HABER KIBRIS

Irak ve Suriye’den sonra sırada İran var

31/05/2017


ads

Cenk Uzunoğlu


Toplumsal ve bireysel hafızaların kısa süreli olması, geçmişten, hatta yanı başımızda olanlardan ders alma güdümüzü hep zayıf kılmış.

İnsanoğlu başına gelen felaketlerden ders çıkarmakta hep zorlanmış.

Dünya tarihi tabiri caizse ‘’ahmaklığın tarihine’’ dönüşmüş.

Bundan dolayı yaklaşan gelişmeleri öncesindeki adımlara bakarak öngörmek de çoğu zaman mümkün olamıyor.

****

Suriye’de olan olmuş.

TC devleti konumlandırılmak istendiği konuma sokulmuş.

4-5 yıl önce TC Başbakanı ‘’Suriye’de gerekirse savaşa da girmeye hazırız’’ diye Türkiye’yi temsil eden elçilere hitaben konuşma yapmıştı.

Hakikaten de öyle oldu.

Türkiye’nin ‘’arabulucu ağabey’’ olarak bölgedeki ağırlığı ile denge oluşturucu rolünün ortadan kalkması sağlanmış oldu.

Çekilmek istendiği şekilde mezhep ve din eksenli yıllarca sürecek bir savaşın tarafı oldu.

Suriye devleti ile arabuluculuk yapması önlenmiş oldu. Oynanan oyunu bozabilecek yegâne unsurdu. Şimdi o arabuluculuk rolünü kimler üstlendi diye bir bakın. Türkiye sınırına bayrak çeken çekene.

Hâlbuki çok uzak değil alınan güvenlik tedbirleriyle uzunca bir süre duran trafikle şahit olduğum İstinye Park AVM’nin açılışını Erdoğan ile Esad yapmıştı. Yıl 2007 sonbaharıydı. Açılışın öncesinde iki lider eşleri ile Kanyon AVM’nin tam karşısındaki Şirvan restoranda mola verip kebap yiyecek kadar da ilişki samimiydi. Dedik ya olan oldu.

****

Irak’ta da Türkiye açısından olan olmuş ama yapılan hatalar zincirine eklemeler yapılmaya devam ediliyor.

Bize yansıyan gelişmelerin Irak’ta da bir mezhep ve din ekseni üzerinde mücadele olduğu yönünde.

Türkiye’deki iktidar çevreleri ve destekçileri konuyu bu şekilde anlamaya meyilli olmalarından dolayı Irak’ta da yumurta kapıya dayandı.

Türkiye’nin belli bir süredir Irak’ın Şii Başbakanı ile gerilen ilişkisinin Irak’ın Kuzeyinin Irak’tan koparılmasına yönelik oyunun bir parçası olduğu ve bunun da hemen arkasından Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit edeceğini hesap etmek zor olmasa gerek. Yine de bir şey yapılamadı, konu nereden nereye geldi.

Bu iki ülkede savaş devam etse de, Suriye ve Irak’taki bu yüzyıldaki gelecek ile ilgili resim çizilmiş oldu. Bu iki ülke ilk önce federatif bir devlet düzenine geçme savaşını verecek. ABD ve Rusya işbirliğinde bu kurulduktan sonra da iç çekişmelerle iktidar savaşı sürüp gidecek. ‘’Tahterevalli’’ siyasetine uygun olarak ABD ve Rusya iki ülkedeki eyaletler arasında yeri geldiğinde vuruşturup yeri geldiğinde barıştıran güçler olarak bölgeye hakim olacaklar.

****

Irak ve Suriye dışındaki bölgede de liderlerin günlük horozlanmalarının yıllardır sürüp gitmesi Ortadoğu’da oynanan satranca bakmaktan herkesi bıktırmış.

Piyonları, sokaklarda çatışanları, kendini patlatanları değil, onları yöneten eli değil, eli de yöneten beyni, beyinler koalisyonunu anlamayı bir kenara bırakın düşünmeye hiç kimsenin takati kalmamış.

Bunlar birer varsayım ve komplo teorisi gibi geliyor herkese.

Amaç bıktırmak ve dikkatleri başka tarafa çekmektir.

Farkında mısınız, IŞID çıktı çıkalı Filistinlilerin sesi duyulmuyor.

İsrail-Filistin anlaşmazlığı da gündemden neredeyse düştü.

Ortadoğu sorunu varsa yoksa Türk-Kürt, Kürt-Arap ve Sünni-Şii kavgasına dönüşüverdi.

****

Bundan sonra odaklanmamız gereken İran-Türkiye sınırı ve ilişkileridir.

Unutulmuştur ama Türkiye-İran ilişkilerinin de kaşınacağı ile ilgili ilk sinyal 2011 yılının sonunda verilmişti.

Türkiye’yi de içine alarak İran’a karşı oluşturulacak füze kalkanı projesinden bahsedilmişti.

Bu konu Türk kamuoyunun geneline uzak kaldı.

Türkiye’nin ekseninin kayıp kaymadığı tartışmasına denk düştü ya da düşürüldü.

O günün koşullarında yaşanan tartışma o cephede yer almak ya da almamak üzerine yoğunlaştı.

Dünyada uzun yıllardır değişmemiş sınırlardan birisi olan Türk-İran sınırının dünya istikrarı için ne kadar önemli olduğu üzerinde bugüne kadar pek durulmadı.

Bu sınırın ‘’siyasi-askeri’’ bir fay hattına dönüşmesine sebep olacak ayak oyunlarına geçit verilirse, hattın kırılmasıyla oluşacak dalgalanmanın baş edilemez boyutta olacağını ve bunun altında ABD ve Rusya hariç en başta Türkiye, İran ve AB’nin kalabileceğini düşünen de pek olmadı.

Konu bu noktalara geldikten sonra öncesinde yapılan hamlelerin neye hizmet ettiğini tartışmanın bir anlamı kalmıyor.

Önemli olan bu adımların atılıyor olacağını görüp buna fırsat vermemekte.

‘’Monşerlerden’’ arda kalanlara fırsat verilirse diplomasinin gerekliliği ve değer katabileceği nokta İran-Türkiye ilişkilerinin de kontrolden çıkmasını önlemektir.



TAGS: cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems