HABER KIBRIS

Hayali bırak gerçeğe dön

31/08/2017


ads

Eşref Çetinel


Crans Montana’da sadece müzakereler çökmedi! Yanı sıra “A” planı da çöktü! Geriye kaldı “B” planı! Onu da şimdilerde daha iyi anlıyoruz, elbirliği ile hallettik, kendi gitti lafı kaldı yadigar!

Şimdi gözlerimiz “C” planında… Olmazsa bir 40 yıl için daha alfabemizdeki geriye kalan 26 harfi “plan ve pilav” yapar efiyetle yeriz!

İşin kısası şudur. Karşı tarafa gözdağı vermek babında ortaya atılan bu “A” “B” “C” gibi planlar gerçekte 1974’den hemen sonra gündeme sokulması gereken planlardı! Oysa biz ne yaptık? Rum’un kuyruğuna takılıp 42 yıldır zamanımızı çözüm umutlarıyla kayıplar hanesine kazıdık!

Denecek ki “e ne yapacaktık?” “Büyük ekmek tez elden satılsın” derdi rahmetlik pederim her canı sıkıldığında!

Koskoca Türkiye Amerika’sından İngiltere’sine, Yunanistan’dan BM’lere kadar meydan okuyarak Barış Harekâtını gerçekleştirdi, Türk halkına Kuzey’i hediye etti ama 43 yıldır bu vatanı ne tanıtabildi ne ambargolardan kurtarabildi! (Serzenişimiz sadece siyasi yöndendir ki şu anda TC’nin dış politikasına baktığımızda halimize yüzlerce kez dualarla şükrediyoruz, hele de garantörümüz oluşunun sağladığı güven açısından…) Fakat:

KAOS DEVAM EDİYOR: Kıbrıs Türk halkı siyasi yönden bugünkü kadar kararsızlığa düşürülmedi! Çünkü İki yıldır kendisine belki cennet vaat edilmediydi ama çözüm vaat edildiydi. O olmazsa “Kuzey’de bağımsız ve özgür bir dünya devleti” oluş vaat edildiydi!” “A” planları, “B” planları “C” planları da hep bunun için vardı!

HALÂ UMUT EDİLİYOR: Tam da “artık kendi işimize bakacak, kendi yolumuzu yürüyeceğiz” derken, bir de bakıyoruz ki yeniden müzakere olasılıklarından söz ediliyor! “Seslerin” bazıları da Güney’den işitiliyor çünkü adamların başka gaileleri yok! Dünya devleti oluşun cartasını çekerlerken, bizimle de oynuyorlar! Üstelik oyunlarına katılan da biz oluyoruz hem de “yeniden müzakereler başlayabilir” umudunda!

Bu siyasi kaosu aşmak gerekir! “Hemen şimdi birleşik Kıbrıs” sloganına sarılıp zaman kaybetmek yerine gelin tüm plan programlarımızı “bizim Rum’un peşinde koşturmamızı değil, çözüm için Rum’un bizim peşimizde koşturmasını” zorlayacak bir Kuzey yaratalım.


Ayranımızı yok içmeye ama milyarları bile tepiyoruz!

Eskilerin bir lafı vardı. “Tabağker sevdiği deriyi döver!” Eğer öyleyse yoksa “büyük sevgimizden dolayı mı yat kalk Allah Türkiye ile uğraşıyoruz, Rum’la uğraşmadığımız kadar!…

Ki Ankara’ya neyi anlattık ki anlamak istemdiler! Neyi istedik ki vermediler? Hangi projeyi götürdük ki yok olmaz dediler! Nitekim 1974’den beridir Türkiye ile Kuzey arasında devre devre “mali ve ekonomik protokoller imzalanır. Bu protokoller hem Ankara’daki hükümet hem KKTC’deki gelip giden hükümetler tarafından plan programa bağlanırlar ki  karşılıklı uygulamalar haline gelsinler…

Şimdi deyin ki biz “uygularız da savsaklayan Ankara’dır!” Kargalar değil, serçeler bile güler! Çünkü savsaklayan da sürekli uygulamalardan kaçan taraf da bizim taraftır! Diyelim ve bu kapsam içinde süregelen yeni soruna bakalım:

Koordinatörümüz Recep Akdağ geçen gün bir basın toplantısı yaptı. Dün Havadis gazetesi manşetine çektiydi. Diyordu ki Akdağ (ki geçtiğimiz günlerde de Havadis gazetesi bu konuyu gündeme taşıdıydı) “TC-KKTC arasında planlanmış programlarda kullanılmak üzere 2016-2018 dönemi için 3.5 milyar TL kaynak ayrıldı. Amaç KKTC’yi yapısal açıdan daha ileri götürürken ihtiyaçları da karşılamak…”

Ve şunu da vurguladı. “Yeni bir gelecek inşa etmenin zamanıdır…” “2017’de reform ve dönüşüm çalışmalarında kullanılmak üzere 540 milyon TL. kaynak bulunmaktadır!…”

Madalyonu çeviriyorum: “daha düne kadar haberimiz ve haberiniz var mıydı bu parasal kaynaklardan?” Tam aksine ne diyordum ben bugün yukarıdaki yazımda? “Koskoca Türkiye Amerika’sından İngiltere’ne Yunanistan’dan BM’lere kadar meydan okuyarak Barış Harekâtını gerçekleştirdi, Türk halkına Kuzey vatanını hediye etti ama 43 yıldır bu Kuzey’i ne tanıtabildi ne ambargolardan kurtarabildi!”

Nankör Çetinel! Türkiye bizi devlet olarak tanıtamadı, çözümü sağlattıramadı, ambargolardan kurtaramadı ama kişi başına 15 bin dolara ulaşan milli gelir sahibi yaptı bizi… Dünyada mucize sayılacak deniz altına döşediği borularla su pompaladı bize… Reform amaçlı milyarlarca lira verdi emrimize… Ya biz ne yaptık! Altına imzamızı attığımız protokolleri bile uygulamadık artı “Türkiye yakamızdan düş” dedik!

Kısaca Recep Akdağ’a kulak verin… “Sadece sağlık servislerini iyileştireceğiz yeni bir hastane yapacağız” sözü bile uyandırmalıdır bizi! Ki yukarıda “B” planından söz ettimdi. İşte size “C” ye de yetecek yeni plan ve atılımlar… İlle de siyasi olmaları gerekmez sosyoekonomik olanları çok daha değerli…


Kısaca takıldığım: Yemin edin kirletmeyeceğinize

Bugün arife. Ertesi gün bayram. Birinci gün ziyaretler var. El öpmeler var. Hoşamadiler var. Cicim bicim giysilerle dolaşmak, gülmek koklaşmak var. Dini bayramların en güzel tarafı da budur. Günlük gaileler içinde iş güç derken unutulmuş “sosyal ilişkiler” böylesi bayramlarda tazelenir. Birbirlerini aylar boyu görmeyen insanlar böylesi bayramlarda giderirler hasretlerini… Ne kadar güzel…

Ne var ki bayram dediğiniz genellikle birinci gün biter, ikinci üçüncü gün denize, belki piknik yerlerine yahut daha uzak yörelerdeki lokantalara falan gidilir…

Gelin toplumca “hatta kibrit çöpünü bile yerlere atmayacağım” yemini ile girin bayrama! Hem dini bayramın güzelliği hatırına hem memleketin temizliği tertibi adına… Yapın yemininizi kurtarın bir bayramı olsun bu pislik ve mezelletten!



TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems