HABER KIBRIS

Döndük durduk geldik başa! (İşte o yıllar!)

22/12/2016

ads

ads

Eşref Çetinel




Türlü çeşitli eleştirilerimin de kapsamında olduğu 1974’ün hemen sonrası yıllarını çok iyi hatırlarım. Bir yandan hemen her gün otobüslerle Güney’den binlerce Türk göçmen Kuzey’e geliyor, öte yandan 150 bin Rum’un Güney’e göç etmesi sonucunda atıl kalan mülklerinin “değerlendirilmesi” çalışmaları yapılıyordu. Bir yandan da “ganimet” adı altında müthiş bir Yağma sürüyor, önlemek için asker polis büyük çaba harcıyordu. ZOR YILLAR: Boş kalan Rum evlerine Güney’den kaydırılan Türk aileleri yerleştirmek büyük sorun oluyordu. Rahmetlik İsmet Kotak İskân ve Rehabilitasyon Bakanı olarak kan tere batıyor, yine de kimseleri memnun etmesi mümkün olmuyordu! Çünkü Güney’den gelenler yeniden iskâna tabi tutulacakları kendilerine ayrılan köyleri kentleri beğenmiyorlar, sürekli kendi istedikleri “yerlere” gitmek için direniyorlardı. Bu nedenle ayni köy ve kentlerden gelenler birbirlerinden kopmakla kalmıyor, aileler bile parçalanıyorlardı. (Mesela Baflılar kendi istekleri ile hem Maraş’ta hem Güzelyurt’ta iskâna tabi tutulunca aileler parçalandıydı.) Öte yandan büyük oranda nüfusa ihtiyaç duyuluyordu. Çünkü 250 bin Rum’a karşılık tutun ki Güney’den gelen nüfus 150 bin dolayındaydı… Bu nedenle Türk Yönetimine intikal eden Rum mülkünün, boş kalıp viraneye dönmemesi, toprakların ekilip biçilmesi, kısaca hayatın “normal akışında devamı için nüfusa ihtiyaç vardı.. Nitekim Rahmetlik Denktaş devreye giriyor ve İngiltere’deki Türklere çağrıda bulunarak “gelin, sizi bağlar bahçeler, tesisler bekliyor” diyordu… Bir yandan da TC’den kaydırılan nüfus boş kalan köylere evlere yerleştiriliyor fakat olmaması gereken bir iskân çarpıklığında Maraş’ta “gettolar” oluşuyordu!

İLK FERYADIMIZ: “iskân olayı” ile “ganimet” nedeniyle koyuverdikti ilk feryadımızı! (Bozkurt gazetesinde sonrasında Halkın Sesi’nde.) Çünkü yerleşim sorunu bir rant ekonomisi halini almıştı. Evler “hava parasına” sürekli el değiştiriyor, üretim yapılsın diye dağıtılan bağlar, bahçeler, tesisler, sonrasında kurulan Sanayi Holding gibi kuruluşlar “yağmanın” envai türlü metotlarında ranta dönüşüyordu!..

PUANLAR DÖNEMİ! Tutun ki 1974 ve sonrası beş on yılı atlatmak hiç de kolay olmadı. Her şey durulup oturduğunda ise henüz Güney’den gelenlerin rehabiliteleri tamamlanmadan “puanlar” icat edildi! İkinci kazan kaldırmam da “puanlarla” ilgiliydi.

UZATMADAN: Bilir misiniz bu ülkede hakkını hukukunu alamayan çok göçmen tanıdım. Hakkının hukukunun üzerinde mal alanları tanıdığımca! Hepsi de olacaktı çünkü bizatihi Devlet, “olması” için çanak tuttu! Olayın yanlışı “seçim kazanmak uğruna Kuzey’de kalan Rum mülkünün sağlanacak oylar karşılığında “yemlik” olarak kullanılmasıydı! Sahiplikler çoğaldıkça “mülkün” değeri arttı, artan değerler kıran kırana yeni bir rant dönemi başlattı! Devlet “tapu” vererek süregelen “yağmayı” önlemeye çalışırken öte yandan partizanca tutumlarda “al-ver-sat-devret” işlemlerinde tutun ki bugünlere kadar geliverdik.. KAFALAR KARIŞMAZ MI? (Keşke o günleri mesela Celal Bayar anlatsa. Veya artık aramızda olmayan Rahmetlik Kotak. Hakkı Atun’lar..) Bu arada hatırlatayım: Güney’deki malını gizlice Rum’a satıp Kuzey’de eşdeğer alanların… Bu yolla ala ala almadıkları yer kalmayanların hikâyelerini es geçtim!

ŞİMDİ NE YAPACAKLAR? 43 yıl önce Kuzey’de başlayan bu Rum mülkü serüveni üzerine “yeni bir senaryo ile yeni bir “kap kaç dönemi” açmaya hazırlanıyorlar! 43 yılda ancak yerine oturan Kuzey’deki taşları teker teker oynatmaya karar verdiler! Çoğu ölen Kuzey’deki “ilk koçan sahibi Rum”un bu kez evlatları, torunları müracaat edecekler! 1974’ün Rum’dan kalan mülkünü ya Rum’a iade edecekler ya Güney’deki ile takas edecekler veya parasını ödeyecekler! Tutun ki “curcuna 2017!”

KALDI Kİ: Üzerinde “inkişaf” yapılmayan tek bir evin kalmadığı, topraklarında üniversitelerin, lüks otellerin, tesislerin, sanayi bölgelerinin, apartmanların yükseldiği, 42 yıldır insanların alın teri ile topraklarını ekip biçtiği ve artık adına “vatan toprakları” dendiği Kuzey, Güney’le hangi kıstaslar, hangi değerler, hangi adalet ve kanunlarla paylaşılacak? Diyelim ve bir defa değil, bin defa düşünelim!

KISACA TAKILDIKLARIM: (DÜNYADA BİR KKTC VARMIŞ!)

Yeni yıl geliyor ama 13. Maaşlara karşın kimsenin ağız tadı yok! Trump’la başlayan yeni dönemin tedirginliğinde Amerika’nın bile yok! Kaldı ki Avrupa’nın hiç!

Bölgemiz sönmeyen ateşleriyle yanmaya devam ediyor. Türkiye her gün terörün pençe darbeleriyle kan kaybederken yerine gözyaşları oturuyor! Döviz en az İşid kadar acımasız vuruyor!.. Kısaca dünya bir süredir tatsız dönüyor..

Allah’a bir daha şükürler olsun ama! Bizim hiç derdimiz yoktur! Bu nedenle saatlerle uğraşıyor, trafik sorununu çözmek için dünyanın yıllar önce uyguladığı bir takım tedbirleri yeni icat etmiş gibi devreye sokmaya çalışıyoruz!

Ve anlıyoruz: Küçük ülkelerin sorunları da küçüktür! İyi ki öyledir! Yoksa “büyüklerinin” altında kalır canımız çıkardı… Neyse ki biz sadece çevre kirliliğinin altında kaldık onun da “pisliğinden” öte sorunu yok! Temizle gene kirlet! Kirlet gene temizle! Yıllar böyle böyle geçmekte… Ha bir de trafik sorunu! Orada fecaat var çünkü olanla öleni geri getirmek mümkün değil, o zaman şans işte!”Kazası” kime isabet ederse

o gitmekte, bize de başasağlığı dilekleri kalmakta!!

SİYASET DÜNYAMIZ: Zaten küçüktü! Vakta ki Çakıcı adamlarını alıp gitti ve TKP’yi yeniden kurdu, bu kez TDP ufalandı! Buna karşın ne diyor artık tek atımlık barutu kalan TDP’nin haşarı çocuğu Özyiğit? “TDP de kriz yoktur!” Ya maazallah olsaydı diye düşünüyor insan! Ve anlıyorsunuz ki “politikacının” her zaman verecek bir cevabı, tesellisi kendinden menkul bir politik değer yargısı vardır! Yoksa dayanılır mıydı onca alengirli dolaplara! 



TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems