HABER KIBRIS

FOX GLACIER (İlk Buzul) | Halil Paşa yazdı

27/02/2017

FOX GLACIER (İlk Buzul) | Halil Paşa yazdı
ads

Sabahleyin Lake Tekapo’dan arabayla başlayan uzun yolculuğumuz sonrasında, Greymouth kasabasına (köy de denebilecek kadar küçük) bir öğleden sonrasında vardık.



Kasabanın girişinde, 19’uncu yüzyıl kalma asma köprüsü karşıladı bizi. Altından, yılın her ayında tepelerinden karları hiç eksik olmadığı Yeni Zelanda Alplerinden kopup gelen sular akıyordu.



Köprüyü geçer geçmez sağa dümen kırdık. Bir orman yolunda önce arabayla sonra yaya olarak ilerledik. Bir de baktık ki “Fox Glacier” buzulu epey uzağımızda kalmış oraya gidecek yol yok..



Ancak İkinci denememizde buzula gideceğimiz doğru yolu bulabildik. Artık Fox Glacier yolculuğu için, Yeni Zelanda’ya seyahate çıkmış Kıbrıs dörtlüsü olarak “göreve” hazırdık.



Buzula ulaşmak için bir saatten çok yol yürümemiz gerektiğini karşımızdaki o muhteşem büyüklükteki vadiye daha bakar bakmaz anladık...

Fox Glacier ilk görüşte geniş bir vadiden daha çok kanyona benziyordu.



İnişli yokuşlu, güneşin kızılına, yosunun yeşiline, medenin grisine ve en çok da kar beyazına çalan kayalık ve bol taşlı yollardan yürüdük. Bazen hızla akan suları buz gibi dereciklerin üzerinden geçmek için köprü niyetine kurulmuş düz ahşap kütüklerin, bazen de iri taşların üzerine basarak ilerledik.

Yokuş çıkarken zorlandık.

İniş inerken de kayıp düşmemek için adalelerimizi kasıp durduk.



Derken buzula vardık. Bir gün sonra göreceğimiz Franz Josef buzlundan belki daha küçük bir buzuldu. Ama Franz Josef’te olduğu gibi her iki yanında, yemyeşil ağaçların örttüğü dağlarla çevrili, ortasında hızla akan ve içerisinde buz parçaları da taşıyan ırmağın çağladığı muhteşem büyüklükte bir vadiydi



Ortasında rengini beyaz çakıllardan ve eriyen kar ve buzullardan alan ırmağın sularının çıkardığı gürültü, dağlardan kopup gelen şelalelerle ihtişamlı bir hava katıyordu buralara.

Dönüş yolunda güneş dağların arkasında kaybolmaya başlamıştı ve henüz karanlık basmasa da vadiye loş bir hava çökmüştü.



Gece yemeğini Greymouth köyünün pub’ında yedik. Zaten köydeki tek pub’dı.

Lampshenk (koyunun kaval kemiği), Snapper (sinarit balığı) ve cips…

Yanında da buz gibi yerli Pilsener…



Snapper, Yeni Zelanda’nın milli balığı. Fish and Chips dükkanlarında da en çok bulunan dolayısıyla en taze yenebilecek deniz balığı.

Diğer masalardaki müşteriler ise sanki de köyün yerlileriydiler…

İşte böyle eksilttik bir geceyi daha ömrümüzden…

Göller, şelaleler, buzullar, nehirler, ormanlar, dağlar, asma köprüler ve nihayet bira, et ve balıkla…

Günün karı bir de bu yazı ve fotoğrafların dökümü çıktı ortaya 



TAGS: fox glacier
MANŞETLER

HK TATİL

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems