HABER KIBRIS

Hekim Maaşları ve Göç Yasası

29/03/2017


ads

Bülent Dizdarlı


Hekimlerin maaşları artırılıyor.

Bir kere içlerinden biri olarak söyleyeyim, bu artış bir hekimin mevcut koşullarda hayatını idame ettirmesi için yeterli değildir. Şimdi bana “başkaları bu paranın altında maaşlarla yaşantılarını sürdürüyor, hekimler niye sürdürmesin” diyebilirsiniz.

Eğer bu ifadeyi kullanıyorsanız size, etrafınıza iyi bakmanızı öneririm. Tapu dairesinde çalışan memurun, elektrik dairesindeki teknisyenin, okulda ders veren öğretmenin nasıl olurda maaşının üzerinde bir harcama ile hayatını sürdürdüğünü öğrenmenizi salık veririm.

Mahkemede ki odacının tarla ektiğini, üstelik bunu karısı adına yaptığından kuraklık tazminatı dahi aldığını, hayvanları olan polisin mesai dışında ürettiği sütü eti satarak geçindiğini bilmemezlikten gelemezsiniz.

Kısacası demek istediğim odur ki: “ Sadece bu maaşa başkaları geçinirken hekimlerin geçinmesi de mümkündür” ifadesi temelden yanlıştır.

Kaldı ki hekimler için hayat diğerlerine göre daha zordur. Hiç unutmam, ben hastaneye yeni başladığım yıllarda liseden bir kadın sınıf arkadaşımla karşılaşmıştım. Çok zeki olmasına karşın babası onu yüksek eğitime göndermemişti. Göndermemiş ama bir daireye “kâtip” olarak girmesini sağlamıştı. Netice olarak benim mesleğe yeni başladığım günlerde o emekli olmuş ikinci hayatına başlamıştı.

Birçok insanın böyle emekli olduğu zamanlarda hekimler uzun tahsillerini bitirmiş hayata yeni başlamış oluyorlardı. Kaldı ki bu uzun ve meşâkkatlı tahsil hayatı da hem diğerlerine göre zor hem de pahalıdır.

Her hekim, daha tıp fakültesinde okurken bu meslekten zengin olmayacağının ama kimseye de muhtaç olmadan yaşayabilmesi gerektiğinin eğitim ve telkinini alır. Birçoğu da bunu kabullenir. Hayatını buna göre kurar. Bu düzeni sağlayacak koşulların da sağlanmasını ister. Aksi halde kendi mutsuzluğu diğer insanlara yansır.

Şimdi hükümet doktorlara, iyi kötü bir maaş artışı yapıyor. Tatmin edici mi, değil mi tartışmasının dışında kalmak isterim. Buna karşın diğer meslek gruplarını temsil eden sendikaların “ Sadece onlara veremezsiniz bizde isteriz” yaklaşımını ise anlamakta zorlanırım.

Bir kere tüm kesimler şu “Göç Yasası” diye anılan yasadan mağduruz. Hepimiz bu yasanın ülkemiz geleceğine ve gençliğine zarar verdiğini düşünüyoruz. Ve bunun kalkması için zaman zaman ortak mücadele bile veriyoruz.

Peki şimdi bir kesim, Doktorlar, bu yasayı bir yerden delmeyi başarıyorsa, diğer sendikaların bunu desteklemeleri gerekmez miydi?

Çorap sökülecekse bir yerden ilmiği yakalayıp çekmek gerektiğini bilmiyorlar mı? Bir yerden başlanması gerektiğini ve arkasının ancak böyle geleceğini farkında değiller mi?

Bu toplumda sendikaların “platform” adı altında birleşmeleri bu kadar suni mi?

Bu soruların yanıtları beni çok ürkütüyor.

 

BANA GÖRE GEÇEN HAFTANIN EN ÖNEMLİ OLAYLARI

Londra parlamentosu önündeki terörist saldırı.

Rum Meclis komitesinde “Enosis plebisiti anılması” kararının tekrar değerlendirmeye alınacağına yönelik karar alınması.

Güneyden firar eden mahkumun Kuzeyde yakalanması

Hüsnü Mübarek’in serbest kalması

ANLAYAMADIKLARIM

ABD ve İngiltere’nin uçak kabinlerinde bazı ülkeler için getirdiği elektronik cihaz kısıtlamasını anlamam mümkün değil. Dünya teknolojisinin en önde gelen bu ülkelerinin, teknolojinin yaratacağı sorunlara böylesine çağdışı bir önlemle çare aramasını anlayamıyorum… 



TAGS: bülent dizdarlı
MANŞETLER

HK Bülent Dizdarlı

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems