HABER KIBRIS

Lefkoşa 1670

13/05/2017


ads

Ahmet Okan


Bir gezgin Kıbrıs’a geldiğinde tarih 1670’ti.

Fetihten yüz yıl sonra.

Girne Kapısı’ndan içeriye giren gezginin ilk görmek istediği yer Ayasofya camisi olur.

Lefkoşa’ya girmek için izin almış olmalıydı çünkü Hıristiyanlar elini kolunu sallayarak kapılardan içeriye giremezlerdi.

Gezgin Ayasofya’yı dıştan görür çünkü Hıristiyan olarak cami içine girmesi mümkün değildi…

Kesme taşlardan yapılan Ayasofya’ya hayran kalan ziyaretçi daha sonra gördüklerini şöyle anlatır:

“Paşa’nın ikametgahının bulunduğu yer de görülmelidir. (Sarayönü’nde bulunan Lüzinyan Sarayı-Vali Konağı. A.O). Ortasında bir piramidin bulunduğu büyük bir meydanın karşısında yer almaktadır. (Sarayönü Meydanı. A.O). Her Cuma günü Türkler meydanda atlarını talim ettirmektedirler.

Bu sarayda Kıbrıs krallarının yaşadığı bize söylenmiştir. Büyüklük ve yükseklik bakımından çok iyi bir yapıdır.

Giriş kapısı üzerinde içinde güzel işaretleri olan Lüzinyan ailesi ve Savoy ailesinin armaları bulunmaktadır.

Şehirde Türklerin kaldığı diğer evler kesme taştan olup bize söylendiğine göre Venedikliler tarafından yapılmıştır.

Yollar geniş ve biçimlidir.

Evler iyi ekilmiş, özellikle hurma veren palmiye ağaçlarının ekili olduğu çok güzel bahçelerin içine yerleştirilmiştir.” (Prof. Dr. Ata Atun, Milattan Öncesinden Günümüze, Kıbrıs Tarihi Üzerine Belgeler, Cilt 2, s.455.)

Belli ki fetihten sonra bir asır geçmesine rağmen Lefkoşa henüz Lüzinyan ve Venedik yapılarının görüntüsü içindeydi.

Yollar geniş.

Evler kesme taştan ve bahçeler içinde…

Gezginin söyledikleri dikkate alınacak olursa, Lefkoşa’nın Osmanlı-Türk tipi görünümü daha sonraki yüzyıllarda belirginleşecekti.

Geniş yollar daraltılacak, birçok Venedik yapısı yıkılacak, temelleri veya duvarlarının üzerine Türk tipi evler kondurulacaktı.

Ve Lefkoşa Venedik dönemindeki görünümünden çok bir şark görünümü alacak ancak yine de yer yer çok kültürlü görünüm kendini gösterecekti…

Aynı ziyaretçi Kıbrıs izlenimlerinde şöyle der:

“Türklerin kendilerine ve mülklerine karşı olan kötü davranışlarından dolayı adada yaşayan Rumlar ve diğer Hıristiyanlar fakirdirler.”

Fakir Rumlar!

Bu durumu algılamak hayalleri bile zorluyor, günümüzde ve çoktandır fakir kesimin kim olduğuna bakınca.

Bu da, hangi kesimin yüzyıllardır nereye koştuğunu, uygarlık açısından nerelere tırmandığını, nerelere ulaştığını; hangi kesimin ulaşamadığını, geriye düştüğünü karşılaştırmalı olarak anlatmaya yetiyor…



TAGS: Lefkoşa 1670, ahmet okan
MANŞETLER

HK Ahmet Okan

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems