HABER KIBRIS

Dünyada Federasyondan Başka Çözüm Mü Kalmadı!

02/11/2017


ads

Eşref Çetinel


Federasyondan başka bir çözüm olamazmış! Kim söylüyor bunu? Tutun ki kendilerine “sol kafa ile solaklığı, sosyal demokrasiyle sosyalizasyonu, sosyalizmle  globalizmi uygun bulmuş kesimler.”

       “Yani diyorlar Kıbrıs’ta çözüm olacaksa bizim kafamıza uygun çözüm olacaktır!”

       Buna karşılık kim savunuyor “konfederasyonla” “iki ayrı devlete dayalı çözümü?” Tutun ki kendilerine Sağcı diyen  dolayısıyla milliyetçilikle vatanseverliği yeğlemiş kesimler! Tabi bu  aykırı çözüm önerileri kafaları da karıştırıyor!

       ÇÜNKÜ: (Evet doğrudur) rahmetlik Denktaş’tan beridir Cumhurbaşkanlarının sürdürüp götürdüğü müzakereler, kendi “kafa yapılarıyla siyasi sorunu algılama doğrultusunda oldu!”

       Sol ve kendine yakıştırdığı halkların kardeşliği  ifadesiyle iddia etti ki Kıbrıs’ta Türklerle Rumlar asırlardır birlikte yaşarlarken, emperyalizm iki halkı karşı karşıya getirerek kapıştırdı, ortaya sürgit siyasi sorun çıktı!

       Sağ kesim ise iddia etti ki hayır hiçbir devrede Türk Rum toplumları bu adada  kardeş kardeş yaşamadılar eğer savaşlar bölünmeler olmuşsa bunun nedeni Rumların adayı Yunanistan’a bağlamak, kendi egemenliklerine geçirmek için Türkleri aradan çıkarmak amacında başlattıkları saldırılarıdır! 

       Bunları biliyoruz. Bildiğimiz halde de evet Denktaş’tan beridir sanki dünyada bir başka çözüm şekli yokmuş gibi ayni minval tartışmalara devam ediyoruz!

       OYSA: Mesela AB   kendi içlerinde özerk ayrı gayrı ülkelerden oluşan bir büyük federasyondur.. Amerika eyalet sistemine dayanan bir federasyondur... Keza  Almanya da…  Eğer İspanya’da Katalanlar başarır da ayrı  devlet olurlarsa sonrasında bir federasyon çatısı altında İspanya ile yeniden buluşmaları sürpriz olmaz!                                        

“(Örnekleri kitaplardan internetten sütunuma aktarmak mümkündür de bu konuda haddimi aşmak istemem çünkü halka mal edilecek ve üzerinde bütünsellik sağlanacak “federal sistemler” her şeyden önce uzmanların, anayasa hukukçularının görevidir.)

       SADEDE gelmek gerekirse. Karşımızdaki Rum toplumu “enosisi” gerçekleştirmek için  “Türkiyesizleştirilmiş bir federal çözüm sistemi  peşinde koşarken, bizim “Rumun federalizmini” müzakerelerin vazgeçilmez pazarlığı olarak kabul edip sürdürmemize ne derler? (Keyfinize göre istediğiniz cevabı  vermek hakkı gani gani sizin olsun!)                                                                     

ASIL REFORM “YÖNETİM” İÇİN OLMALI!

       Hem Türkiye’de hem bizde “seçim dönemine” girildi. Aramızdaki fark orada siyasi partilerin birbirlerine yönelik eleştirileri ve söylemler sonunda “Türkiye genelinde” bir yeni siyasi ve sosyoekonomik tartışma ortamı açmalarıdır..                                                               

KKTC de ise farklılık “başarısızlıkları ile üzerlerindeki şaibelere aldırmadan her kesim ve siyasi partiden insanların, “ben  adayım” iddiası ile (özellikle de iktidar adaylarının ve denenmişlerin) arkalarında  bıraktıkları tahribatlaraa aldırmadan  görücüye çıkmalarıdır!

       (Ki ben çok yakınımdan insanlar tanıdım. Kendilerine  seçim dönemlerinde adaylık tekfinde bulunan siyasi partilere, “ben bu görevin insanı değilim” diyerek diretir teklifi kabul etmezlerdi.” Fakat siyasi partiler ve ilgili kişiler bu “reddetme” olayına “korkaklık” olarak bakarlardı! Oysa o insanlar çaplarını ve hadlerini bilirlerdi!

       OYSA  artık KKTC’de “aday olmak” bile “adının yanına koyduğu özel iş ve çıkarlarının   bulunmaz fırsatında, doğal reklamıyla o reklamın sayesinde nemalanılacak bir şanstır!      

       Kaldı ki “ya sandıktan çıkarsa” ve de bakan olursa! Yeme de yanında yat! Peki sonra?

       SONRASI fiyasko  ama! Ki yıllardır teamül bozulmadı!   O kadar ki “bakanlık makamları” bile olağan süreçte  öncelikli olarak “mesleki aidiyetlere” göre dağıtılıyor, sonra bakıyorsunuz  o “asli meslekler” bakanlık yetkisindeki “bakanı” nemalandırmak uğruna memleketin çıkarlarını harcıyor!  Alavere dalaverelerinin ağızlarda sakız gibi çiğnenmesi de cabası!

       Kısaca reforma en çok ihtiyacı olan  kurum “bizatihi kurumlardan sorumlu yönetenlerle yönetimlerdir!” Ki memleket “pislikten” kurtulsun!

                           **********

KISACA TAKILDIĞIM: (İŞGÜZAR “ANITLAR YÜKSEK KURULU.”)

       Soru: “Ne yaparlar ne yaptırırlar! Ne restore ederler ne ettirirler! Ne dokunurlar ne dokundurturlar!” bilim bakalım kimdir?

       “Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek kurulu!” Ki sayelerinde Mağusa surlar içi sadece eski eser kapsamına giren evleri nedeniyle virane olmadı, o viranelerin içinde deryalar gibi pislik de birikti! Artı, Allah göstermesin 4-5 şiddetinde bir deprem olsa tek taşının bile dokunulmaz olduğu o evler yerle yeksan olacaklar! 

       Geçtiğimiz günlerde işte  bu Anıtlar Yüksek Kurulu” şimdilerde belediyenin bitirmeye çalıştığı “hendek projesine” taktı! Diyor ki orada çim ekimi derhal durdurulmalıdır çünkü sulandıkça hisarlara zarar verecektir!

       Eğer  bu cahil Venedikli dört yüz yıl önce bunu bilseydi “denizi içine taşımak için bu hendeği yapmaz, biz de  bugün sorunu ile karşılaşmazdık!” Eee o zamanlar bizim  Anıtlar Yüksek Kurulumuz yoktu ki  uyarıp yasaklasındı!”  

       Fakat: Gönül isterdi ki bu “eski eserleri koruma” hassasiyetinde; hisarların, Othello’nun, Martinengo burcunun restorasyonlarını üstlenen  “AB’den ekipler  ve Mağusa’daki bazı STÖ’den çok önce “Anıtlar Yüksek Kurulumuz devreye girsindi. Yıkılmakta olan eski eser kapsamındaki evlerin kurtarılması için sahiplerini teşvik edici projeler yapsındı.”                                           

Oysa yaptığı tek şey, “biri yapmaya, restore etmeye, hendek gibi yerlerde  güzelleştirme çalışmaları girişimlerinde bulunmaya çalıştı mı hemen  “fetva verip engel koyması!”      

Sorumluluk bilincini, yetki hassasiyetini takdir ederiz ama Mağusa “surlar içi”  gibi dünyaca ünlü bir kasaba daha 1974’den hemen sonra ele alınsın, eski eserlerin kurtarılması için uğraş verilsindi.. Oysa ne yapıldı? Birinci, 2. ve 3. Derece eski eser kapsamına alınan surlar içi evleri “taşına dokunulmadan yıkım terk edildi!” Yetmedi şimdi “hendekle” uğraşılıyor ki o hisarların temeli “ana kaya üzerine oturmaktadır hatırlatalım!”      

Her neyse “memlekette yetkili” çok da sorumluluk yüklenen yok!    



TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems