HABER KIBRIS

Konfederasyonu da Tartışın!

03/11/2017


ads

Eşref Çetinel


“Sistemleri” tartışmanın kimseye bir zararı yoktur. Fakat   “federasyonun esiri aşığı olduk” ki mesela gözümüz “konfederasyonu” görmüyor! O kadar ki “federasyon hem tabumuz hem de tapumuz” oldu! Rum da bunu biliyor ya. Bizi  federasyon esiri  yaptı! !

Soralım ama: Neden Kıbrıs siyasi sorununda  federasyon kadar geçerli olması gereken “konfederasyonu” gündeme sokmuyoruz?

“Konfederasyonlar” iki egemen devlet arasında olduğu dolayısıyla müzakerelere başlamadan Rum tarafının önce egemen devlet olduğumuzu tanıması gerekeceği için mi?  O zaman gelin şu konfederasyona bir daha bakalım:

KONFEDERASYON: (Kitabından aktarıyorum.) “Federal devlet ile konfederasyon  arasında nitelik farkı vardır. Uluslararası hukuk bakımından “federal devleti” oluşturan “siyasal birimler” egemen devlet statüsünde değildirler. “Egemen” olan federal ve federe yönetimlerden oluşan merkezi devlettir.

DEVAM  ediyorum: “Konfederasyonda ise  üye devletler egemenlikleriyle uluslararası kişiliklerini korurlar. Ayrıca egemen devlet olarak uluslararası ilişkilere girebilirler.” (Oysa bizde daha görüşmeler başlarken ne dendiydi? “Tek devlet, tek uluslararası temsiliyet!) Aktarmaya devam ediyorum:

“FEDERASYON uluslararası hukuk yönünden tek bir devlettir. Konfederasyon ise bir devletler topluluğudur.” (Eğer konfederasyon Kıbrıs siyasi çözümünde gerçekleşse, Türk ve Rum egemen devletleri arasında oluşacak.)            Konfederasyon ile federasyon arasındaki bir diğer fark da şudur:

“FEDERAL devlette birliğin tümü adına hareket eden yönetim yani “federal devlet,” yetkisini halktan alır ve ona karşı sorumludur. Örneğin Amerika’da federal yasama (Kongre) ve Yürütme (Başkan) organlarını Amerika halkı seçer. (Bizde de çözüm olsaydı başkanlık için çapraz oylama olacaktı!) Konfederasyonlarda ise  “ayrı ayrı yönetim  organlarının” belirlenmesine halkların katılımı son derece sınırlıdır! (Mesela bir konfederasyon olan  Avrupa Birliğinde  “Konsey” ve  “Komisyonun üyeleri” üye ülkeler tarafından değil, AB Parlamentosu tarafından seçilir ama karar alma yetkileri çok az ve etkisizdir!..)

Neden?  Çünkü Avrupa’da tek bir halk ve devlet yoktur. Pek çok ülkenin halkları vardır. Yani Amerika gibi değildir…

BUNLARI herkes bilir. İster internetten indirin ister kitaptan okuyun:  Lafın kısası şudur ama: Güney Rum Yönetimi  KKTC’yi  bırakın egemen devlet olarak kabul etmeyi, bırakın siyasi eşitliğini tanımayı, bırakın Türkiye’nin garantisini sineye çekmeyi… Tam tamına bir “azınlık” olarak ancak kabul etmekte, federasyonu da bu “çoğunluk azınlık ve Türkiyesizleştirilmiş bir Kıbrıs gerçeği üzerine inşa etmek istemektedir.. Siz gene de  Leyla’sına kavuşmak isteyen Mecnun’lar gibi federasyona ağıtlar yakmaya devam edin!

_______________________________________________________________________________                           

SEÇİM FIRSATI! (SÖZ VERİN VE YAPIN!)

Daim dostum şimdilerde emekli yüksek ziraat mühendisi Orhan Aydeniz geçtiğimiz günlerde gazetedeki Köşesinde  “Ağaç Varlığımızı Artırmalıyız” diyor ve şu rakamları veriyordu: “Bilimsel kriterlere göre bir ülkede  bitki örtüsü oranı yüzölçümünün %30 kadarı olmalıdır. Bu durumda ülkemizdeki bitki örtüsü varlığımızı kabul edilebilir düzeye çıkarmak için halen 66 bin hektar olan orman alanımızı yaklaşık 100 bin hektara yükseltmemiz gerekir. Bu hedefe ulaşmak için ülkemizdeki hali ve tarım dışı hazine arazilerinden 34 bin  hektarının Orman Dairesine tahsis edilmesi ve düzenlenecek etkin kampanyalarla ağaçlandırılması gerekir…”

HADİ BAKALIM: Seçim hazırlıkları başladı. Hüseyin Ekmekçi’ye göre adaylık başvuruları için merkezde ve ilçelerde kuyruklar kapılardan taşmakta.. Herkes “KKTC’nin bahtı kara maderini değiştirmek” için birer Namık Kemal gibi kendilerini fedakârca ortalara attı. Hepsi de  iktidar  tarafından devletin kalbine sokulan bıçağı çıkartıp kendi o yüreğine saplamaya hazır ki  KKTC’nin canına çıkacak canlarından can  katsınlar..

HİÇ lafımız yoktur! Fakat Orhan’ın 34 bin hektar tarım dışı ve hazine arazilerinin orman dairesine devredilmesi önerisi bende bir çağrışım yaptı şöyle ki:

Hemen her seçim propagandasında “yapacağız edeceğiz” laflarının yanı sıra bir de “soracağız” lafı vardır: “Nereden buldun?” Mesela bu kez Halkın Partisi genel başkanı Kudret Özersay “eğer iktidar olursak nereden buldun yasasını çıkartacağız” diyor.. İnşallah olur ve dediğini yapar.

FAKAT oylarını rizikoya sokmak pahasına bu vaadini  “sözü” yaparken, oldu olacak diyoruz, işte bir rizikolu olay daha: Çıkıp desin ki “biz seçilirsek tüm hali ve tahıl tarımına elverişli olmayan arazilerle hazine arazilerinin sadece yüzde 34 bin hektarını orman dairesine bağlamakla kalmayacak, çevre ve şehircilik planları dışında, kapsamına vakıf mallarını da alacak şekilde tek karışını bile ne yap işlet devret modeli ne de gizli pazarlıklarla,  tahsislerle falan kimselere tek karışına bile dokundurtmayacağız! Rant ekonomisine son vereceğiz…”

FIRSAT MI? Her ne kadar seçim kampanyaları başlamamışsa da işte fırsat: Gelin bu seçim kampanyasında sonrasında oluşacak  hükümeti halkın huzurunda “müeyyideye” bağlayacak radikal tedbirlere imza atın! Fakat “dereyi geçene kadar” değil!  Sapına ve köküne kadar arkasında durulan sözle…

—————————————————————————————————————————————-

KISACA TAKILDIĞIM: (DÜRÜST’ÜN ANAYOLU!)

Daha önce de yazdımdı. Mağusa’da Mustafa Kemal Bulvarında Lefkoşa  çemberini DAÜ’ye doğru geçtikten hemen sonra sol taraftaki “Galilant” denilen mahalleden anayola 200 metrelik bir kaldırımdan tam 5 giriş çıkış yeri vardır üstelik yaya geçici de yoktur!  Nitekim  geçen gün bir üniversiteli kız öğrenciye karşıdan karşıya geçerken araba çarptı öğrenci  hastanelik oldu!                               Bu anayol “Karayollarının” yani Kemal Dürüst’ündür! Devri bakanlığında bizi icraatlarına hasret bıraktı! Arzuhalimiz olur,  giderayak bari şu yukarıda aktardığım sorunu hallediversin  de  gidecekse öyle gitsin  gayrı!



TAGS: Konfederasyonu da Tartışın!, Eşref Çetinel
MANŞETLER

HK Eşref Çetinel

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems