HABER KIBRIS

Dilenci Baronları

17/09/2017


ads

Perihan Şahin Bal


Nasılda güzel!  Kara kara bakıyor…

Üstü başı perişan,

Saçları dağınık,

Beti benzi atmış!

Ayağında yırtık bir ayakkabı, ucundan parmakları çıkmış,

Giydiği kıyafet kendisine birkaç beden büyük,

Gömleğinin yenleri, elinin boyunu geçmiş,

Kirli elleri oradan azıcık görünüyor!

Boynunu bükmüş,

Biraz şaşkın, biraz ürkek, birazda üşümüş haliyle;

Avuçlarını size doğru açmış, yarı utangaç, yarı şikâyetçi, yarı üzgün,

Ama en çok da durumundan memnuniyetsiz!

Mahcup!

Susuyor… Çok şey söyleyerek!

Çocukluğunun tüm masumiyeti yüzünde…

Köşe başında mendil satıyor Fatima.

Başka sokakta Abdullah!

Sultanahmet meydanında Yusuf,

Dikili taşın hemen yanında Meryem,

Trafik ışığında Ahmet,

Ayasofya camisinin şadırvanının önünde Muhammed,

Ankara’da aliler,

Antalya’da Mehmetler,

İzmir’de Ayşeler,

Bunlar dilendirilmeye zorlanan köle çocuklar!

Hepsi güzel, hepsi masum, hepsi çocuk…

Bunların hepsi sübyan,

Halep’ten  Şam’dan, Bağdat’tan  Kerkük’ten,

Savaşın memleketlerinden, fakirliğin illerinden, 

Ailelerinden bir şekilde alınmış bu çocuklar.

İstanbul sokaklarında dilendiriyorlar.

Tüm suçları orada doğmak!

Tek  kabahatleri fakir olmak.

Ot yok, ocak yok.

Ev yok, bark yok.

Aş yok, eş yok!

Savaşın tam göbeğindeki ailelerin çocukları.

Ya da Anadolu’mdan kaçırılan çocuklar!

Sahipleri nere çekerlerse ora gitmek zorundalar.

Kendi fikrini beyan etmek gibi bir keyifleri yok.

Eğitim ve oyun yok onların hayatında!

21. yüzyılda tam bir kölelik yasıyorlar.

Aileden uzak,

Aç ve sefil,

Evleri köprü altları, ya da yıkık dökük gecekondu artıkları… Olmadı yarım kalmış inşaatlar!

Sabahları bu çocukları önceden belirlenen yere sahipleri tarafından bırakılıyor.

Akşamda topluyorlar bu çocukları!

Avuçlarındaki ve ceplerindeki biriken paraları almak ilk işleri.

Tüm  dilendikleri dilenci baronlarının.

Uluslararası bir çete olduklarını söylüyor uzmanlar bu dilenci baronlarının.

Gün boyu epeyce para topluyor her biri.

Ama bir kuruşu bile onların değil.

Bu işin sermayesi; 

Bir adet çocuk,

Epey bir sefillik,

Bir tutam acıma hissi,

Biraz merhamet,

Çokça da kalabalık bir ortam

Biraz da sadaka duygusu.

İstismarcıların tüm amaçları; duyarlı merhametli kalmış bir avuç insanın vicdani ve dini duygularından faydalanmak

‘’Allah rızası için! Allah rızası için!

Bir mendil alın’’ diyorlar…

İşte bu kelime duyanları can evinden vuruyor!

Bu kelime insanların ellerini, ceplerine attırıyor.

Bilselerdi bu para kimlere gidiyor; vermezlerdi bir kuruşlarını!

Bilselerdi çoğu dilenen dilenci, veren elden zengin;  Bu istismarcıları gider şikâyet ederlerdi.

Bu çocuklarla hepiniz karşılaşmışsınızdır.

Kimi zaman bir sokağın köşesinde,

Bazen cadde ortasında, cami önünde, meydanlarda, Pazar yerinde, trafik ışığında,

Parklarda, hatta kapı zilimize basılarak!

‘’Allah rızası için bir ekmek parası verin’’Derler

Ben bu tür çocuklarla karşılaştığımda asla nakit verme taraftarı değilim.

Nakit verdiğimiz de, alkol, eroin, kokain gibi kötü alışkanlıklarını da beslemiş oluruz.

İnsanın zorunlu ihtiyacı için çok tüketilen bir şeyler satın alıp verme taraftarıyım.

Çoğu zaman ekmek, su, süt, kıyafet ve benzeri şeyler.

Trafik ışığındaki eli çocuklu kadına da itibar etmeyin…

Uyuyan çocuğuna ilaç vererek uyuttuğu  biliniyor,

İlaç alan o çocuğun beyin gelişimini siz düşünün!

Ona para verdiğiniz sürece orada bekleyecek! Oradan ayrılmayacaktır.

Çalışabilecekseler de çalışmayacaklar.

Kişileri asalaklaştıran yine biz toplumlarız.

Rabbim devletimize zeval vermesin!

Devlet zor durumdaki ailelere zaten sosyal yardımını yapıyor.

Çocuk dilencilerin yanında aile boyu bunu iş olarak benimsemiş dilencilere de rastlıyoruz.

Bu tipler resmen kaba tabiriyle kirli çıkındırlar.

Banka hesapları senden benden fazladır. Varlık içinde yokluğu severler. Sefillikten beslenirler. Meslek haline getirmişlerdir dilenciliği.

Hepiniz haber programlarında görmüşsünüzdür;  İnanılmaz servete sahip dilencileri!

Ayakları sağlam, topal dilenciler.

Gözleri gören, kör dilenciler.

Engelliliği kullanarak dilenenlere de asla itibar etmeyin!

Birde kendilerini yolda kalmış süsü verip verilecek parayı kendileri belirleyen lüx dilenciler var.

‘’Sakın yanlış anlamayın dilenci değilim hastaneye geldim köyüme dönecek param yok 20 tl verirmisin’’. Diyen tipler.

Biz Türk toplumu olarak yardımlaşmaya, dayanışmaya her zaman duyarlıyızdır.

Çabucak bu konuda organize oluveririz.

Gerçekten ihtiyaç sahibi olanlara yardım ederiz. Gerçek ihtiyaç sahibi isteyemez, dilenemez.

Arlıdırlar. Pazar yerlerinde atılan sebze ve meyveleri, yüzlerini kapatarak toplarlar, kimisi de çöpten!

Bu insanları görmek, bizlerin sorumluluğundadır.

Yakınımızdaki ihtiyaç sahiplerine, karınca kararınca yardım etmeliyiz.

Komşumuzdan haberdar olmalıyız. Muhtaçsa destek olmalıyız.

Peygamber efendimizin Muhammed (s.a.v) ‘’komşusu açken tok uyuyan bizden değildir’’demiştir.

Ancak dilenciliği iş haline getirenlere,

İnsanların merhametinden faydalananlara,

Kolay paraya ulaşmak için, çalışmamayı alışkanlık haline getirenlere,

Hep başkalarının sırtından geçinen miskinlere,

Birde kaçırılıp veya aileden alınan çocukların dilenci şebekesine malzeme olmalarına bizlerde katkı vermemeliyiz…

Onlar masum!

O çocukların gelecekleri ellerinden alınıyor!

Aileden şefkat görecekleri yaşta,

Okuyup meslek sahibi olacakları yaşta dilencilik yapıyorlar!

Toplumda bir dolu şefkat yoksunu, benliğini bulamamış,

Geleceğin sorunlu birey adayları yetişiyor!

Onlarında temiz ve güzel hayalleri vardı!

Kopardılar bağrından,  baba ocağından,   ana kucağından.

Onlar sadece çocuk!

Dilenci çocuğun nereden geldiğinin, kim olduğunun hiç önemli yok.

Onları o gözle değerlendirmeliyiz.

Böyle bakarsak daha evrensel bir çözüme katkı sağlarız; bunun içinde gördüğümüz dilenci çocukları ilgili STK’lara ve kamu görevlilerine ihbar edelim.

Mülteci sorunuyla birlikte var olan çocuk dilencilerimiz hızla daha da arttı.

Bu konuyu ilgili devlet görevlileri ,acilen masaya yatırmak zorundadırlar!

Hatta ülkeler arası dayanışma ile yapılmalıdır bu çalışmalar.

Alınan bilgilere göre, çocuk dilencileri uluslararası çeteler yönetmektedirler.

Kabahatler kanununa göre dilenciye para verme cezası 219 TL’dir.

Dilenciye para verenlere, bu ceza kesilse de bu sorunu asla ortadan kaldırmaz.

Asıl olan; vurgulamak istediğim, görmemiz gereken,

O çocuklar niye oradalar?

Ne tür şartlar altındalar yaşıyorlar?

Bu çocukları kim zapt ediyor? Kimler getiriyor ve kimler çalıştırıyorlar? Onlara neler yaşatıyorlar?

O küçücük halleriyle atölyelerde çalıştırılan çocuklar kimlerindir?

Hepsi tek tek incelenmeli!

Benim çocuğum değil nemelazım dememeliyiz.

Toplumda bu çocuklar illaki hayatımıza katılıyorlar.

Yangın düştüğü yeri yakmıyor; çevresine de sıçrıyor…

Sahip çıkmalıyız çocuklarımıza.  Bu çocuklar hepimizin çocuğudur.

Onlardır geleceğimiz; varlığımız, benliğimiz!

Çocuk masumiyeti tadında güzel günlere…



TAGS: perihan şahin bal
MANŞETLER

HK Perihan Şahin Bal

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems