güçler ellerini bağlamışlar uzaktan seyrediyorlar.

Davul Anastasiadis ve Akıncı’nın boynuna asıldı.

Tokmak da çözüm karşıtlarının elinde.

İstedikleri gibi çalıp oynuyorlar.

Rum faşistlerin yarattığı sonuçlar ortada.

Kriz aşıldı ama kırık dökük bir güven sorunu kaldı geride.

***

Biliyorum, “Temmuz’da büyük bir kriz olacak” cümlesi Güney’de Anastasiadis de dahil hepsi tarafından  tehdit olarak algılanıyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik alanına müdahale olarak görülüyor.

Hani Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklıktı?

El cevap; “Çözüm olmazsa Kıbrıslı Türkler gazdan pay alamazlar…”

İşte bu kadar düz değil bu coğrafya.

Bağrında umudu da barışı da ama çatışmayı da birlikte taşır.

Ve kimsenin dediği olmaz, olamaz.

Eğer karşı taraf dikkate alınmazsa 1950’lerden başladığı 1960’larda tekrarlandığı ve 1974’de doruk noktasına tırmandığı  gibi “güçlüler son sözü söyler.”

Eğer iş gerginliğe ve çatışmaya varacaksa Rum Yönetimi’ne Avrupa Birliği yetmez.

Hani Papadopulos’un ahmakça teorisi vardı ya;

“70 milyonluk Türkiye karşısında çok küçüğüz ama 350 milyonluk Avrupa ile Türkiye’yi alt ederiz…”

Avrupa Birliği çözüm motivasyonu olmaktan çoktan çıktı.

Üstelik bu haldeki Avrupa Birliği’nin 850 bin adet Rum için Türkiye ile çatışmaya gireceğini beklemek de çok safdirik bir bekleme olur.

Gerginliği tırmandıran düşmanıyla baş başa kalacak.

Çünkü haklı değildir.



TAGS: Çözüme Değil, Krize Doğru…, başaran düzgün
MANŞETLER

HK Başaran Düzgün

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems