HABER KIBRIS

Dağlar-Taşlar mı Kıbrıslı Türkler mi?

09/03/2017


ads

Başaran Düzgün


 Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Tuğrul Türkeş ile sabah kahvaltısında buluştuk dün.

Kalabalık bir gazeteci grubuyla kahvaltının bahane olduğu enteresan konuşmalar yaptı Türkeş.

Kısa giriş konuşmasından sonra karşılıklı gerçekleştirilen bir sohbet.

Kısa giriş konuşmasında üşenmedim saydım tam dört kez basına laf etti veya sitemde bulundu.

“Her yazdığınız doğru değildir, niyet okuyuculuk yapıyorsunuz” türünden şeyler.

Bizimkiler garipsediler bu durumu ama Türkiyeli arkadaşlar alışkın oldukları için gülüp geçtiler.

Türkiye’de yetkililerin düzenlediği her basın toplantısında benzer ve hatta daha sert şeyler yaşanırmış.

Önce gazetecilere eleştiri bombardımanı yapılır sonra konuya geçilirmiş.

Türkeş’in bizimle ilgili şikayet ettikleri aslında çok da gündem olmayan konular.

Benim gibi birçok gazetecinin unuttuğu Serdar Denktaş olayını hatırlattı.

Hani Serdar Denktaş Ankara’ya gitmiş ve Türkeş ile görüşememişti.

Bunun tamamen yoğun programdan kaynaklandığını belirtti.

Abartılacak bir durum olmadığını söyledi.

Arkadaşlar da işe yarayacak bir iletişim kanalı kurulması halinde yani elçiliğin veya Başbakan Yardımcılığı Basın Büroları’nın iyi çalışması halinde bu tür “iletişim kazalarının” olmayacağını anlattılar.

Kendisinin de ifadesi ile Tuğrul Türkeş buralardan birçok sivil toplum örgütünü kabul ediyor ve görüşüyor.

Ama bugüne kadar Kıbrıs Türk medyasından bir tek gazeteciye mülakat vermiş değildir.

Büyükelçi ise “birçoğunuzu ben de tanımıyorum” diyerek durumunu ortaya koydu.

Hal böyle iken gazetecilere sitem etmenin manalı ve faydalı bir yanı yoktur.

***

Tuğrul Türkeş, “Kıbrıs’ta tek bir Kıbrıslı Türk kalmasa dahi bizim orada çıkarlarımız vardır” şeklindeki sözlerine de açıklık getirmeye çalıştı.

Doğrusu bu konudaki görüşlerinin detaylarını ben de merak ediyordum.

Bu sözün mucidi Genelkurmay’daki “derin” kısımlardır.

Antalya’da yapılan bir tatbikatta Atatürk masa üzerindeki haritada Kıbrıs’ı göstererek “efendiler bu adaya dikkat ediniz, bizim için çok önemlidir” demiş.

İlk kez de dile getiren ise rahmetli Ecevit olmuştu.

Ve Kıbrıs Türkünün bağrına bastığı, Karaoğlan dediği Ecevit o gün Kıbrıs Türkünün kalbinden düşmüştü.

Öyle ya biz Ecevit’in Kıbrıslı Türkleri kurtarmak için geldiğini biliyorduk, dağları-taşları almak için değil.

Konu dağın-taşın stratejik olduğuna indirgenirse o zaman başka şeyleri konuşmamız gerekir.

Türkeş de o cümleyi kullandı ve bayağı eleştirildi.

Cevabı şöyle oldu: “Amerika’nın, Rusya’nın, İngiltere’nin Kıbrıs’ın stratejik konumuna ne kadar ilgisi varsa (ki her biri on binlerce kilometre uzaktadır” Türkiye’nin de o kadar vardır…”

İzahı böyle.

Ama bu izah detaylandırmaya muhtaçtır.

***

Türkeş, Türkiye’de yapılacak referandum çalışmaları için Kıbrıs’ta bulunuyor.

Bugün Başbakan Binali Yıldırım da gelecek.

AK Parti’nin bu akşam Atatürk Spor Salonu’nda mitingi var.

Türkeş’e soruldu “Kıbrıs için de başkanlık sistemini tavsiye eder misiniz” diye.

Cevap enteresandı “önce biz bir deneyelim…”

Yorumsuz…



TAGS: başaran düzgün
MANŞETLER

HK Başaran Düzgün

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems