HABER KIBRIS

Hey Gidi Bayramlar…

01/09/2017


ads

Eşref Çetinel


Geçerken ömrümüz ne bayramlar gördük, tatlısı acısıyla…

Yılda iki bayramdan tam 154 bayram! Alın bunların içinden hatırlamadıklarımı, vurun felaket yıllarının bayramlarına, tutun ki 15-20’i kayıp  ve karanlık bayramlar…

       “Çocuktuk” diye anlatmaya başladığımız bayramlar.. Dedelerimizin ninelerimizin ellerimizden tutup bizi camiye götürdükleri o bayram sabahları…

       Yahut mevzilerde geçirdiğimiz  gözyaşlarımızla ıslanan bayramlar..  Belki kahkahalar..  Sevinçler hüzünler.. Yaşanılan hayat işte..

Gelip geçerken bayramlar, “ne mücadeleyi ne kavgayı kestik.. ne sürdürebildik sonuna dek.. Ne yaşama uyabildik.. Ne dünyayı değiştirebildik dönerken ekseninde!”

“Belki inanılmazdır ama ne sevda bana sevdalandı ne Arzu beni arzuladı.. Ne Gülümser güldü ne Dilşat dil döktü! Ne Neşe neşelendirebildi.. Ne Gönül gönül verdi..Ne Hülya hülyalandırabildi beni ne Afet affetti.. Hatta bir fikir bile vermedi Fikriye..”

Kadınlar da  insanlar da böyle geçti, bayramlarla geçip giden hayatımdan…                                           

***

       “Tren” vardı, “trolli” vardı çocukluğumuzda. Çuf çuf “Şehere” gider, Mağusa’ya dönerdik yine..

       O yıllarda  Mağusa da Lefkoşa da Surlar içinden ibaretti. Mağusa’da “Çarşı Meydanı” (Namık Kemal Meydanı) girerdi hayatımıza.. Lefkoşa’da Çağlayan mahallesi!

Hisar üstü hisar altı.. Ne “Çağlayandı” ama o.. Işıl ışıldı bayramlarda.. Hele mevsim yazsa.. Tutun ki Mağusa’dan Disleynant’a gitmiş gibi sayardık kendimizi, hayran hayran dolanırken o kalabalıklarda…                                                

Şarkıların türkülerin seslerine kebapların dumanları karışırdı.. Bir yanda kulaklarımızda oynaşan günün en moda şarkıları, öte yandan soluduğumuz havayla iştahımızı azdıran kebap kokuları..    O renk cümbüşünün içinde sinema vardı.. Bayramda oyuncaklar cinciraklar salıncaklar..

Rüya gibi gelirdi bize neden Mağusa’da bunlar yok diye… Sonra sonra Mağusa’da da  oldu tabi.. Bizde de  kuruldu cinciraklar, salıncaklar, hatta çok sonraları tokuşan arabacıklar..

Kısaca bizi sevmese de biz çok severdik bayramları..                                                                                              

***

Hayatımda bir defa kurban kestirdim.. Yıllar önce ucuzdu kurbanlık hayvanlar.. “Koca koyun” değillerdi ama körpe değillerdi! Sümükleri akmaz, gözleri kör değillerse  kurbanlıklarımız olurlardı Allah’ın “kabulü” ile.. Çok da mesele değildi kart oluşları, yeter ki pişirmesi biline!                                       

Kestirdiğim gün ilk ve son kurbanımı, Kuran’ın tefsirini yapan kalınca bir kitabı açtım baktım.. “Kurbanı kestikten sonra üçe böleceksin” diyordu. Üçte birini fakir fukaraya, diğer parçasını eşe dosta yakınlarına, kalan ücüncü  parçayı da kendine saklayacaksın..

Vallahi ben “Allah kabul etsin” dedim en iyi yerlerini kendime, kalanını da dağıttım her önüme gelene..   İlk ve son oldu..                      Ki artık et de alınamıyor çünkü bizde usuldendir, bayramlarda tüm et fiyatları ile sebze meyve fiyatları artar, “nasıl olsa alacak, fırsat bu fırsattır” denerek! Yani ne olmakta, insanlar kurban edilmekte pahaya!

Bu kurban bayramı da geçer. Ve saymaya devam ederiz “kaç kurban bayramı geçti hayatımızdan  diye, ta ki sayamayacak duruma geline!

Kurban bayramınızı kutlarım efendim.. Sağlık afiyetlerle…



TAGS: eşref çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems