HABER KIBRIS

Hakemlikten ‘’hayır’’ çıkar (mı?)

03/11/2016

ads

ads

Cenk Uzunoğlu


Görüşmelerin İsviçre’ye taşınacak olması ister istemez hakemlik veya arabuluculuk müessesesinin de devreye girmesine zemin hazırlayacaktır.

İki taraf da yıllardır ‘’mağdur ve haklıyız’’ diyerek ağlama duvarı muamelesi yapıp destek bekledikleri ülkeleri zaten hakem pozisyonuna oturttular. Bu noktada hakemlik müessesesi devreye girerse yadırgamak tuhaf olur.

Dikkat edilmezse hakemlik çözüm sonrası da yeni devletin yönetiminde ihtiyaç haline gelecektir.

‘’Hakemliğin’’ ilk anda akla gelmeyen boyutu, dışarıdan ‘’hakemliğin’’ yegâne çözüm üreten toplumlararası algıya dönüşme riskidir.

Tarafları dışarıdan yapılacak hakemliğe bağımlı kılan bir sonuç doğurabilir.

İnsanoğlunun bağımlı olduğu şeyden kurtulması da büyük zorluk ve ikilemlerle mücadeleyi gerektirir.

****

İki liderin de üzerlerindeki baskıyı dengelemek adına hakemliği kullanmaları sürpriz olmaz ama hakemlikle ihtilaf çözmek adaletli bir şekilde yapılmış olsa da sonrasında ilişkininin sürdürülebilir olup olmayacağı düşündürücü olan bir çözüm yöntemidir.

Her şeyden önce kendileri anlaşamayanların dışarıdan hakemlikle çözüm bulup sonrasında adayı birlikte yönetmeleri ne derece mümkün olur sorusunu doğurur.

Bu durumda hakemlikle ortaya çıkacak olan yeni devletin özellikle ‘’hakemliğine’’ başvurduğumuz ülkelerin taleplerine karşı ne derece bağımsız hareket edilebileceği de apayrı bir durumu ortaya çıkarır.

Ondan sonra da ‘’doğumunda ben de vardım’’ diye önüne gelen istediğini talep etmeye başlar ‘’birleşik ve bağımsız’’ bu yeni devletten.

Sonra bir bakarsın ‘’enerji koridoru’’ olmuş ‘’anayol’’.

‘’Koridoru’’ ya da ‘’anayolu’’ güvence altına almak için ‘’uçak gemisi’’ olmuş de olmuş ‘’NATO havaalanları’’.

Bu günlerde aklınca ‘’alemin ağa ve ağabeyleri’’ ile nereye yürüdüklerini bilmeden çaresizce bu yolu yürüyenler filmin bir sonraki karesinde başlar ‘’tek yol bağımsız Kıbrıs’’ diye bağrışmaya. Sonra seyreyle adadaki barış ortamını. Bir yere not edin çözüm olursa, seyredeceğimiz film budur.

Çözüme ulaşmanın beklentisinde içine çekildiğimiz bu durumun şu an farkında değiliz. Farkında olsak da çaresizce bunun ileride nasıl bir Kıbrıs ortaya çıkaracağının hesabını yapmaktan da kaçınıyoruz.

****

Diğer taraftan da hakemlik sonucunda bir ya da her iki tarafın referandumda hayır diyeceği bir sonuç BM ve batı dünyası tarafından göze alınır mı sorusu gündeme gelecektir.

Böyle bir sonuç en fazla kime zarar verir, kime kazanç sağlar doğal olarak

hesaplanacaktır.

Hakemlik sonucunda çıkacak çözüm önerisi ile referanduma gitmek mi yoksa bir kez daha çözümü ertelemek mi daha doğru olur?

Hakemlik konusu ve bu yönde adım atılıp atılmaması bu çerçevede gündeme gelecektir.

Bölgedeki gelişmeler sonucunda ve özellikle Rusya’nın bugüne kadar hiç olmadığı kadar bölgenin içine aktif olarak girdiği bir dönemde bu kararı vermek düne göre çok daha bol değişkenli zor bir hesabı gerektirir. Bölgede itibar kaybetmiş durumdaki ABD’nin en son görmek isteyeceği senaryo Rusya’yı Kıbrıs’ta da söz sahibi olacağı fırsatı vermektir.

Bu olasılıktan dolayı hakemliğin üreteceği olası başarısız bir referandum denemesi yerini daha az maliyetli olacağı düşünülecek statükonun bir süre daha devamı ile pekâlâ sonuçlanabilir.

Annan planı ve en son ‘’Brexit’’ referandumuna bakıp batının nabız tutmakta pek de doğru hesap yapabildiğini düşünmek mümkün değildir.

Annan planında olduğu gibi iki taraftan biri ya da her ikisi ‘’hayır’’ derse bunun yansıması ne olur ve olacakların sorumluluğunu kim alabilir?

Gelinen noktada çözüm için hakemlik sürecine dâhil olup olmama ve referanduma gidip gitmeme kararı değerlendirilirken üzerinde durulacak en önemli iki soru bunlardır. Son bir hamleyle hakemliği devreye sokarak referanduma gidip gitmemekte ne kadar risk iştahı olduğunu da hep birlikte göreceğiz.

****

Başvurulduğu takdirde hakemlikten içinde ‘’hayır’’ kelimesi olan bir sonuç çıkacağı kesindir.

Bunun ‘’hayırlı’’ bir çözüm mü yoksa taraflara empoze edilen çözüm algısından dolayı referandumda ‘’hayır’’ sonucu çıkmasına sebep mi olacağını da zaman ortaya çıkaracaktır.

Görünen o ki, çözüm sürecinde oyun bizim alışkın olduğumuz keyif için düşünmeden oynadığımız tavla oyunundan Rus ruletine dönmüştür.

Öyle ya da böyle adanın her iki tarafındakiler bu günleri çok arayacağız.

Bunun kaçımız farkındayız? 



TAGS: cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems