HABER KIBRIS

Hüseyin Ekmekçi yazdı: Eşekten düşenin halinden…

12/01/2018

Hüseyin Ekmekçi yazdı: Eşekten düşenin halinden…
ads
ads

Bir Nasreddin Hoca fıkrasıdır…

Hoca, bir gün eşekten düşmüş…

Yerde kıvranıyor…

Ahali başına toplanmış…

Teselli veriyor…

“Hocam sağa yat, ağrımaz…”

“Hocam sola yat ağrımaz…”

“Hocam dik dur ağrımaz…”

Hoca gerildikçe geriliyor.

Ahaliden biri atılmış, “Hocam doktor çağıralım mı” diye sormuş…

Hoca artık dayanamamış…

“Yok yok, benim halimden doktor değil eşekten düşen anlar… Siz iyisi mi bana eşekten düşen birisini getirin…”

Demiş.

O gün, bu gündür, bu hikaye toplum içerisine de yerleşti…

“Eşekten düşenin halinden, ancak eşekten düşen anlar” diye de nesiller boyu devam ediyor…

Seçim sonrası yaptığı analizlerle dikkatimi çekiyor.

Dün de oturdu, uzun bir analiz yaptı.

Gözlemini paylaştı…

Aday olarak, Mutlu Azgın’ın seçimde yaşadıkları, gözlemleri ve önerileri, işte bu yazıda gizli.

 Herkes payına düşeni alsın:

“Doğrulama yanlılığı" denen şey bizim memlekette maalesef yaygın bir hastalıktır.

Bir şeyin doğru olduğuna inanırsınız ve olguları "ben doğruydum, ben haklıydım, söylediğim çıktı" demek için kullanırsınız.

Bunun da adına "analiz" deniyor.

Haklı çıkmak ve "inandığının doğruluğunu gerçeklerden saklama" alışkanlığı.

İdeolojik yönelimine bakmaksızın bunlar müzmin Ortodokslardır.

İnançlıdırlar, inançlı oldukları oranda dogmatik, tahammülsüz ve kapalı.

Her olgu Ortodokslar için "doğruluğunu onaylama aracı"dır.

Yanılmak, haksız olmak hatta bilmemek, bir tür ölümdür Ortodokslar için.
Bu siyasetçi tarzı. 
Bir de gazeteci ve "kanaat önderi" tarzı vardır. 
Mesela, "bugün yağmur yağacak, ama kuzeyden gelen bulutlar güneyden gelenlerle rüzgar farklıyla çakışmayabilir ve yağmur yağmayabilir." 
Nasıl tahmin?

Yağmur yağarsa da "ben dediydim" diyecektir, yağmazsa da.

Sigortalı analizler. Sonucu beklerler ve her sonuca göre ne diyeceklerini çok iyi bilirler.

Ama adı nedir?

"Doğru öngörü/tahmin/analiz.

2013 genel seçimlerinden farklı ne var?

2018'de UG yok daha çok UBP oyu var.

YDP yok bu kez yüzde 7 YDP var…

HP yok 2013'te bu defa yüzde17 HP var…

Ve tabii yüzde 38 CTP yok yüzde17'lik bir düşüş var 2018'de.

TDP? Yerinde sayıyor, TKP yüzde 2.5. 
Bu rakamlara bakıyorsunuz ve "CTP sol oyları kaybetti" diyorsunuz mesela.

Yine aynı âlemde yaşayan başka bir dostumuz "CTP'liler sandığa gitmedi" diyor.

Yani, partimizin maşallah yüzde20 taban oyu var da, diğerleri sandığa gitmedi zahar.

Sandığa gitmeyen münferit insanları seçiyoruz "olgu" olarak ve teoriyi bina ediyoruz.

Yukarıda bahsetmeye çalıştığım konu. 
Ada çapındaki tüm sandıkları inceledikten sonra, özellikle merkez/sol/sağ eğilimli mahallelerdeki rakamlarla bu konuyu örneklerle yeniden tartışırız.

Her seçim sonrası kaybedenlerin içine girdiği ruh hali loğusalı dostlarımızdan beterdir. 
Tabii önce hamilelik dönemi var, yani seçim süreci. 
Her aday kazanmak ister, daha vahimi her aday kazanacağına inanır. Neden?

Çünkü, kişisel değer yargısını kazanmak/kaybetmek üstünden okur.

Herkes değerli olduğuna göre, herkes kazanmak ister veya kazanacağına inanır.

Kaybetmesi durumunda değersiz görüldüğü için kaybettiğini düşünür, yani "kesilmiştir".

Bu noktada "kesilmek", kesme eylemini ifade etmez aslında, "organize kötülük" olmaksızın kaybedemeyeceğini ifade eder. 
Herkes işi gücü bırakacak ve size kötülük için uğraşacak.

Yani “o kadar mühim bir şahsiyetim ki herkes benimle uğraşacak.”

Güzel bir teselli değil mi?

"Ben kaybettim ancak o kadar önemli bir şahsiyetim ki herkes benimle uğraştı veya ben o kadar önemli bir şahsiyetim ki herkes benimle uğraştı ama kazandım." 
Aynı mantık. 
Ama esas sürgit kaybedenlerde olur:

"Herkes benimle uğraştığı için kaybettim".

Yani, "ben işin doğallığında kaybetmem, kaybettiysem kesilmişimdir, kesilmişsem değersizimdir, değersizsem istenmemişimdir" kısır mantık döngüsü devrededir. 
Buna "kimse seçim kaybetmez herkes kesilir" prensibi diyoruz. 
Kesildik ey halkım unutma bizi!..

Rahatlatıcı olur mu bilmem ama, her kim seçildiyse, hiç sürpriz olmadı.

Hiçbir sürpriz yok.

Ama bu sizi değersiz yapmaz.

Hatta değerinizle uzaktan yakından ilgisi yoktur. 
Oy vermemek ile başka isimlerin tercih edilmesi veya başka isimlere oy verilmesi aynı şeydir.

Herkesin tercih hakkı vardır tepe tepe kullanır. Ve bu tercihlerin binbir nedeni olabilir.

Herkes tercihlerinde özgürdür, tüm sorumluluğu aldığı sürece tabii.

Yani herkes özgürdür ama seçimlerinden sorumludur. 
Esas sorun nedir bilir misiniz?

“Her aday destek kaybetmekten korktuğu için açıkça kimi desteklediğini veya desteklemediğini söyleyemiyor.”

 Ve daha garibi, açık olmayan biri açık olmayan ötekini sonuç üstünden suçlayabiliyor. 
Açık olmakta her zaman fayda var



TAGS: Hüseyin Ekmekçi, seçim, yeni, seçim sistemi, erken seçim, haber, kıbrıs
MANŞETLER

HK KIBRIS

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems