HABER KIBRIS

Dilimiz ve tarihimiz üzerindeki tezgah

16/04/2017


ads

Orhan Aydeniz


Dilimizdeki bazı yozlaşmaları, okuması olmayanların kullandığı bozuk söylemleri, zamanla dilimize bulaşan Rumca ve yabancı  kelimeleri, bize ait bir kültürmüş gibi ön plana çıkarılmağa çalışılması mantıklı olmaması bir yana, iyi niyetle de bağdaştırılamaz.

Dünyanın her yerinde, bölgeler arasında şive farklılığı ve değişik bazı kelimeler kullanılıyor. Ayrıca, yazma okuması olmayan kişilerin konuşmalarında, bazı bozukluklar olması normaldir .

Ayrıca, tüm ülkelerde, konuşma dili ile yazma dili arasında, az çok bir farklılık olduğu bilinen bir gerçektir. Anavatanın çeşitli yerlerinde yaşayanların konuşmaları arasında da, küçük çaplı bazı farklılıklar vardır.

Fakat, İstanbul’da konuşulan Türkçe, en doğru ve resmi  dil  kabul edilir.

Gerçekte, Kıbrıs Türk halkının kökünün, Türkiye’de yaşayan halka uzandığı inkar edilemeyen bir gerçektir. Hatta atalarımızın Anadolu’nun neresinden geldiği bile, tarihi belgelerle sabittir.

Kuşkusuz bu kampanyayı başlatanların amacı, yalan propagandalarla, Türk halkını kökünden koparmak , Rum çoğunlukla birleştirmek ve böylece Kıbrıslı kimliği altında, asimile edilip Rumlaştırılmasını, daha doğrusu Yunan’lılaştırılmasını  sağlamaktır.

 Bu kampanyaya sempati duyan ve destekleyenlerin bazıları, gerçek amacın ne olduğunu, ne yapılmak istendiğinin  farkında değildir. Bazı kişiler ise, sırf ideolojik saplantıların etkisi ile bu kampanyaları desteklemektedir.

Ancak esas kampanyayı başlatanlar, bilinçli olarak, Türk halkını kökünden koparmayı, Rum çoğunlukla birleştirmeyi ve sözde Kıbrıslılık kimliği altında eritmeği hedeflemektedir.

Mevcut koşullarda, Kıbrıs Türk halkının silahla yok edilmesi mümkün olmadığı için, şimdi bu sinsi oyun oynanmaktadır.

Öte yandan, okullarımızda ulusal mücadele tarihimizin okutulmaması,  tarihimizin unutturulması, ulusumuzdan ve dinimizden soğutturulmamız, manevi değerlerimize, ulusal direniş mücadelemizde emeği geçenlere karşı yapılan kötüleme ve karalama kampanyalarının, bilinçsizce ve tesadüfi olduğu kabul edilemez.

Oynanan oyunun anlaşılması bakımından Hüseyin Nihal Atsız’ın aşağıdaki vecizesini hatırlatmakta yarar görürüm;

‘Özgürlüğünü kaybeden bir millet, korkunç bir felakete düşmüştür.

Dilini kaybeden bir millet ise yok olmuş demektir.’

 Peyami Safa’nın aşağıdaki vecizesi ise, ülkemizde oynanmak istenen oyunu, açıkça teşhir ediyor:

‘Bir milletin yok etmek isterseniz,

Askeri istilaya gerek yok;

Tarihini unutturmak, dilini bozmak, dininden soğutmak ve dolayısı ile manevi      değerlerini, ahlakını yozlaştırmak kafidir.’

Gerçekten de ülkemizde halen yapılmak istenen aynen budur. Tarihimizin unutturulması, dilimizin bozulması, Türk ve Müslüman kimliğimizden soğutulmamız, TMT gibi ulusal örgütlerimizin kötülenmesi, direniş mücadelemizde emeği geçenlerin karalanması, manevi değerlerimizin bozulması ve gençlerimizin yozlaştırılması için yoğun beyin yıkama kampanyaları yürütülüyor.

İşin acı tarafı, ulusalcı ve anavatana bağlı olduğunu ileri süren  büyüklerimiz de, sırf koltukta rahatsız dilmemek hesabı içinde, sessiz kalarak, bu dayanaksız propagandaların pervasızca sürdürülmesine ve özellikle de gençlerin aldatılmasına, adeta yardımcı oluyor. 



TAGS: Dilimiz ve tarihimiz üzerindeki tezgah, orhan aydeniz
MANŞETLER

HK Orhan Aydeniz

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems