HABER KIBRIS

İnsan, nasıl canlı bomba olur?

21/12/2016


ads

Bülent Dizdarlı


Önce İstanbul, ardından Kayseri’de patlayan canlı bombalar yüreklerimizi dağladı. Yüze yakın insanın canını alan bu eylemleri tahlil etmek elbette daha ziyade terör uzmanlarının ve psiko-analistlerin görevidir. Ne var ki, bunca olay ardı ardına yaşanınca, insan ister istemez “bir insan nasıl canlı bomba olur?” sorusunu düşünmeden edemiyor.

Yüzyılın sonlarında, 12. yüzyılın başlarında İran’ın Elbruz dağlarında ki Almata kalesinde konuşlanan Hasan Sabbah, ilk ciddi terörist örgütün kurucusu olarak bilinir. Haşhaşin tarikatı lideri olarak kaleye yerleşen bu zat, oluşturduğu sahte cennette, afyonlayıp sahte hurilerle kandırdığı gençleri ölüm fedaileri haline dönüştürmeyi başarmıştı. Cenneti ölmeden gördüğüne ve öldükten sonra oraya sorgusuz gireceğine inanan fedailerin düzenlediği ve kendi canlarına da mal olan suikastlar, devrin en güçlü hükümdarlarının dahi Hasan Sabbah’ın isteklerine boyun eğmesine sebep olmuştu. Kısacası Hasan Sabbah uzun süre afyonlayıp sahte cennetle kandırdığı saf delikanlılardan oluşturduğu fedailerle dünyaya kan kusturmuştu.

Günümüz de de mutlaka Hasan Sabbahlar vardır. İnsanları bir şekilde kandırıp ikna edip canlı bomba haline sokmaktadırlar. Üzerinden yıllar geçse de bu şekilde ikna edilmeye hazır saf insanlar bulunmaktadır. Bu insanlar saflıkları kadar hayattan umutlarını kesmiş, muhtemelen her şeylerini kaybetmiş kişiler olduklarını da düşünebiliriz.

Çare, bu kişileri iyi tanımanın üstüne kurgulanmalıdır.

Kesin olan bir şey varsa, o da bu güne kadar kullanılan yöntemlerin terörün önünü alamadığıdır.

Oysa Türkiye Devleti, terör konusunda deneyimlidir. Ben kendimi bildim bileli, her on on beş senede bir değişen terör grupları ile mücadele edilmiştir. Örneğin bir ASALA zamanında az can yakmamıştır. Ama sonunda durdurulmuştur. Evet, bu gün bombaları patlatan teröristlerle ASALA arasında büyük fark vardır ama deneyimde deneyimdir. Bu tecrübe göz ardı edilmemelidir.

Bunun yanında yabancı ülkelerin benzer sorunlarını da nasıl hâllettiği mutlaka irdelenmelidir. Örneğin Türkiye’nin bu gün yaşadığı terör sorunun, IRA- Birleşik Krallık arasında ki sorunla benzeşmeleri vardır. Yıllarca yüzlerce insanın ölümüne sebep olan bu savaşın nasıl sonlandırıldığı baştan sona etüt edilirse belki bir Anadolu’da akan kanın da durmasına bir nebze olsun fayda verebilir.

Tabii bunu için iki tarafında istekli olması ve hâlen süren çatışmaların iki tarafında zararına olduğunun farkında olunması temel şarttır.

Evet ben bir terör uzmanı değilim ama, düşünen biri olarak yazdım bunları. Kafam üzüntüden karışıktı. Umarım toparlamışımdır.

 

ANLAYAMADIKLARIM

Kasımın yirmi dokuzundaki elim kazada kaybettiğimiz İlayda’nın babası, anma etkinliğinde tepkisini dile getirdi. Öztürk, işçilerin sabahın köründe işe gittiğini ifade etti ve ekledi: “ Bakanlar bile ek iş yapıyor. Bu ülkede ezilen tek kesim işçi kesimidir. Uykusuz, aç ve can güvenliğinden yoksun bir şekilde çalışıyorlar. Sendikalar kamu çalışanları için değil, işçiler için örgütlensin” Anladınız mı? Bu kez ben anladım. 



TAGS: bülent dizdarlı
MANŞETLER

HK Bülent Dizdarlı

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems