HABER KIBRIS

‘’Kararsızların’’ yarattığı tedirginlik ve umut

02/04/2017


ads

Cenk Uzunoğlu


 ‘’16 Nisan referandumundan sürpriz çıkar mı?’’

Bu aralar İstanbul’da çevremizde en çok merak edilen soru bu. 

Ümit en son ölür misali  ‘’acaba’’ diye 16 Nisan bekleniyor. 

Açıkçası uzun zamandan sonra Türk siyasetinde sürpriz çıkacaksa bu referandumdan çıkabilir. 

Muhalefetteki merak ve iktidar çevrelerindeki tedirginlik geçmiş seçimlere nazaran AKP’ye oy verenleri de içine alan daha geniş kararsız bir kesimin olmasından.

 

****

Saadet zinciri ile örülmüş çıkar çemberinin dışında kalan bir kesim bu AKP’li ‘’karasızlar’’. Siyasetten bireysel beklentileri yok. 

Hayat ve geçim mücadelesindeler. Akraba ve kendilerini rahat hissettikleri komşu ortamlarının ötesine geçmiyor siyaset ile ilgili yorumları. 

Son 15 yılda siyasetteki değişim karşısındaki hoşgörüleri ile gün gelmiş çevreleri tarafından naif olmakla da eleştirilmişler. 

Örneğin, Türkiye’de dinin siyasete ve günlük hayata entegre olmasına Atatürk’ün kurduğu Laik Cumhuriyet için tehlike görmemişler. 

Bu değişime kişisel hak ve özgürlükler çerçevesinde bakmaya büyük bir soğukkanlılık ve hoşgörüyle yaklaşmışlar. 

Türkiye’nin geçmişine ve 90 yılı aşkın sembollerle yoğrulmuş öğretisine rağmen zorlanarak da olsa dini sembollerin ön plana çıkmasını toplumun diğer bir kesimi gibi tehlike olarak görmemiş ve rahatça kabullenmişler. 

Siyasetten iyi yönetimden başka beklentisi olmayan, kimin söylediğine değil neyin yapıldığına bakmışlar. 

Siyasi tercihlerinin gerekçesini yeri geldiğinde bir iki cümleye indirgeyip ortaya koymuşlar. 

Örneğin iç siyasetteki tercihlerini ‘’hepsi yolsuzluk yapıyor ama bunlar iyi de iş yapıyorlar’’ diye pratik bir gözleme dayandırıp yapılanları sıralayıp açıklamışlar. Otomobilleri olmasa, trene ve uçağa binmemiş olsalar da otoyol, köprü ve uçak alanlarına bakarak siyasi tercihlerini savunmuşlar. 

Dış siyasetteki kriterlerini de getirip ‘’bunlar kadar İsrail ve Amerika’ya kafa tutan oldu mu’’ diye bir cümleye dayandırmışlar. 

İki cümlenin toplamı bugün karasız olan bu kesimin önceki seçimlere kadar siyasi tercihinin gerekçesi oldu. 

****

Kendini partili olarak görmeyen ama genelde AKP’ye oy veren bu kesimin referandumda yapacağı tercih ile ilgili kafası karışık. 

Referandumun içeriğine girmeden yakın geçmişe giderek bu kafa karışıklığına cevap aramak lazım. 

Bu kesimde 17-25 Aralık ile ortaya çıkan organize yolsuzlukların boyutunun getirdiği hayal kırıklığı bir hazım problemi oluşturmuştu. 

Buna rağmen önce devlet ve vatan bütünlüğü diye dışarıdan gelen tehlikeye karşı içerideki yolsuzluk iddialarının muhataplarının yanında büyük bir ikilem yaşayarak olsa da durmaya devam etti bu kesim. 

Yolsuzlukların kamuoyuna yansıyış şekli bambaşka bir kumpasın parçası olduğunun farkında oldu ama yolsuzluk iddiaları ile ilgili yargı sürecinin hasıraltı edildiğini de unutmadı. Sokuşturulan laflar altında zorlandı ve ezildi. 

17-25 Aralık ile ortaya çıkan yolsuzluk iddialarını hazmetmekteki zorluk, inkâr edilebildiği sürece, yolsuzluğun kabul edilebilir bir siyasi zafiyet olduğunun kendi verdiği oy aracılığıyla seçimlerde tescillenmiş olmasından. 

Bu iktidar döneminde yapılan ciddi hatalardan dolayı paralel yapının güçlenmesine verilen desteğin başkalarını da buna ortak etme çabasındaki pişkinliğin yükü de ağır gelmeye başladı. 

Bunu hazmetmekte ve tolerans göstermekte zorluk yaşanıyor. 

Biriken gazın bir şekilde çıkması lazım. 

İnsanlık hali kendi sözleriyle idrak etmek istemese de, karşılık beklemeden iyi niyet ile verdikleri oy ile hatalı bir şey yapmış olmaya bir noktada ortak olmak istemeyebilirler. 

Bu oy verdikleri partiden kesin geri dönüş değil. Bu kendi vicdanlarında bir ara hesap dönemi geri bildirimi diye tanımlanabilir. 

AKP’ye oy vermemiş kapı komşuları ‘’biz birçok şeye tolerans gösterdik, yolsuzluklara, dış politikadaki hatalara, şimdi de devletin tapusunun elden gitmesine siz nasıl göz yumarsınız’’ diye karşı çıktığında sessiz bir tebessüm ile cevap verilebiliyor. 

Mahalle arasında su yüzüne çıkması bulaşıcı olur endişesiyle bastırılmaya çalışılan tebessümün arkasında aslında sessiz bir haykırış var. 

Bu sessiz hissiyat referandum sandığında yakın geçmişle ilgili bir geri bildirim ve uyarıya dönüşür mü hep birlikte göreceğiz. 

Bunun bir seçim değil referandum olması bu kesimde belli bir süredir oluşan yanlış mı yaptım hissiyatının sandığa yansıma ihtimalini artırıyor. 

Bu yansıma son dönemde AKP’ye bu duygular içerisinde kerhen oy vermeye devam eden kesimin referandumda ya sandığa gitmeyerek ya da giderek hayır ya da geçersiz oy vermesi sonuç üzerinde belirleyici olacak.   

 

****

 

Bir de her iki büyük partiye tepkili ama evde oturup belli bir süredir sandığa gitmeyen bir kesim var. 

Bunların bir kısmı sandığa giderse ne yönde oy kullanacakları da diğer bir tedirginlik kaynağı. 

AKP, kendi tabanındaki karasızların ve siyasetin tümüne tepkili olanların oluşturduğu ezber bozma tehlikesinin farkında. 

Mağlup olan pehlivan güreşmek ister misali AKP karşıtları da yakaladıkları fırsatın farkındalar. 

16 Nisan’a giden süreçteki bugün itibariyle bir kesit bu. 

****

Bu sürecin bir de 17 Nisan’ı var ki bunu da insan düşünmeden edemiyor. 

Siyaset yapmak geniş bir hazım kapasitesine sahip olmayı gerektirir.

Türkiye’de siyaset ile iç içe olanlarda bu kapasite geniş değil. 

Kaybeden kabullenmeyi ve kendini sorgulamayı, kazanan da seçimin hemen ertesinde bütünü kucaklamayı beceremiyor. 

Siyasetçi rol modeli olamayınca partili de doğal olarak imama uyar misali hareket ediyor. 

Bundan dolayı siyaset çoğu zaman siyasetçi ve kraldan kralcı olmaya müsait partili amigosuyla  ‘’karakolluk’’ ya da ‘’mahkemelik’’ oluyor. 

Bunun için sonuç ne olursa olsun,16 Nisan kadar 17 Nisan da çok önemlidir. 



TAGS: cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems