HABER KIBRIS

Eşyalarını sattı, maceraya başladı

02/03/2017

Eşyalarını sattı, maceraya başladı
ads

Didem Mollaoğlu (38) altı ay öncesine kadar özel bir şirkette kurumsal iletişim uzmanıydı. En büyük hayali olan dünya turu için iş yeriyle yollarını ayırdı. Önce ev eşyalarını ve kıyafetlerini sattı. Sonra da en yakın arkadaşı olan kedisi ‘Cadı’yı arkadaşına verdi. Yani artık bir kedisi bile yok... Serüvenin ilk durağı Nepal oldu. Rotayı Hindistan, Sri Lanka ve Malezya izledi. Günde 60 lira harcıyor. Belli bir planı da yok. Rüzgâr nereye savurursa oraya gidiyor.

İsmail SARI | Hürriyet

Didem Mollaoğlu (38) altı ay öncesine kadar özel bir şirkette kurumsal iletişim uzmanıydı. En büyük hayali olan dünya turu için iş yeriyle yollarını ayırdı. Önce ev eşyalarını ve kıyafetlerini sattı. Sonra da en yakın arkadaşı olan kedisi ‘Cadı’yı arkadaşına verdi. Yani artık bir kedisi bile yok... Serüvenin ilk durağı Nepal oldu. Rotayı Hindistan, Sri Lanka ve Malezya izledi. Günde 60 lira harcıyor. Belli bir planı da yok. Rüzgâr nereye savurursa oraya gidiyor.

Seyahatin hayatınızdaki yeri nedir?



Belki klasik gelecek ama inanın seyahat; öğrenmenin, kendini keşfetmenin, sınırlarını zorlamanın en güzel yolu.

Peki seyahatin bu yönünü nasıl keşfettiniz?



27 yaşında ilk kez işimden istifa edip, iki yıl İngiltere’de kaldım. O zaman beni en çok destekleyen Avustralya’da yasayan rahmetli manevi teyzem Günay Altinay oldu. Bana “Gezebildiğin kadar gez dünyayı!” demişti. Hayata bakış açımı çok değiştirdi.

Sonra...



Günay Teyze hastalandı. Onu görmem için beni Melbourne çağırdı ama gidemedim. Kısa bir süre sonra kendisini kaybettik. Hayatta hiçbir şeyi ertelememiz gerektiğini acı bir şekilde öğrendim. Her ne kadar rotam belirsiz olsa da belli olan tek bir şehir var o da Melbourne…

Dünya turunun en büyük nedeni bu mu?



Tamamı değil. Böyle bir macera zamanla en büyük hayalim oldu. Bir süre sonra karar aldım. Önce iş yerimle yollarımızı ayırdık. Hiç yapamayacağımı düşündüğüm bir şey yaptım. Bir çoğunu iki sene önce aldığım tüm eşyalarımı (mobilya, beyaz eşya, tabak vs.) sattım. Hatta kıyafetlerimi de… Dört yaşındaki kedimi de bir arkadaşıma verdim.

Tüm bunları yapmak zor olmadı mı?



Zordu. Çok da korktum. Sonuçta alışmış olduğunuz, size öğretilen düzeni darmadağın ediyorsunuz. Ama asla tereddüt etmedim ve zorda olsa yaptım. Yani anlayacağınız bir kedim bile yok. 10 kiloluk sırt çantamla seyahat ediyorum.

stifa ettikten sonra aileniz kesin kızmıştır.



Öyle bekliyordum ama çok şaşırdım. “Sen nasıl mutlu olacaksan onu yap ve hayallerini gerçekleştir” diyerek beni desteklediler. Tabi ki ayrılık süreci zordu ama destekleri de bana ayrıca güç verdi.

Normalde hayatı plansız mı yaşarsınız?



Tam tersi, her şeyi planlarım. Ama bu sefer bıraktım bunu. Tek yön bilet aldım koyuldum yola... Şu kadar zamanda, şu kadar ülke gibi bir hedefim de yok. 10 kiloluk çantamda beş tişört, üç pantolon, iki elbise, birer; polar, yağmurluk, spor ayakkabısı ve terlik var.

Neden ilk durak için Asya’yı seçtiniz?



Bu kültür bana hep gizemli geldi. Yaşam tarzları Batılı hayat tarzından çok farklı. Katmandu’dan başladım. Bütçem yettiği ölçüde gidebildiğim kadar çok ülkeye gitmek istiyorum.

Bütçeniz ne kadar?



Sırt çantalı gezdiğinizde aslında seyahat etmenin ne kadar da ucuz olduğunu görüyorsunuz. Çoğu beyaz yakalının bir haftada harcadığı tatil parasıyla bir ay, belki daha fazla gezebiliyorsunuz. Günlük konaklama, ulaşım, yeme ve içme dahil 60 TL harcıyorum. Tabi bunda Nepal ve Hindistan gibi ucuz ülkelerden başlamamın da etkisi oldu. Toplam bütçem 20 bin TL civarı.

Nepal gezginler için ideal mi?



Bir ay kaldım. Doğasıyla, kültürüyle çok güzel bir ülke. İnanın gezginler için çok fazla alternatif sunuyor. Özellikle Katmandu’daki en önemli tapınaklardan biri olan Pashupatinath... Bir yanda ölü yakma töreni, diğer yanda ise nikah törenini seyredebiliyorsunuz. Patan, Nagarkot, Bhaktapur, Changu Narayan, Khokana, Bungamati de görülmesi gereken yerler.

Yürüyüş ya da tırmanış yaptınız mı?



Annapurna Base Camp yürüyüşü yaptım. Altı günde, 85 km. yol yürüyüp, 4 bin 130 metreye çıktım. Gördüğüm manzarayı, yol boyunca yaşadıklarımı hayatım boyunca unutmayacağım.

Mutfak kültürü nasıl?

Sırt çantalı olarak sokak lezzetlerini öneririm. Hijyen standartları düşük ama gerçekten lezzetli. Nepal’e gidecek olanlara Katmandu’da Durbar Meydanı etrafındaki sokak satıcılarından bara, phokso fry, pani puri, lal mohan (sütlü tatlı) ve lassi (tatlı ayran) denemelerini tavsiye derim.

Sırt çantalının vazgeçilmezidir otostop... Siz de yapıyor musunuz? 



Tabii. Hatta en güzel anılar burada. Nepal’de dağın başında Pokhara’ya dönmeye çalışırken bir kepçeye otostop çektik ve yaklaşık bir saat kepçenin içinde seyahat ettik. Çok keyifliydi. Malezya’da otostop çektiğimiz çift ise bizi yemeğe götürdü. Ne iyi insanlar var yahu...

Şimdi neredesiniz?



Şu an sokak sanatlarıyla ünlü George Town’dayım. Malezya’yı gezmeye Kuala Lumpur’dan başladım. Üç gün Arap Emirlikleri’nden bir arkadaşın evinde kaldım. Daha sonra 130 milyon yaşında dünyanın en eski yağmur ormanı Taman Negara’ya gittim. Malezya’nın yerlileri ile tanıştım. Burası inanılmaz modern ve düzenli.

Şu ana kadar Nepal, Hindistan, Sri Lanka ve Malezya’yı gezdim. Malezya’dan sonra sıradaki ülke Tayland ve sonrasında Myanmar’a gitmek istiyorum.

Didem Mollaoğlu, seyahatleriyle ilgili yazılarını ve fotoğraflarını @gezizone Facebook hesabından paylaşıyor.



TAGS: Didem Mollaoğlu
MANŞETLER

HK TATİL

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems