HABER KIBRIS

LTB için üç aday…

14/02/2018


ads
ads

Hüseyin Ekmekci


Ulusal Birlik Partisi, son seçimlerin en büyük partisi…

Sandık sandık sonuçlar incelendiğinde, yerel seçimlerden UBP’nin büyük bir zaferle çıkması olasıdır.

“Belediyede herkes adaya bakar…”

Doğru bir yaklaşım olabilir.

Ama, UBP, bu gücü doğru organize ederse, 28 belediyenin önemli bir bölümünü “turuncuya” boyayabilir.

UBP’de şöyle bir gelenek var:

“Belediye başkan adaylığına 1’den fazla isim aday olur. Bir kişi adaylığı kazanır. Gerisi kazanan adayın karşısına ya bağımsız aday olarak çıkar, ya da başka bir partinin adayını destekler…”

Bu gelenek bozulmadığı takdirde, UBP, kazanabileceği bir çok belediyeyi, haliyle kaybedecek…

Burada UBP liderliğine ciddi görevler düşüyor…

Şimdi…

Lefkoşa Belediye başkanlığı,  UBP için gündem…

Haliyle aday sayısı birden fazla…

Hasan Sertoğlu aday, zira genel merkez de kendisine “aday ol” dedi.

Hatta…

“Adayımızsın” dedi.

Şimdi iş ciddiye bindi…

Süreç başlayacak…

İlçe Başkanı Sadık Gardiyanoğlu, “ben de aday adayıyım” diyor…

“Üye kimi isterse o aday olsun. Genel merkez fetva vererek, tepeden aday dayatamaz” diyor…

Hatta, 23 örgüt başkanından da imza toplayarak, bir yolu yürümeye başladı bile…

Bir aday daha var.

O da Akın Aktunç.

25 yıllık belediyeci.

Daha önce aday da oldu, kaybetti.

Meclis üyesi adayı oldu, bir çok başkanla “asbaşkan” olarak çalıştı…

“Artık bu kenti ben yönetebilirim” diyor…

Ha…

Bir de, Ahmet Savaşan ismini gündeme koymaya çalışanlar var ama, o iş o kadar kolay değil.

Hasan Sertoğlu bir söz aldı…

Ona uygun da adımlar attı.

Şimdi süreç değişiyor.

UBP başka bir sürece evriliyor.

Lefkoşa’da aday belirleme sürecinin sancılı geçeceği muhakkak.


Kime ne faydası var?

Çok mu iyimserim bilemedim ama…

Bu meclis içi gerilimi biraz da yeni hükümet kurulma sürecine bağlıyorum.

Vekiller arasında ciddi bir hoşgörüsüzlük hakim…

“Sancıdır geçer” diye düşünmek istiyorum…

Ancak…

Kimseyi kimseden ayırmadan söylemek isterim ki…

Vekiller toplumu geriyor…

Vekiller hoşgörü kültürünü ayaklar altına alıyor…

Vekiller şiddet kültürünü besliyor…

Vekiller küfür ediyor…

Vekiller iftira atıyor…

Vekiller bilmeden konuşuyor…

Vekiller provoke ediyor…

Vekillerden yana taraf olmayacağım.

Çünkü, hangi tarafını tutsan elinde kalıyor…

UBP’nin de…

CTP’nin de…

YDP’nin de…

Bu sorunun üstesinden gelmesi gereken de parti genel merkezleridir.

Ha…

Siz bunla beslenecekseniz, bu sizin bileceğiniz iş.

Ama toplum bunu hak etmiyor…

Bu gerilimin kimseye faydası olmadığı gibi, “bölücülükle” beslenenlerin ekmeğine de yağ sürülüyor…

Sorunu görmezden gelmek, bu ülkeye yapılacak en büyük kötülük…


Arabacıoğlu röportajı ve Serdaroğlu

Mustafa Arabacıoğlu…

Sağlık ve eğitim eski bakanı…

Doktor…

Üstelik de dürüstlüğü ile ismini siyasi tarihimize yazdıran bir değer…

Bir röportajını okudum dün…

Diyor ki:

“Doktorlar, yetki ve sorumluluk alanları dışında sorumlu tutulamaz…”

Yani…

Kalp ameliyatı…

Hasta narkoz nedeniyle ayılamıyor…

Anestezist mi, kardiyolog mu?

O zaman tersten bakalım…

Anestezist hangi hallerde sorumludur bir ameliyattan?

Doktor, “uyut” der uyutur…

Doktor, “ayılt” der ayıltır…

Gerisi cerrahın işidir…

Başka ne diyor Arabacıoğlu bu röportajında?

Tabii ben ondan sonra ne anestezisti gördüm, ne başka birini. Dediğim gibi, anestezistle benim bir tek bağlantım ameliyathaneye girdiğim zaman ameliyat öncesi beni gördü, bir de ameliyathaneden çıktığım zaman yüzüme tokat vurduğunu ve uyandığımı hatırlarım. Hastanede beni ameliyata hazırlayan, tedavime karar veren Cerrah Dr… Endikasyonu koyan genel cerrahtır. Anestezi uzmanı sadece beni uyuttu.”

Çok geçmiş olsun sayın Arabacıoğlu…

Bir sağlık sorunu yaşadı ve bu süreci anlattı.

Anlatırken de, “Anestizisti hiç görmedim” ifadesini kullandı…

Bir şey daha söyledi:

Her doktorun her kadrolu personelin görev ve yetkileri teşkilat şemalarında yazar. Bunun dışında o kişiden senin görev beklemen doğru değildir. Onu belirteyim. Anestezistin görev ve yetkileri de görev şemasında bellidir.”

Sayın Arabacıoğlu’nu dinlerken aklıma ister istemez “fetüs davası ve Rasiha Serdaroğlu” geldi.

Serdaroğlu anestezist…

Özel bir hastanede ameliyata karar veriliyor…

“Gel” diyorlar gidiyor…

“Acil” denen ameliyatlara giriyor…

“Uyutuyor…”

Ameliyat bitince de “uyandırıyor…”

Ameliyatlara hastane yönetimi ve kadın doğum uzmanları karar veriyor…

Kürtaj…

Acil bir şekilde bebek alımı…

Ya da sezaryen doğum…

Ama Rasiha Serdaroğlu bugün mahkum.

Bir çok doktor, böylesi bir davada “anestezist suçlu” noktasından çok uzakta…

Hastane sahipleri bir tamam özgür…

Ama “acil gelmen gerek” dendiğinde giden ve ameliyat nedenini başka bir doktorun belirlediği olaydan içeride…

Rasiha Serdaroğlu…

Serdaroğlu “cezasında indirim” talep etmiyor…

“Adil yargılanma” talep ediyor…

Yüksek  mahkemenin bir an önce “itirazlarını” değerlendirmesini istiyor…

Hukuki temelde…

Ve elbette bilimsel yaklaşımı da reddetmeden…



TAGS: hüseyin ekmekçi
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

© 2016 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems