HABER KIBRIS

Eylem

16/11/2016


ads

Bülent Dizdarlı


Hayvan üreticilerinin, çiftçiler birliği desteği ile gerçekleştirdiği eylemin şekli çok tartışıldı. O kadar ki bu tartışmaların yarattığı hava, kimin haklı olup olmadığının insanlar arasında konuşulmasının dahi önüne geçti.

Başkente bir anda gelip, ana caddeleri tıkayan traktörler, şehirde yaşayan insanların hayatını çekilmez hâle getirdi. İki yüz metrelik bir mesafeye ulaşmak için şehirliler saatlerce dolanmak zorunda kaldı. Memurlar özellikle mesai çıkışlarında yollarda kaldı. Anneler, kreşlerde okul önlerinde onları bekleyen yavrularına yetişmek için adeta çırpındı ama mümkün olmadı. Hastalar hastaneye gidemedi. Kısacası, eylemcilerin tasarladığı gibi tam bir kaos yaşandı.

Peki eylemcilerin amacı bu muydu? Elbette buydu. Halkın rahatsız olarak homurdanmasını ve hükümetin bundan etkilenerek, bir ya da iki gün içinde taleplerini yerine getirmesini umuyorlardı. Ama öyle olmadı. Hükümet de pozisyonunu koruyunca eylem uzadı. Uzadıkça hem taraflarda hem de LefkoşA halkında sinirler gerildi.

İşin ilginç tarafı tam da bu sıralarda Mont Pelerin’de Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik tarihin en ciddi görüşmelerinden biri yapılıyordu. Gelin görün ki LefkoşA’da ve Mesarya’nın büyük bir kısmında bu konu gündem bile değildi.

Halk eylemin şeklini konuşuyordu. Yolu kapandığı için günlerce satış yapamayan bir benzin istasyonu çalıştırıcısı “ben de şimdi hakkımı aramak için gidip bir tarlanın içine benzin tankerini mi sürmeliyim?” diye soruyordu. Bir memur dostum ise polise kızgındı. “Polise bak yahu. Biz sendika çağrısı ile elli kişi bir araya gelip masum bir yürüyüş yapıp bildiri okumak istesek, kılıç kalkan önümüze dikilirler, biraz dik durduk mu da coptan geçirirler. Ama bu adamlara güçleri yetmiyor” diye isyan ediyordu. Gazeteci olan bir arkadaşımız “halk hedef alınmadı aslında ama halk rahatsız ediliyor ki hükümet gayrete gelsin” diye eylemi savunuyordu. Tanınmış bir avukat dostumuz ise “hak aranırken hak gaspı yapılmamalı. Bakın öğretmenler okullarda, hemşire doktor hastanede, memur dairesinde eylem yapar, bunlarda kendi yerlerinde yapmalı sadece iş sahasındakileri rahatsız etmeliydi.” diye yorum yapıyordu. Bir başka vatandaş ise “Aslında şimdi herkesin sokağa çıkma zamanı. Sokaklar karışmalı ki bu hükümet gitsin” diye ateşe benzin döküyordu.

Muayenesine tıkanan trafik yüzünden gidemeyen bir hekim ise “Günlerdir hasta kabul edemiyorum. Yarın bende arabamla gidip bir köyün girişini tıkarsam, köye giriş çıkışı günlerce engellersem, polis bana da aynı müsamahayı gösterecek mi?” diye söyleniyordu…

Olay adeta ocakta unutulmuş içi su dolu tencereye benziyordu. Nitekim kaynadı kaynadı ve polis müdahalesi ile taştı döküldü. Traktörlerin köylerden çıkarılması engellendi. LefkoşA trafiği eski hâline döndü.

Bu kez de insanlar müdahalenin gerekliliğini, gerekliyse de baştan niye yapılmadığını tartışmaya başladı…

Sonra birden sanki yeni bir şeymiş gibi “Söz aldık, eylemi on gün askıya alıyoruz” dendi. Sokaklar eski rutin telaşına döndü.

Dediğim gibi LefkoşA ve Mesarya, Mont Pelerin’e kulak tıkamış sokaklarında ki hâlleri konuşuyordu.

ANLAYAMADIKLARIM



Ülkemiz siyasetinde yer alan iki büyük partimizden hiç birinin parti meclisi üyesi sayısı elliden aşağı değilmiş. Anlayamadım yani , partiyi yönetmek memleketi. Yönetmekten daha mı zor ki sayıyı Devle Meclisindekinden daha fazla tutuyorlar ?

BANA GÖRE HAFTANIN EN ÖNEMLİ OLAYLARI

  • Mont Pelerin görüşmelerinin son gününde Türk tarafının yaptığı açılım ve bunun sonucunda Rum tarafının isteği ile bir hafta erteleme yapılması…
  • Trumph’ın seçilmesini, sanki kendileri seçmemiş gibi, Amerikan halkının eylemlerle protesto etmesi.
  • Sayın Tufan Erhürman’ın Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin başkanlığına seçilmesi. 


TAGS: bülent dizdarlı
MANŞETLER

HK Bülent Dizdarlı

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems