HABER KIBRIS

Kısır döngü kırılmalı ara kesitte buluşulmalı

31/07/2017


ads

Mete Tümerkan


Kıbrıs’ta siyasi yelpaze bugüne kadar Kıbrıs sorununa bakış ve çözüm beklentileri üzerine şekillendi.

“Hemen şimdi çözüm, federal çözüm” diyenlerle, “Bize KKTC yeter, Rum’a güven olmaz” diyenler şeklinde…

Yıllardır bu ayrışma genelinde hükümetler gelip gitti.

Gün oldu, UBP iktidarları döneminde parti-devlet bütünleşmesinin en uç örnekleri yaşandı.

Gün oldu, iktidara ‘federal çözüm hemen şimdi’ diyen CTP geldi ve o da devletin tüm kurumlarında etkin oldu.

Sonuçta toplumda Kıbrıs sorununa çözüme bakış temelinde yaratılan ayrışma ile yıllarca toplumun can alıcı sorunlarına çözüm üretilmeden iktidarlara gelinip gidildi.

Crans Montana’daki Kıbrıs Konferansının başarısızlıkla sonuçlanması ile birlikte ortaya ilginç bir durum çıktı.

Yıllardır ülkenin hiçbir temel sorununa çözüm üretememiş anlayışlar Crans Montana’da ortaya çıkan sonuca bakarak kendi değirmenlerine su taşıma telaşına kapıldılar.

‘Rumla olmaz, yaşanmaz, KKTC ile yola devam’ diyen taraflar hemen “işte biz söylemiştik, gördünüz Rum anlaşma istemiyor’ söylemini öne çıkarma gayreti içine girerken, ‘Çözüm hemen şimdi, federal çözümden başka bir alternatif yok’ diyenler ise ‘arayışlar devam etmeli, BM parametreleri orada, liderler masaya dönmeli, kaldıkları yerden devam etmeli’ yaklaşımı ile kendi kamplarını bir arada tutma gayreti içine girdi.

İlginçtir, her iki kampın mensupları arasından Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’yı hedef gösteren, onu istifaya çağıran açıklamalar da geldi.

‘KKTC’ci’ diye özetleyebileceğimiz kamptan Akıncı’yı Kıbrıs Konferansı ve öncesindeki görüşmelerde gereğinden fazla taviz vermekle suçlayıp, “işte o da gördü Rum ile bu iş olmaz. Bizim dediğimize geldi” diye sesler yükselebilirken, diğer kamptan, ‘Akıncı çözüm sözünü tutmadı. Kıbrıs Türkünün değil, masada Türkiye’nin çıkarlarını savundu. Gelinen durumun sorumlusu o’  diye sesler duyulabiliyor.

Aslında her ikisi de doğru değil…

Olay çok basit. Siyasi yelpazede yer edinmiş taraflar aslında kendi konumlarını koruyup güçlendirmenin peşinde koşuyorlar. Başka bir gaileleri de yok!

Halbuki toplumun ihtiyacı üçüncü bir yolun bulunmasıdır.

Yani bugüne kadar siyasetteki bu kamplaşma ya da ayrışma ile gelinen durum ortadadır.

Ve bu durumdan da kimse memnun değildir.

Her iki tarafın Kıbrıs konusuna ilişkin söylediklerinde doğrular olmakla birlikte her söyledikleri de doğru değildir.

Sonuç itibarı ile toplumun ihtiyacı, iki kampın matematikteki gibi ara kesitinin oluşturulacağı ve yeni yaklaşımların öne çıkacağı koşulların oluşmasıdır.

Siyasi yelpazenin de ortaya çıkacak bu yeni anlayışa göre yeniden şekillenebilmesidir.

Toplumun da ağırlıklı olarak beklentisi bu yöndedir.

Kıbrıs meselesine bildik, kalıplaşmış bakış açıları ile bakmayan ama memleket meselelerine yeni bir vizyon ve hedef ortaya koyarak bakan anlayışların çıkmasıdır.

Böylece ülkede top yekün bir değişimin başlayabilmesidir.

Kısacası, siyasetteki kısır döngünün kırılmasına her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır.



TAGS: Mete Tümerkan
MANŞETLER

HK Mete Tümerkan

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems