HABER KIBRIS

Kıbrıs’ta çözüm ''üst akıl'' ve Türkiye için sonuç değil araç

19/11/2016

ads

ads

Cenk Uzunoğlu


Obama veda turuna geçtiğimiz hafta Avrupa’dan başladı. Almanya ziyaretinde, ABD’nin Avrupa’ya olan bağlılığını yeni başkan Trump’a Rusya ile ilgili uyarılarda bulunarak yaptı.

 

AB’nin ABD’nin stratejik önceliğindeki yerini korusa da, Obama kendi başkanlık döneminin başında Avrupa’daki askeri varlığını azaltma hedefini koymuştu.

 

ABD için AB’nin stratejik önceliği ‘’ortak değerlere’’ bağlı olduğu kadar, en büyük askeri ve siyasi rakibi olan Rusya’ya Avrupa’nın enerji bağımlılığından dolayıdır.

****

AB’nin sosyal devlet yapısını koruyarak ekonomik krizden çıkması askeri harcamalarını azaltmaktan ve bağımlı olduğu Rus enerji akışı ve fiyatı ile ilgili belirsizliğin kontrol edilmesinden geçiyor.

 

Obama yönetiminde, ABD’nin enerji ithalatını azaltma ve kaya gazına ağırlık verme politikası ile düşen petrol fiyatlarının Rus ekonomisini AB’den gelecek olan enerji gelirine daha bağımlı olacağı düşünüldü.

 

Rusya artan arz ve düşen petrol fiyatları kısır döngüsü ve NATO genişleme politikası karşısında askeri açıdan daha agresif bir ruh haline bürünerek cevap verdi. Art arda yapılan Gürcistan, Ukrayna ve Kırım askeri müdahaleleri bunların somut örneği oldu. Ortaya çıkan bu fiili durum Avrupa’ya ve ABD ye soğuk duş etkisi yaptı.

 

Rusya’nın askeri müdahaleye başvurmakta tereddüt etmeyen yaklaşımı Obama’nın Ortadoğu ve Avrupa’dan nispeten çekilip Asya Pasifik’e yönelme politikasına bir yerde ihanete uğradığını düşünen ‘’üst aklın’’ verdiği bir cevaptı. Obama yönetimindeki ABD’nin ne kadar naif bir dünya anlayışı ile işe koyulduğunu göstermeyi amaçlıyordu. Yapılan hesap hatası ile ortaya çıkan konjonktür karşısında, Avrupa’nın Rusya’ya karşı elinin güçlenmesi AB kadar ABD için de acil bir gereklilik haline geldi.

 

Tam da bu noktada AB ve ABD’nin stratejik önceliklerine ulaşmasına katkı yapma ya da engel olmama noktası ile kesiştiği için Kıbrıs adası konuya en nihayet aktif olarak müdahil oldu. Bunun en somut örneği de yıllar sonra bir ABD Başkan Yardımcısının kalkıp adaya gelmesiydi.

 

Kıbrıs’ta konunun adını çözüm veya çözümsüzlük olarak koymak o derece bir önem kazandı ki,  2014 Mayıs’ında Biden Kıbrıs ziyaretinde ‘’enerji (Avrupa’nın Rusya’ya olan bağımlılığını kastederek) Kıbrıs sorununun çözülmesinden daha önemli’’ olduğunu söyledi.

 

Bununla da kalmadı ‘’Avrupa’nın, Doğu Akdeniz’de var olan doğalgaza ihtiyacı var’’ dedi.

 

O da yetmedi, Mısır ve Lübnan’ın İsrail ile işbirliği yapamayacaklarından dolayı Kıbrıs’a ihtiyaç olduğunu da ortaya koydu. Kıbrıs’ın bölgedeki ülkeleri birleştirebilecek yegâne ülke olduğunu yumurtladı.

 

Söylemediği böyle bir liderlik rolünü Kıbrıs’ın herhangi bir caydırıcı gücü olmadan nasıl yapacağıydı.

 

Onun da cevabını bir soru ile adadan ayrılırken verdi. ‘’Kıbrıslıları Tanrı’nın kutsadığı ABD’nin müttefiki ülkeler grubunun olduğu şemsiyenin altına girmek isteyip istemediklerini düşünmeye davet ediyorum’’ dedi. Daha ne desin.

Amerikalı Başkan Yardımcısı Kıbrıs ile ilgili ileriye yönelik beklentisini de   ‘Kıbrıs Doğu Akdeniz’de liderlik rolü almalı ve bölgenin küresel bir enerji koridoru haline gelmesinde kilit oyuncu olmalıdır’ cümlesiyle ortaya koymuş oldu

 

Türkiye’nin Ortadoğu’daki ‘’köprü’’ rolüne nazire yaparcasına Kıbrıs’a da ‘’kavşak ya da koridor’’ rolü biçilmiş oldu.

 

Bu ‘’enerji koridoru’’ tanımlaması da farkındaysanız Akıncı tarafından ‘’unutmadım hep aklımdadır’’ dercesine her demecinde tekrarlanır bir cümle haline döndü.

 

Kraldan kralcı bir yaklaşımla bunu sahiplenerek söylemek olası bir anlaşmadan sonraki gündemin de hem davetiyesi hem de habercisidir.

 

Akıncı’nın müzakere masasında batının neyi, niye onaylayacağını düşünme meziyetini kazanmış olduğunu ortaya koyan bu demeçleri de elbette ‘’batı’’ tarafından not edildi.

 
 

Müzakere masasında çıkarımızı düşünürken bile batının neyi onaylayacağını düşünerek hareket etmeyi öğrenmiş olan bir lidere sahip olmamız bizim gibi tanınmamış bir ülke için kazanılmış bir meziyet gibi durabilir.

 

Not etmekte fayda var ‘’köprüler ve koridorlar’’ önemli yapılardır ama buralarda pek yaşam olmaz. Gelip geçmek ve gidilmek istenen hedefe ulaşmak için kullanılan fonksiyonel yapılardır ‘’köprüler ve koridorlar’’.

 

Olası bir anlaşmayla bize bu yeni statümüzün bildirimi yapılacak. Bu yapıların koçanlarının kimde olacağı ise güvenlik ve garantörlük müzakerelerinde ortaya çıkacak.

 

Bunun için konu garantiler ve güvenlik konusuna geldiğinde daha önce duymadığımız yeni düzenlemeler ile karşı karşıya kalırsak şaşmayalım.

 

Biz hangi köy kimde kaldı, sınır tam nereden geçiyor ve dönüşümlü başkanlık kaç yıl bizde kalacak derdindeyken adanın kullanımı ile ilgili kime ne haklar verileceğini de takip etmekte büyük fayda vardır.

 

Kıbrıs’ta mesele çözüm bulmaktan öteye geçmiştir.

 

Beşli konferansa gidilebilirse masada yalnızca Kıbrıs ile ilgili garantiler ve güvenlik olmayacak.

 

‘’Üst aklın’’ isteği doğrultusunda Türkiye’nin Kıbrıs’taki etkinliği azaltılır, Doğu Akdeniz Rusya’ya rağmen enerji koridoru oluşturulurken diğer taraftan da Güneydoğu Anadolu’daki terör ve Suriye’deki Türk talepleri de endirekt olarak masada olacak.

 

Kim bilir, güzellik olsun Kıbrıs’ta verilen tavizler iç kamuoyunda problem yaratmasın diye başkanlık referandumu sürecinde Gülen’in iadesi veya sınır dışı edilmesi bile bu karmaşık denklemin içine girebilir.

 

Görüldüğü üzere Türkiye için Kıbrıs AB’ye giriş için koz olmaktan, Güneydoğusunun güvenliği ve ülke bütünlüğü için verilmesi gereken bir araç haline dönüştü.

    



TAGS: cenk uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems