HABER KIBRIS

'Kariyer telaşındaki’ BM’nin esas derdi

26/02/2017


ads

Cenk Uzunoğlu


Soğuk savaşın 1989 yılında sona ermesiyle oluşan belirsizlik ağırdan giden bir dönüşüm sürecini içinde barındırıyor.

İçinde günden güne artan belirsizliği barındıran bu dönüşümün nereye varacağı tüm dünyada merak ve endişe konusudur.

Hâlbuki demir perdenin yıkılması gibi benzeri derecede önemli değişimlerde, örneğin 1.Dünya savaşından hemen sonra, imparatorluklar yıkılmış ve yeni düzen kurulmuştu.

Dünya savaşının ardından IMF ve Dünya Bankası gibi Bretton Woods

Kurumları ile Birleşmiş Milletler ortaya çıkmış ve yine yeni bir düzen oluşmaya başlamıştı.

Son 30 yıldır yaşanan ise yalnızca problemlerin dondurulmasından ibaret.

 

Bundan dolayı dünya kamuoyuna yansıyan küresel siyasi düzensizlik had safhadadır.

 

Bölgesel krizlerin küresel krizlere dönüşmesi Trump’ın Başkan olmasıyla çok daha yüksek bir olasılık haline gelmesi sanki de tesadüf değildir. Bazı küresel güç noktalarının istediği de budur.

 

xxx

 

Küresel siyasi düzensizlik ile birlikte dikkat ederseniz dünya son yıllarda ülke sınırı ve egemenliği tanımayan problemlerle de meşgul.

Global ısınma ve bunun sebep olduğu doğal afetler, giderek azalan ve kirlenen dünya su kaynakları.

Domuz gribi, kuş gribi gibi bulaşıcı hastalıklar.

Global ekonomik krizin oluşmasına sebep olacak derecede yetersiz ve uygulamaların çok gerisinde kalmış serbest piyasa kontrol ve denetim mekanizmaları.

Bölgesel çatışmalardan dolayı oluşan göç ve mülteci sorunları.

Kültürel çatışmaların 3. Dünya ülkelerinin problemi olmaya devam ettiği gibi dışarıdan göç alan batının da problemi haline gelmesi.

Ve bir yerde tüm bunların sonucunda uluslararası terörizmin batıdaki metropolleri de içine alması.

Tüm bunlar neyin habercisidir diye düşünmek lazım.

xxx

Bilişim teknolojisinin verdiği olanaklarla birbiriyle her an iletişim içerisinde olup doğudan batıya bu tabloyu çaresizlik içerisinde seyreden bir dünya kamuoyu ortaya çıktı.

İnsanlık için yeni olan ve sınır tanımayan problemlerle mücadele etmeyi zorlaştıran unsur da hepsi ile ayni anda mücadele edilmesinin gerekliliği.

Giderek sınır tanımayan ve bir ülkenin aldığı kararlarla pek bir ilerleme kaydedemeyeceği sorunların ön plana çıktığı veya çıkarıldığı bir dünya düzenine doğru yol aldık ya da yol aldırtılıyoruz.

Küresel sorunlara çözüm bulabilmenin gittikçe güçleştiği artık her platformda işlenmeye başlandı.

Tüm bunlar neyin habercisidir diye düşünmekle kalmayıp sorular da sormak lazım.

Acaba açıkça olmasa da söylenmeye çalışılan bu sorunların çözümü için dünya ölçeğinde ülke egemenliklerinin paylaşımının gerekliliği midir?

Böyle bir şey olacaksa hangi kurumlar ve ülkeler ön plana çıkabilir?

Ya da hangileri ortadan kalkıp, yeni güç dengeleri ile yerine yenileri konumlanabilir?

Uzun yıllara dayanan birlikteliğe rağmen ulus devletler, uluslararası şirket ve dünya kurumları arasında da ciddi bir dağınıklık vardır.

Yaşanan arayış da belli bir safta güçlerin ortak çıkarlar etrafında yeniden güvenli ve sürdürülebilir bir şekilde konsolide edilip edilememe mücadelesidir.

Global sermaye ve uluslararası şirketler, küresel kurumlar üzerinden ulus devletlere karşı etki alanlarını artırma hesabındadır.

BM gibi kurumlar da er ya da geç kurulacak olan yenidünya düzeninde ayakta kalmak için rol kapma yarışındadır.

Uluslararası sermaye ve şirketler küresel örgütler aracılığıyla bir taraftan sınır tanımayan sorunları ön plana çıkartmaktadır.

Bunu yaparken de güdülen amaç kitleleri ve ülke kaynaklarını kontrol etmeyi ve kendi düzenini yeniden kurup korumaktır.

Bu hedefe de ulus devlet yapısından ülkeler bazında konfedere bir yapıya geçme stratejisi üzerinden gidilmek hedeflenmektedir.

Bunun için de BM, IMF, Dünya Bankası ve hatta NATO gibi dünya ölçeğinde etkisi olabilecek kurumlar bugüne kadar olmadığı kadar varlıklarının devamı için kendi hanelerine başarı yazma derdindeler.

****

BM bölgesel problemleri kontrol etmeyi zaman zaman başarmış olsa da çözmeyi başardığı söylenemez.

BM’nin çözüme en çok yaklaştığı yer Kıbrıs sorunudur. Hatta Kıbrıs sorunu dışında başarı sağlama imkânı olan başka da aktif olarak dahil olduğu bir sorun yoktur.

Bunun için Kıbrıs’ta çözüm sorunun çözülmesinden ziyade dünya kamuoyunda yaratacağı algı ile BM’ye yenidünya düzenine geçişte rol kapma olanağı kazandıracak niteliktedir.

Bunun ötesinde BM’ye değişen güç dengelerini de gözeterek yeni yapılanma ihtiyacını güçlü bir şekilde gündeme taşımasına da sebep oluşturacaktır.

Arka plandaki toplam resme bu açıdan bakınca Kıbrıs sorunu Kıbrıs’ta adil bir çözüm bulmanın ötesinde bambaşka bir gündemin önemli bir domino taşı olduğu ortaya çıkıyor.

BM Kıbrıs sorununun çözümüyle, ne Kıbrıs Türkünün refahını artırma ne de Rum’u Türkiye’nin tehdidinden kurtarma derdindedir.

Bundan dolayı kendimize dünya adına bu kadar fazla değer biçmeyelim.

İki liderin en son toplantısında ortaya çıkan Enosis krizinde yaşananalar karşısında Akıncı, ‘’BM temsilcisi Eide olanların yarısını anlatmaktadır’’ derken aslında kurum ve kariyer telaşındaki bir BM yetkilisinin dışa yansıyan davranışlarını tasvir etmiştir.

BM’nin Kıbrıs ta çözüm hedefi sonuç değil kendi varlığı için araçtır.

BM adada bulunacak çözümü yenidünya düzenine geçişte kendi varlığı için araç olarak kullanmayı hedeflemektedir.

Bunu not etmekte fayda vardır çünkü kurum varlığı ve kariyer telaşı içinde hareket eden temsilcilerin hata yapmaya ve yaptırmaya meyilli olma riski çok daha büyük olur. 



TAGS: cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems