HABER KIBRIS

Kaliteyi Yakınlarda Aramak İsteyenlerin Kulağına Küpe

08/08/2016

Kaliteyi Yakınlarda Aramak İsteyenlerin Kulağına Küpe
ads
Havalar Ağustos sıcağı, yaz aylarında bende genelde bir enerji düşüklüğü baş gösterir, sıcak havadan hep negatif etkilenmişimdir, iştahım çok fazla açık olmaz, sürekli sıvı tüketir, kendimi korumaya alırım, çok fazla dışarıya çıkmam. Klimalı ortamlarda bulunmayı tercih ederim... İçeceklerden beyaz şarap devamlı buzdolabı stoğumda bulunur, havuzu sevmem, denizden hoşlanırım, akşam üzerleri genelde deniz kenarı bir balıkçı bulur şarabımla birlikte güneşi batırmayı tercih ederim... Şerbetli tatlılarla çok fazla aram yoktur ama orijinal tarifiyle yapılmış bir Künefeye hayır diyemem, yanında dondurma veya kaymak olması şartıyla tabii..
Bu ay yazıya tersten giriş yapayım istiyorum, daha önceleri şarabı en sona bırakırdım, bu ay bir değişiklik olsun, şarap degüstasyonlarından başlayalım, devamı gelsin sonra... “HUGEL” AİLESİNİN GEÇMİŞİ 1600’LERE DAYANIYOR...
Hugel ailesinin şarapçılıktaki geçmişi 1600’lere kadar dayanıyor Alsas bölgesinin şarapçılık için mükemmel bir iklime ve toprak yapısına sahip olduğu zaten ezelden beri biliniyor... Kendileri de “Riquewihr” denen noktada çoğunluğu Grand Cru seviyesinde olmak üzere 25 hektar arazide işlerini yapıyorlar ve burada ülkenin en gövdeli şarapları üretiliyor.
30 yıllık bağlar, gübre kullanılmaması, düşük verim, “seyreltme” uygulaması ve her zaman üzümlerin elle toplanması bu kalitede çok önemli paya sahip.
"Hugel" ailesi yaz sıcağına karşı koyabilmek için buz dolu havuzda serinliyor...
Yaptığımız tadımlarda bana en keyifli gelenler Riesling ve Pinot Gris oldu... Gewurztraminer de iyi ama fazla aromatik buluyorum onu, o da tadıma gelen bayanların en büyük favorisi... Gül koklayarak, şarap içmeyi seviyorlar çünkü... “Gentil” Hugel diye de bir şarapları var, hani derler ya “ortaya karışık olsun”, Riquewihr bölgesi ve civarından 6 çeşit üzümün kupajı... Tam her kesime hitap eden cins. Hem gövdeli, hem aromatik, hem serinletici, hem üzümsü, hem zarif... Eve gelirken bir tane “Gentil” de yanıma aldım! Bunlardan bir şişe evinizde bulundurun, bir misafiriniz geldiğinde deniz ürünleriyle veya kremalı makarnalarla Riesling’i, diğer her nevi etle (kuzu, tavuk, ördek, kaz ciğeri v.s) ile de Pinot Gris’i içebilirsiniz... Aslında 2-3 yıl evde baklerse kompleks tadları daha iyi ortaya çıkabilir bunların... Tercih sizin.
“CHATEAU LEOUBE”... DENİZ KENARINDAN ORGANİK ŞARAPLAR...
Fransa’nın Provence bölgesinde deniz kenarında organik şarapçılık yapan Léoube şaraplarında toprak yapısından kil ve kiltaşının etkisi ve denizden gelen mineraliteyi hissetmek mümkün...
Bunların daha çok Rosé ve Petit Rosé seven bayanların hoşuna gideceğini düşünüyorum. Beyaz olan “Blanc de Léoube” bir Rolle ve Semillon kupajı; sadece serinlemek için içilebilecek, hafif gövdeli ve çok fazla kompleks yapıya sahip olmayan düz bir şarap... Çok beğenmedim.
Ama geneli için konuşacak olursam, Léoube’nin genel kalitesi oldukça iyi... Zaten çeşitli şarap yarışmalarında çok iyi notlar alan şaraplarının bulunması bunun kanıtı.
Léoube, çeşitli şarap yarışmalarında 90 ve üzeri notlar alan şaraplara sahip...
BARRIQUE BALIĞA NASIL DAVRANMASI GEREKTİĞİNİ BİLİYOR...
Şarap tadımları için bulunduğum Barrique Wine and Deli’de mekâna özgü, fesleğen ve limon soslu balığı oldukça başarılı bulduğumu söyleyebilirim... Üzerindeki kuruyemişler kıtırlık vermiş güzel olmuş, altındaki patates püresi, fesleğenle çok iyi uyum sağlamış, çektirilmiş limon sosu da ferahlık katmış... Denge olarak mükemmele yakın bir tabaktı diyebilirim.. Balığı da tam olması gerektiği gibi pişirince ortaya nefis bir öğün çıkmış.
Şefin emeğine saygı duymak icap eder...
Lezzet: 8.5/10 Fiyat/Kalite: 7.5/10


BİGOS’UN QUESADILLA’SI STANDARDI KORUYOR...
Bigos gibi 6 ay ya da 1 sene sıklıkla uğradığım mekânlara gittiğim zaman 2-3 kez aynı tabağı tekrardan sipariş ederim, ve aynı ürünün standardı koruyup korumadığına bakarım... İlk açıldıkları günden itibaren çizgiyi bozmamışlar ilk günlerde Quesadilla neyse bugün gittiğimde de aynı... Değişmemiş. Personele de biraz hizmet içi eğitim verirlerse servis de yemeklerdeki gecikmeler de düzelecek ya, neyse...
Meksika'ya kısa bir yolculuk için Bigos'un Quesadilla'sı uygundur... ;)
AYAKÜSTÜ EKMEK ARASI KEYİFLER İÇİN... UNITED SNACK
Şimdi United Snack’ın yerini anlatacağım, çoğunuz “bilmiyorduk” diyecek, Lefkoşa’da Fuar alanının karşısından Göçmenköy Spor Kulübünün tesisleri ve futbol sahalarının olduğu yerde küçük bir büfe göreceksiniz... İşte o. “Dünyanın en lezzetli patates cipslerine sahibiz” diyorlar... Aslında çok büyük bir esprisi yok olayın, ama üzerine koydukları Tuzot türevi bir nevi çeşni... Patatesi başka bir boyuta taşıyor. Lezzet uçuyor. Onlar dünyanın en lezzetli cipsleri diyor ama, işin sırrı bana göre “MonoSodyum Glutamat” (MSG)...!!! yani daha önceki yazılarımda da bahsettiğim, çeşni veren baharat karışımları içindeki beyne sürekli “en güzel şeyi yiyormuş hissi” veren bir kimyasal! Genelde susuk, salam, sosis, hazır patates cipsleri vs. içerisinde bulunan “lezzet artırıcı” madde...!
Ekmek arası lezzetler dedik ya “Hot Dog” tabii bildiğimiz Amerikan usulü, içine artık ne isterseniz, soğan, mantar, yumurta, bacon (tabii ki domuzdan), envai çeşit sos... Büfenin sahibi bunları hep özenle ve sevgisini de katarak işliyor, yaklaşık yarım saat sonra nefis bir ekmek arası lezzete sahip oluyorsunuz. Akşam üzeri benim gibi futbol antrenmanı izlemek için oralardaysanız zaten çıkan kokulara dayanmak pek mümkün olmuyor.
United Snack'ın burgeri hazır endüstriyel burger ama genel olarak ele alındığında başarılı...
Burger de yapıyorlar, burger endüstriyel burger ama yurtdışından geliyor burada yapılmıyor. Klasik hazır burger tadı var, yani bunu açmak gerekirse, kıyma olduğunu biliyorsunuz yerken ama kıymadan başka katkı maddelerinin “yapaylığı” ve burgerin elastikiyeti rahatsızlık veriyor... Sosu, karamelize soğanı, peyniri, burger sosu vs. herşeyi yerinde ama o endüstriyel kalitedeki burger mekânın notunu aşağıya çekiyor... Diyorsunuz ki “bu kadar malzemeyle keşke o burger köftesi olmasa da kızarmış Hellim ya da köfte olsaydı ekmeğin içerisinde”... Lezzet: 6.5’tan 7/10 Fiyat/Kalite: 7/10


MADO’DA “SİNİ KAHVALTI”...
Lefkoşa’da Mehmet Akif Caddesi’ndeki yerini döner zincirine bırakan, ardından da yine Dereboyunda Osmanpaşa Caddesine taşınan Mado genelde keçi sütünden dondurma ve tatlıları için tercih edilen bir yer, ama köy kahvaltısı konseptini de oldukça başarılı şekilde uyguluyor.
Yenilenen menüye göz gezdirirken “Sini Kahvaltı” dikkatimi çekti.. Denemek istedim... Fiyat 2 kişilik 55 TL, kişi başı 30 TL isteyen küçük, ve daha “palazlanmamış” caféleri gördükçe bu fiyat MADO isminde bir yer için iyi görüşündeyim.
Sini Kahvaltı haftasonu kahvaltı keyfi yapmak isteyenler için MADO'da...
Özellikle bal-kaymak benim hafta sonu kahvaltısında görmek istediğim ürünlerdir... Burada gramajı çok iyi, kimi yerlerde kaymağın kokusunu satıyorlar adeta...! Keşke şöyle iyisinden bir manda kaymağı bulunsa piyasamızda, yok... Türkiye’de bile artık zor bulunuyor, ortalıkta manda bırakmadıkları için..! Sucuklu yumurtadaki sucuğun kalitesi yeterli, sini kahvaltıda tatlı-tuzlu dengesi belki daha iyi ayarlanabilirdi, tatlı ürünler çok, tuzlu ürünler az gibi geldi bana, su böreği, sucuk ve peynirler dışında tuzlu ürün göremedim. Sınırsız çay (bu da ne demekse hiç anlamıyorum...!) da var... Müşteri sana 55 lira ödesin ve çaya sınır koy bakalım ne oluyor?
Geneliyle iyi bir kahvaltı, tavsiye ederim.
Lezzet: 8/10 Fiyat/Kalite: 7.5/10


LEZZET İÇİN FRANSA’YA GİTMEYE GEREK YOK... SAINT TROPEZ VAR...
Uzun zamandan beri hep gitmek istediğim bir restorandı Saint Tropez... Methini çok duymuştum fakat hiç kısmet olmamıştı. Burayı Hüseyin Hacımehmet çalıştırıyor, hem şefi hem sahibi...
Küçük yaşlarda catering sektöründe ve restoranlarda çalışmış, daha sonra 1973’te Adadan ayrılarak İngiltere’ye gidip, burada Fransız mutfağı üzerine uzman olmuş, Roger Capisano gibi şeflerden ders almış, birçok catering ve hijyen sertifikalarının sahibi olmuş ve 1979’da yeniden Kıbrıs’a dönüp burada müşterilerine en iyi hizmeti vermeye çalışan birisi Hüseyin Hacımehmet.
İşini ciddiyetle yapan, müşterisine değer veren ve kendi ailesindenmiş gibi içten davranan Hüseyin Hacımehmet...
Yemeğe gelecek olursam başlangıçlardan tavuk ciğerli ve antepfıstıklı “Terrine” ve buranın özel başlangıcı “Peynir Sufle” (Souffle Au Fromage) sipariş ettik. Özellikle peynir sufle damaklarda bir lezzet patlaması yaratıyor. Giderseniz bunu mutlaka isteyin.
Peynir Sufle buranın imza tabaklarından biri....
Şarap olarak geniş bir yelpazeye sahip olan Saint Tropez’de yanımdaki iki bayana seçimi bırakıp geri çekildim, hafif tatlı dömi-sek bir şarap istediler... İtirazım olamazdı, kendimin de beğenerek içtiğim DLC Moscado 2013 masaya geldi, tam da içilmesi gereken derecede ve olgunluktaydı. Özellikle deniz ürünleriyle çok iyi uyum sağlıyor, aromatik, tropikal meyve kavun, ananas, tutku meyvesi gibi aromaları içinde barındırıyor...
Siyah tereyağı, kapari, karides ve enginarla süslenmiş levrek...
Ben tavuklu kremalı mantarlı bir tabak, bayanlarsa balığı (Somon ve Levrek) tercih ettiler... Yemeklerde kusur aramak istedim, bulamadım... Her yemek taze olarak şef tarafından hazırlandığı için biraz beklemek zorunda kalıyorsunuz ama ardından beklediğinize fazlasıyla değiyor...
Mini Eyfel Kulesi bile var... Romantik.
Gerek hizmet kalitesi gerek yemekleriyle Saint Tropez’i beğendim ve bir kez daha gidilecek restoranlar listeme ekledim... Ama bu sefer tatlıları için... Hüseyin Bey henüz hayattayken, onun elinden Flambe şovu eşliğinde bir Crépes Suzette (“Krep Süzet” diye okunur) yemek isterim doğrusu... ;)
 
Hesap şarap da dahil 3 kişi için 290 TL geldi... Bodrum, Çeşme gibi tatil yerlerinde 2 kişi 500 - 600 hesaplara bakıldığında bence bu kalitede bir restoran için fazla değil...
Lezzet: 9/10 Fiyat/Kalite: 9/10
Ağustos ayı içinde Antalya’da olacağım, yoğun işlerden sonra bir tatili hak ettim kanaatindeyim... Antalya’daki lezzet yolculuklarımı yine (Twitter, Instagram, Facebook) gibi sosyal medya hesaplarımdan paylaşacağım.
İyi tecrübeler ve deneyimler biriktirip, önümüzdeki ay da Antalya lezzet duraklarıyla ilgili güzel bir yazı paylaşmayı umuyorum... Herkese serin bir yaz dönemi ve tatile gideceklere de mutlu tatiller diliyorum... ;)
 


TAGS: raif uzkan, gurme, lezzet, yemek, kıbrıs, mekan, restoran, girne, şarap tavsiyesi, restoran tavsiyesi, haber
MANŞETLER

HK GURME

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems