HABER KIBRIS

Gerçek yurtseverlik…

31/08/2017


ads

Başaran Düzgün


Bir söz vardır;

   – “Gerçek yurtseverlik, halkı, hükümete ve devlete karşı korumaktır”

Hükümetin halka rağmen ve halka zülüm  edercesine yaptığı icraatlardan, kendini devlet yerine koyan görevlilerin devletin “kutsal çıkarları adına” yaptığı kötülüklerden sıradan insanları korumayı anlatır bu söz.

Ve bence  de gerçek yurtseverliğin ta kendisidir.

Günümüz demokrasilerinin en büyük zafiyeti, tıpkı krallıklarda olduğu gibi bireyi, örgütlü devlet gücüne karşı korumasız bırakmasıdır.

Kişi hak ve özgürlüklerinin olabildiğince geliştiği modern zamanlarda bile devlet ya da hükümet içinde örgütlü bir güce dönüşen kimi odaklar, devleti kendi çıkarları veya ideolojileri doğrultusunda kullanabilmekte ve sonuçta binlerce-milyonlarca insan bu yüzden acı çekebilmektedir.

En basit şekli “ben yaparım olur, beğenmeyen 5 yılda bir gerçekleşen seçimlerde oy vermez” olan, en üst boyutta ise “biz devletin yüce çıkarları için ne gerekirse onu yaparız” gibi çok tehlikeli eğilimler aslında çağdaş demokrasinin önünde en büyük engeldir.

****

Dünyanın 2 kutba ayrıldığı soğuk savaş döneminden kalma devlet modellerinde bireyler yani vatandaşlar devlet için vardılar.

Devlet dokunulmayan, sorgulanmayan, erişilmeyen ve her şeyi yapma hakkına sahipti. Bu yüzden devlet mekanizmasını elinde bulunduran çıkar grupları da o denli güçlü ve dokunulmazdılar.

Yeni yüzyılla birlikte, “devlet vatandaşın hizmetinde bir kurumdur ve asl olan insandır” anlayışı gelişmeye başladı.

İnsanların eğitim düzeyinin yükselmesiyle doğru orantılı gelişen bu anlayışa göre, vatandaşları devletin veya hükümetin yanlış icraatlarından koruyacak, devlet olanaklarını ele geçirip çıkar sağlayanları ortadan kaldıracak sistemler oluşturuldu.

Örneğin basına bu anlamda önemli misyonlar ve sorumluluklar yüklendi. Basın, bir devleti oluşturan temel organlar olan  yürütme-yargı-yasamanın yanında dördüncü güç olarak anılmaya başlandı.

Demokrasinin geliştirilmesi ve düşünce özgürlüğünün sınırlarının genişletilmesi, düşünceleri serbestçe yayma hakkının en temel insan hakkına yükseltilmesi çağdaş insana korunması için verilen önemli silahlardır.

***

Halkı devlete ve hükümete karşı korumak, aslında ülkeyi korumaktan başka bir şey değildir.

Dünyanın yakın tarihi devleti-hükümeti ele geçirenlerin dünyasal çıkarları nedeniyle halka zulüm etmesi ve bu yüzden çıkan iç savaşlarda ülkelerin bölünmesi veya yok olması örnekleriyle doludur.

Bugün hâlâ birçok Ortadoğu, Latin Amerika veya Afrika ülkelerinde iç savaşlar hüküm sürüyorsa ve aynı ülkelerin insanları yıllardır birbirlerini öldürüp duruyorsa “halkın korunması” kavramının ne denli önemli bir bir şey olduğu ortaya çıkar.

Devlet ya da hükümet erkini elinde bulunduranlar her zaman doğru ve iyi icraat yapmazlar.

Kötü icraata direnme hakkı, ülkenin temellerini sarsacak halkı ülkesinden soğutacak uygulamaları reddetme hakkı ve sonuçta halkın korunması hakkı çağdaşlığın olmazsa olmazları arasındadır…



TAGS: Başaran Düzgün,
MANŞETLER

HK Başaran Düzgün

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems