HABER KIBRIS

Kapıyı ‘’tıklatıyor’’

21/06/2017


ads

Cenk Uzunoğlu


İki hafta önce patlak veren Katar krizi, İran ve İngiltere’deki saldırılardan sonra dünyanın yakın geleceği ile ilgili olasılıklar karşısında umutsuzluğa kapılmamak elde değil.

Nazım Hikmet’in bir şiirinde ‘’en güzel günler daha yaşanmamış olan günlerdir’’ diyordu.

Nazım’ın şiirinde vaat ettiği gelecek ile ilgili umut dolu duygunun tam tersini yaşayacağımız günlerin öncesindeymişiz gibi gelişmeler peşi sıra geliyor.

Acaba yakın gelecekte yaşanacaklardan sonra geriye bakıp bugün için ‘’ne güzel günlerdi’’ diye içimizi çekerek şiirler ve yazılar mı yazacağız diye düşünmeden edemiyorum.

****

Ortadoğu bir ucundan öbür ucuna Basra körfezini içine alarak yangın yerine dönmeye hızlı bir şekilde koşar adım yaklaşıyor.

Pakistan ve Hindistan sınırından artan gerginlikle ilgili haberler ön plana bile çıkamıyor. Her iki ülke de nükleer programları olan ülkeler. İngiltere başta olmak üzere Avrupa’nın önde gelen ülkeleri son iki üç haftada yaşananlar ile güvenli ülke olma konumundan çıkmak üzereler. Londra, Paris ve Brüksel İstanbul’dan daha güvenli denilebilir mi?

Diğer taraftan dünyanın öbür ucunda nükleer füze denemeleri ile Kuzey Kore, Güney’le uzun süredir psikolojik bir sinir harbine girdi. Kazara bir hata yapılsa hata olduğunu söylemek inandırıcı olamayacağından devamında olabilecek büyük bir felaket zincirini önleyemeyebilir.

****

Birçok insan bize uzak deyip bütün bu olan bitenin gerçek nedenlerini anlamakta ve araştırmakta zorlanıyor.

Televizyon, gazete veya internette birçok konuyu göz ucuyla takip ediyor.

 

Eskiden belki birçok gelişmeden geç haberimiz oluyordu. Şimdi ise bir şey olduğunu hemen duyuyor ve görüyoruz, ama sorunun ya da gelişmenin birden çok nedeni, sonucu ve dolaylı etkileri olacağını anlamak için vaktimiz olmuyor. Meşgulüz.

 

Böyle olunca her bir açıklamanın neyin hazırlığı ve hamlesi olduğunu gözden kaçırmak çok kolay oluyor.

İletişimin bu kadar yaygınlaşıp yoğunlaştığı ortamda, gelişmeler ile ilgili daha fazla düşünmek, okumak, tartışmak ve uzağa bakabilmeyi alışkanlık haline getirmek elzemdir.

Eskiye göre çok daha hızlı ve daha fazla bilgiye ulaşma imkanının olması dünyada ne olup bittiğini daha fazla anladığımız sonucunu doğurmuyor.

Medyaya bu açıdan çok büyük sorumluluk düşüyor.

Gazete başlıklarıyla, magazinleştirilen televizyon haberleriyle hemen gaza gelmeyelim.

 

Biraz durup derin bir nefes alalım.

 

Biraz soğukkanlı olup düşünelim.

Savaşların, tarih boyunca ekonomik krizleri aşmak, ya da ekonomik kazanımları elde etmek için kullanılagelen acımasız araçlar olabileceğini unutmayalım.

Ve dünyanın bir ekonomik krizden geçtiğini bilelim.

Doğu Akdeniz’de İsrail başta olmak üzere çıkarılması öngörülen gazın fiyatının arzda yaratılacak krizler ve tedarikçilerin itibarsızlaştırılarak ya da ülke içi kaosa sürüklenerek ekarte edilmesiyle fiyatının artması üzerine oyun oynandığını bilelim.

Gelişmelerin Doğu Akdeniz’de bir anda tehlikeli bir boyuta ulaşabilme potansiyeline sahip olduğunu göz ardı etmeyelim. Kapıyı tıklatmaya başlayan büyük bir savaşın nasıl engellenebileceğini düşünelim.

Yoksa birçok günlük derdimiz, olacaklar karşısında teferruat olarak kalacak.

Bunun arifesinde olduğumuzu düşünüyorum.

Büyük bir savaşa sürükleniyorsak öncesinde oluşması gereken ortam ve olması gereken her şey oluyor.

Bunun için önümüzdeki hafta İsviçre’de başlayacak Kıbrıs görüşmelerin gelecek ile ilgili çizdiğim bu karamsar resime nasıl etki edebileceğini düşünelim.

Görüşmelerin sonucu yaklaşmakta olan felaketin yönünü değiştirmeye olumlu kaktı yapma potansiyeli olduğu gibi büyük resimdeki karamsar tablonun içine farklı bir değişken olarak eklenme ve felaket zincirini tetikleme potansiyeli de var. 



TAGS: cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems