HABER KIBRIS

Daha neler göreceğiz neler…

04/07/2017


ads

Başaran Düzgün


Kıbrıs müzakerelerinde Türk tarafını en çok zorlayan eski Başkan Yorgo Vasiliu olmuştu.

1988 yılında başkanlığa seçilmişti.

Komünist AKEL’in oyları ile seçilmesine rağmen “Batı’nın adamı” olarak biliniyordu.

Nitekim seçildikten sonra özellikle Amerika ve İngiltere’nin sınırsız desteğini almıştı.

Vasiliu ile pek çok kez mülakat gerçekleştirmiştik.

Türk gazetecilere konuşmaya özel önem verirdi.

Çünkü Kıbrıs Türk ve Türkiye kamuoyuna mesaj vermek isterdi.

Sürekli gülen yüzü, pragmatik önerileri ve “Kıbrıs sorununu çözelim, hep birlikte zenginleşelim” türünden işadamıvari yaklaşımlarıyla takdir de topluyordu.

Bunun karşısında rahmetli Denktaş’ın en agresif olduğu yıllardı.

Kıbrıs’ın Kuzeyi’ndeki rejim de en yasakçı ve en saldırgan dönemindeydi.

Kıbrıs’ın Kuzeyi adeta bir açık hava hapishanesine çevrilmişti.

Hele 1990’daki tartışmalı Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinden sonra rejim epeyce zıvanadan çıkmıştı.

Ankara’da Turgut Özal dönemi vardı ama Kıbrıs’ta Turgut Özal’ı dinleyen yoktu.

Böylesi bir dönemde “güler yüzlü-barışçı Vasiliu” yaptığı her hareketle Denktaş’ı zor durumda bırakıyordu.

Denktaş’ın yıldızı Özal ile hiç uyuşmamıştı.

Denktaş gücünü Genelkurmay’dan alıyordu.

Özal ise pratik bir şekilde Kıbrıs sorununun çözülmesi yanlısıydı.

İşte bu durum “Denktaş’ı boşverip biz doğrudan Ankara ile Özal’la görüşelim” yaklaşımını geliştirmişti Rum tarafında.

Vasiliu bunun öncülüğünü yapıyordu.

Etkili de oluyordu.

Özal bir mülakatında “adam (Vasiliu) o kadar sempatik, bizimki (Denktaş) o kadar somurtkan ve kavgacı ki bütün dünya O’na (Vasiliu’ya inanıyor) deyiverecekti.

Ve tahmin edebileceğiniz üzere bu sözler ciddi bir krize yol açacaktı.

***

Vasiliu’dan sonra gelen Rum başkanlar “Türkiye ile doğrudan görüşme” taktiğini bazen o kadar abartılar ki “Kıbrıslı Türkler kendi başlarına karar vermezler, Ankara’nın kuklasıdırlar, bizim muhatabımız Ankara’dır” demeye başladılar.

Bu doğrultuda başarılı olabildiler mi?

Ankara, uluslar arası örgütlere üyelik yükümlülükleri çerçevesinde Rum başkan ya da yetkilileri zaman zaman ağırlamış olabilir.

Ankara veya İstanbul’da düzenlenen Uluslar arası toplantılara Rum Yönetimi Başkanı da katılmış olabilir.

Fakat Ankara her defasında bu toplantıların bir noktasına KKTC Cumhurbaşkanı’nı da davet etmiştir.

Ve bu nedenle nice krizler çıkmıştır.

Ortada şöyle bir gerçek vardır;

Kıbrıslı Türkleri dışlayan her daim kaybeder.

Ve bu gerçek sadece Rumlar için değil, herkes için geçerlidir.

Çünkü Kıbrıs sorununun öznesi Kıbrıslı Türklerdir.

Kıbrıslı Türklerin onay vermeyeceği hiçbir anlaşma da yürürlüğe giremez.

***

Tüm bunları niye yazdım?

Gördüğüm bir fotoğraftan.

Crans Montana’nın daracık ortamında günlerdir birlikte olan liderler samimiyet geliştirmişler.

Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis ile Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu “çak birader” usulü tokalaşmaya kadar işi ileri görürmüşler.

Anastasiadis gülüyordu ve pek bir mutlu görünüyordu.

Allah muhabbetlerini artırsın.

Bu zirve uzadıkça daha neler göreceğiz neler.

Dur bakalım…



TAGS: başaran düzgün, akıncı, mevlüt çavuşoğlu
MANŞETLER

HK Başaran Düzgün

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems