HABER KIBRIS

‘Kadayıfın Altının Kızarması’ Meselesi

03/09/2017


ads

Cenk Uzunoğlu


Türkiye’deki yakın gelecekteki olası gündemi tahmin etmek için çok da geçmişe gitmeden 2017 yılında söylenenleri referans almak yeterlidir.

Bu yılın başında TC Meclis Başkanı ‘’Laiklik Anayasadan kalkmalıdır’’ diyebildi.

Devletin en tepesi dahil parti yetkilileri karşı çıktı ama O ilk işaret fişeğini ateşlemiş olma görevini yapmanın tatmini ile yola devam ediyor.

Sonra referandum öncesi baş danışman ‘’halk gümbür gümbür devrim yapıp kendi devletini kuruyor’’ dedi.

Buna da en tepeden karşı çıkıldı ama O da yerinde duruyor.

Bir ay önce de partinin eski MKYK üyesi ‘’yeni bir devlet kuruyoruz’’ dedi. ‘’Bir öncekini Atatürk ve partisi CHP kurmuştu. Bunu da Erdoğan ve AKP kuruyor’’ diye de ekledi ki anlamayanlar! da tam anlasın.

Parti sözcüsü buna da 48 saat sonra karşı çıktı ama bunu söyleyen de parti de duruyor.

Tüm bu demeçleri demokrasi çerçevesinde yadırgamamak lazım. ‘’Yeni devlet kurma’’ ile ilgili bu demeçlerin yanında bir de bu arada müftülere nikah kıyma yetkisi verildi.

_______________________________________________________________________________

Gündemden şimdilik düşmüş olmasına rağmen ‘’yeni bir devlet kurma’’ çıkışı hakkında Türk basınında uzun uzadıya yorumların yapıldığını görmüşsünüzdür. Konu hakkında verilen demeçlerden sonra ilk anda akla gelmeyen iki basit sonuç çıktığı görüşündeyim.

Birincisi, bu konular parti yetkili organlarında olmasa bile parti içinde konuşuluyor. Bu görüşlerin partinin geleneksel tabanında bir karşılığı var. Son 15 yılda başarılanlar! karşısında partinin geleneksel kesiminin ulaşılması zor gibi gözüken hedef koyma iştahı en yüksek noktaya gelmiştir. Cumhuriyet ile toptan hesaplaşma arzusu partinin en azından bir kısmına hakimdir.

İkinci sonuç da bu yöndeki açıklamalar parti üst yönetimi tarafından yalanlandıkça parti disiplini içerisinde karşılığı olmadığı için arkası kesilmiyor, tam tersine artıyor olduğudur. Konu hakkında parti üst yönetimi tarafından sanki de adı konmamış bir teşvik ve yalanlama döngüsü oluşmuştur.

_______________________________________________________________________________

Parti üst yönetimi tarafından karşı çıkılmış olsa da bu demeçler ile ilgili değişim sürecinin ilkelerini düşünerek ilerideki olası gündem için değerlendirme yapmak da mümkündür.

Genel kabul görmüş değişim ilkelerine göre siyasi ve sosyal değişim hangi sebeple ne zaman eyleme ve değişimin kendisine dönüşür bilinmez.

Bilinen o ki, değişimin öncesine dayanan bir ömrü vardır.

Bu da çoğu zaman değişim olduktan sonra anlaşılır.

Değişim denen şey sonuca ulaşmadan önce yazının girişinde sıraladığımız benzer siyasi çıkışların yapıldığı bir süreçten geçer.

Değişim ile ilgili bu temayülleri ‘’yeni devlet kurma’’ ile ilgili demeçleri değerlendirirken bir kenara not etmekte fayda vardır.

_______________________________________________________________________________

Bir gün sabah kalktığınızda, Türkiye’nin en tepe makamından  ‘’herkes kendi iradesiyle istediği alanlarda ister medeni ister şeriat kanununa tabi olarak yaşama hakkına sahiptir’’ denilip buna göre seçim yapma imkânı verilse şaşar mısınız?

Ekonomi ve sosyal hayatın tümünün ya da belli bölümlerinin medeni ve şeriat kanunu arasında yapılacak tercih ile yeni bir düzenlemeye tabi olması da demokrasi ve özgürlüklerin geldiği boyutun bir parçası olarak pazarlansa şaşar mısınız?

Vatandaşın kendi özgür iradesi ile bu tercihi yapabilmesi için devletin de vatandaşının hizmetkârı olarak yapılacak düzenlemelerle aracı olmasının da Türkiye’de özgürlüklerin ve demokraside devletin rolü olarak sunulmasına şaşar mısınız?

Farklı etnik ve dini kimliklerden oluşan Malezya’da buna benzer bir düzen vardır. Tüm bunlara bütünüyle bakıldığında bu demeçlerin Türkiye’nin Malezya benzeri bir tercihi yapmaya yönelik adımlar attığının pekala habercisi olabilir.

_______________________________________________________________________________

‘’Kadayıfın altının kızarıp kızarmadığına bakmak lazım’’ ile ‘’kanlı mı olacak kansız mı olacak’’ ayni kaynağı temsil eden demokratik zemindeki politik İslamın kelamları değil miydi?

Söylenen değişmedi. Söyleyenler değişti. Ama çok daha önemlisi Türkiye içindeki ve çevresindeki konjonktür değişti.

Devlet kademelerine yılların çalışması ile çöreklenmiş FETÖ örgütünü temizleme operasyonu kaçınılmaz olarak devlette bilgi ve tecrübe erozyonuna da sebep olmaktadır.

Bu son derece haklı ve gecikmiş temizlik operasyonunun sonucunda devlet kademelerinde Cumhuriyet ile hesaplaşması bitmeyenler için büyük bir boşluk ve fırsatçılara zemin yaratılmaktadır.

Bundan dolayı ‘’yeni devlet ve düzen kurmak’’ ile ilgili verilen bu demeçler bu konjonktür içerisinde geçmişe nazaran çok daha büyük bir tehlike arz etmektedir.

Uzun soluklu siyasette söyleyen ile nasip olanın ayni olacağı ya da ayni zaman dilimine denk geleceği diye bir şey yok.

Unutulmaması gereken Türkiye’de yıllardır yabancı yazarları ama değişen yerli aktörleri olan sabit bir senaryonun aşama aşama oynanıyor olduğudur.

Unutulmaması gereken diğer konu da oyunun oyuncularını değiştirmenin oyunun senaryosunu değiştirmekten çok daha kolay olduğudur.



TAGS: ‘Kadayıfın Altının Kızarması’ Meselesi, cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems