HABER KIBRIS

İradenin Zaferi…

16/07/2017


ads

Başaran Düzgün


“Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektörün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından fırlayarak önlerini kesti… Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi? Adam nazikçe rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı. Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu. Yaşlı kadın çekingen bir tavırla, “bekleriz” diye mırıldandı…

Nasıl olsa bir süre sonra sıkılıp gideceklerdi. Sekreter sesini çıkarmadan masasına döndü. Saatler geçti, yaşlı çift pes etmedi. Sonunda sekreter dayanamayarak yerinden kalktı.

“Sadece birkaç dakika görüşseniz. Yoksa gidecekleri yok”diyerek rektörü iknaya çalıştı.

Anlaşılan çare yoktu. Genç rektör isteksiz bir biçimde kapıyı açtı. Sekreterinin anlattığı tablo içini bulandırmıştı.

Zaten taşralılardan, kaba saba köylülerden nefret ediyordu. Olacak şey miydi bu?

Suratı asılmış sinirleri gerilmişti.

Yaşlı kadın hemen söze başladı. Harvard’da okuyan oğullarını 1 yıl önce bir kazada kaybetmişlerdi. Oğulları burada öyle mutlu olmuştu ki, onun anısına okul sınırları içinde bir yere, bir anıt dikmek istiyorlardı.

Rektör, bu dokunaklı öyküden duygulanmak yerine öfkelendi. “Madam” dedi, sert bir sesle, “Biz Harvard’da okuyan ve sonra ölen herkes için bir anıt dikecek olsak, burası mezarlığa döner…”

“Hayır, hayır” diyerek haykırdı yaşlı kadın. “Anıt değil… Belki Harvard’a bir bina yaptırabiliriz.” Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir bakış fırlatarak; “Bina mı?” diyerek  tekrarladı;

“Siz bir binanın kaça mal olduğunu biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazlasına çıktı…”

Tartışmayı noktaladığını düşünüyordu. Artık  ihtiyar bunaklardan kurtulabilirdi.

Yaşlı kadın  kocasına döndü ve mırıldanarak;

“Üniversite inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş? Peki, biz niçin kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?”

Rektörün yüzü karmakarışıktı.

Yaşlı adam başıyla onayladı.

Bay ve Bayan  Stanford dışarı çıktılar.

Doğu California’ya, Palo Alto’ya geldiler. Ve Harvard’ın artık umursamadığı oğulları için onun adını ebediyen yaşatacak üniversiteyi kurdular.

Amerika’nın en önemli üniversitelerinden birini… Stanford’u…”

_______________________________________________________________________________

Kendi kurumlarımıza yabancılaştığımız bu günlerde, dünyaca ünlü Stanford Üniversitesi’nin bu basit ama çarpıcı öyküsünü anlamlı buldum.

Öykünün ana fikrinde iradenin veya diğer bir söylemle egemenliğin pratikteki yansıması var.

Müthiş bir baş kaldırma veya direnme var.

İnsana değer vermeyenlerin sefilce mağlubiyeti var.

Kişiler veya halkların, istediklerinde ve iradelerini ortaya koyduklarında ne harikalar yaratabileceğinin en güzel anlatımı var.

Ve aslında bu talihsiz topraklarda bu türden onlarca öykü var.

Yeter ki biz kendi öykümüzü, kendi efsanemizi yaratmaya niyet edelim.

Bu çilekeş halk nelere muktedir olur o zaman herkes görür…



TAGS: İradenin Zaferi…, başaran düzgün
MANŞETLER

HK Başaran Düzgün

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems